Prof. Dr. Yılmaz BÜYÜKERŞEN'in özyaşamını anı/söyleşi biçiminde anlatan 'Zamanı Durduran Saat' isimli kitabın okurlara sunulmasının üzerinden 5 yıllık bir zaman dilimi geçti.
Bu 5 yıl içinde Eskişehir'de, Türkiye'de ve dünyada çok şeyler yaşandı. Yaşananların çoğu üzerimizde derin acılar ve umutsuzluklar bıraktı. Üstelik yaşananlar her zaman Eskişehirlileri de çok yakından ilgilendirdi.
Yani tıpkı 'tıkır tıkır çalışan bir saat gibidir zaman…' betimlemesinde olduğu gibi, zaman akıp gitti. Ama o kitabın izleri toplumsal belleğimize kazındı.
Dahası, akıp giden zaman 'durdurulması gereken yeni saatler(!)' ve bilim ve sanat yoksunu 'saat bozucular' yarattı…
Zamanın durdurmaya çalıştığı saatlerimizi korumak için tüm duyarlı yurttaşlara görevler düşüyor. Ama bence öncelikle, toplumsal olayların iyi tahlil edilmesi ve geçmiş dönemle ilgili gözlemlerin/anıların incelenerek toplumsal belleğin güçlendirilmesi gerekiyor.
Bu amaçla, Eskişehir açısından çok önemli olan o 5 yıl önceki kitaba dönerek belleklerimizi tazelemek istiyorum.
'Zamanı Durduran Saat'
Anımsanacağı gibi, editörlüğünü gazeteci- yazar Cemalettin N. TAŞCI'nın yaptığı 'Zamanı Durduran Saat' isimli kitabın ilk baskısı Temmuz 2009'da okurlarla buluştu.
Başarılı bir anı/söyleşi örneği bu kitap, bireysel anıların çekiciliği yanında, Eskişehir ve Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişim tarihi açısından da çok önemli olan bilgiler taşıyor.
Kitabın adı, Yılmaz Hoca'nın Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü görevinden zorunlu olarak ayrılmasından sonra, genç çalışma arkadaşları tarafından kendisine hediye edilen ve hocayı çok duygulandıran 'durmuş bir cep saatinden' geliyor…
Bu kitaptan özellikle genç gazetecilerin öğreneceği çok şeyler var. Çünkü kitapta Eskişehir'in basın tarihiyle ilgili olarak deneyim ve gözlemlere dayalı öylesine değerli bilgiler var ki…
Dahası, kitapta çok duygulu bir 'sanat aşkı hikayesi' anlatılıyor…
Ayrıca bu kitap, Eskişehir'in yükseköğretim tarihi (özellikle açıköğretim) üzerinde araştırma yapacak akademisyenler için 'birinci derece kaynak' özelliği taşıyor.
Bunların yanında kitapta; şehircilik ve belediyecilik konularında özet olarak verilmiş özgün ve değerli görüşler yer alıyor. Örneğin ben 'kentler ve otomobiller' konusunda yapılan değerlendirmeden çok etkilendim.
Özetle, tıkır tıkır işleyen ve bir başvuru kitabı özelliği taşıyan 'Zamanı Durduran Saat' mutlaka okunmalı.
Bu Kitabın Devamı Gelmeli
Daha da önemlisi bu kitabın mutlaka devamı gelmeli. Çünkü 'Zamanı Durduran Saat', Sayın BÜYÜKERŞEN'in yaşamındaki 2009 yılı öncesi yıllarla ağırlıklı olduğu için doğal olarak son yılları kapsamıyor ve belediye başkanlığı döneminden de kısaca söz ediyor.
Oysa gerek Yılmaz Hoca açısından gerekse Eskişehir açısından son 15 yıl çok ama çok önemli.
Bilindiği gibi son 15 yılda Türkiye'ye ve dünyaya örnek olan 'Eskişehir Mucizesi'nin öyküsü yatıyor. Bence o 15 yıllık öyküde 'çağdaş belediyecilik ve şehircilik' açısından gerçekleştirilen çok önemli ve ilginç olan işler var. Üstelik yapılan işlerin çoğu bu işin literatüründe bile yer almıyor. Onun için bu deneyimlerle ilgili ayrıntıların bilim çevreleriyle ve insanlık kamuoyuyla mutlaka paylaşılması gerekiyor.
Ayrıca, her ne kadar Yılmaz Hoca, 'ben siyasetten anlamam…' dese de son 15 yılda Eskişehir'de belediye seçimlerinde müthiş bir siyasal başarı yaşandı. Kendilerini büyük siyasetçi gören(!) kişilerin ve partilerin bu öyküden almaları gereken dersler var.
Dileğimiz, tıpkı önceki kitapta olduğu gibi son 15 yılda yaşananlarla ilgili bilgilerin ve belgelerin de ayrıntılı olarak tarihe kayıt düşülmesidir.
Korumamız Gereken Saatler
Yukarıda dedik ya; 'tıkır tıkır çalışan saat gibi acımasızca akan zaman, birileri için durdurulması gereken yeni saatler yaratıyor…'
Örneğin, 1920'lerden beri tıkır tıkır işleyen 'Cumhuriyet saatimizi' durdurmak için son 12 yıldır yapılan hoyratça saldırılar özellikle son 5 yıldır öylesine arttı ki!...
Bu bağlamda, son olarak gündeme sokulan 'Cumhurbaşkanlığı seçimi' kisvesi altında getirilen adaletsiz bir yöntemle 'Cumhuriyet saatinin temel direği kırılarak, RTE diktatörlüğünde teokratik bir rejim…' yaratılmak isteniyor.
Bu durumda tüm duyarlı yurttaşların mutlaka oy kullanması ve o oylarla Cumhuriyet saatini koruması gerekiyor.
Ve yine örneğin, son 15 yıldır tıkır tıkır işleyerek Türkiye'ye ve dünyaya örnek olan 'Eskişehir saatimizi' durdurmak için, özellikle son 5 yıldır binbir çeşit dalavere döndürülüyor…
Büyükşehir Yasası'nın anlamsız ve adaletsiz hükümleriyle oluşturulan belediye meclisi taktikleriyle, İl Özel İdaresi'nden kasıtlı bir biçimde devredilen borçlarla ve hükümet katından yapılan baskılarla Eskişehir saati durdurulmaya çalışılıyor…
Ancak gayretleri boşuna…
Çünkü parçaları bilim, sanat ve demokrasiden oluşan saatleri hiçbir zaman dilimi durduramaz…
Sevgiyle dostlukla.