Sevgili okurları; Dünya kurulalıdan beri insanları idare etmek için belki de milyonlarla ifade edilen hükümdarlar, padişahlar, sultanlar, krallar ve idareciler gelmiştir. Ama sonunda bir şekilde hayatları son bulmuş ve hesaplarını vermek üzere kendini yaratana dönmüşlerdir. Ama adaletle hükmedenler rahmetle anılmış, zulüm yapanlar da kıyamete kadar lanetle anılacaklardır.
Yakın tarihimizde tuvaletlerini bile altından yaptıran Kaddafi halkına hep hor bakan Saddam gibilerin sonu ise, birisi tuvalet çukurunda diğer ise kazığa oturtularak ömürlerini bitirmişlerdir.
Bunun yanında Fatih gibi Kanuni gibi ve daha birçok büyüklerde kıyamete kadar rahmetle anılacaklardır.
Tarihi araştırırken bir İslam eserinde şu kıssayı buldum ve okurlarımızla paylaşalım diye sizlere nakletmeyi uygun buldum. Hangi devirde yaşadığını tam tespit edemedim ama büyük bir padişah ihtişam ve zenginliğini halkına göstermek için maiyetindeki adamlara en güzel elbiselerini giyip en asil atlara binip, bir kortej oluşturmalarını emretti kendisi de mücevherlerle süslü atına bindi. En görkemli kıyafetleri ile kortejin önüne geçti ve şehrin içinde ilerlemeye başladı. Halk hayret ve korkuyla bu ihtişamlı korteji seyrediyordu. Kibrin ve gururun zirvesindeki padişahın atının önüne pejmürde kılıklı bir yaşlı çıktı ve atın koşumlarını tuttu. Bunu gören padişah öfkeyle bu şahsın hemen çekilmesini söyledi. Yaşlı adam gayet sakince 'maruzatım var. Kulağına bir şey söylemem lazım' dedi. Padişah eğilince, o yaşlı kişi 'Ben ölüm meleğiyim. Canını almaya geldim' dedi. Padişahın rengi attı. Melekten helallik istemek için izin istedi. Ölüm meleği 'Vaktin doldu' dedi ve padişahın canını oracıkta aldı. Bütün ihtişamıyla yer düştü padişah. Altın elbiseleri, misk kokulu sakalı toprağa bulandı. Kortejdeki adamlar şaşkınlık içinde başına üşüştüler. Bütün ihtişamı, zenginliği bir nefes de hiç olan padişaha baka kaldılar.
Günümüzde devlet adamaları da etrafındaki dalkavuklara dikkat etmeliler. Saltanat elden gidince belki de ilk terkedenler etrafında beslediği kişiler olacaktır. Onun için kibirlenip, gururlanıp, halkı aşağı görenlerin akıbeti hep böyle olmuştur. Büyükler derler ki; ' Üç kişiye şu üç şey yakışmaz: 1. Gücü elinde bulundurana sertlik 2. Alim olana mal ve dünya sevgisi 3. Varlıklı olana da cimrilik yakışmaz.'
Büyüklerden birisi diyor ki; 'Dünyevi arzuları ve hırsları artan buna karşılık ahiret kaygısı azalan ve bu duruma memnun olan birini gördüğünde bil ki yüzüstü süründüğü halde farkına varmayan aldanmış biridir. Bu tür insanlara nasihatte zor kar eder. '
Adamın birisi nehri geçmesi gerekiyordu ama parası yoktu. Sandalcıya rica etti 'Beni karşıya geçirirsen sana işine yarayacak bir öğüt veririm.' Sandalcı önce razı olmadı daha sonra adamın vereceği öğüdü merak ederek 'Peki olur gel' dedi. Onu sandala alıp karşıya geçirdi.
Adam sandaldan inince 'Bana yaptığını herkese yapma sonra aç kalırsın' dedi ve sandaldan inip uzaklaştı. Sandalcı da arkasından bakakaldı.