Türkiye toplumunu aylardır yoğun olarak meşgul eden ve '10 Ağustos'ta yapılacak olan 'Cumhurbaşkanlığı seçimi' artık kapıya dayandı.
Ortaya çıkan üç aday yaklaşık kırk günden beri propaganda çalışmalarını sürdürüyorlar. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda açıkça ortaya çıkan iki durum var.
Birincisi, 'çok eşitsiz ve adaletsiz bir seçim süreci yaşanması…'
İkincisi de 'aday RTE'nin kalitesiz söylemleri ve tavırları yüzünden seçim ortamının çok gerginleşmesi …'
İşte, yurttaşların 'kime oy vermeli?...' tartışmaları da böylesine 'tansiyonu yüksek ama kalitesi düşük bir seçim ortamında' yapılıyor.
Benim bugün sizlerle paylaşmak istediğim; '10 Ağustos sürecinde sol partilerin ve sol seçmenin duruşu nasıldır ve nasıl olmalıdır?..' konusu olacak.
ADAYLARIN AÇIK HEDEFLERİ VE DESTEKÇİLERİ
Adaylar üzerine yapılan yoğun ve karmaşık polemiklere kapılmadan, adayların esas hedeflerini ve destekçilerini sadeleştirilmiş biçimde özetlersek karşımıza şu gerçekler çıkıyor:
Recep Tayyip ERDOĞAN: Ortaya 'Milletin Adamı' sloganıyla çıkan RTE'nin esas hedefi; 'kendisinin kesin egemenliği altında teokratik ve otoriter bir başkanlık sistemi oluşturmak…'
Bu hedefe ulaşma yolunda seçim sürecinde tüm devlet olanaklarını hoyratça kullanan RTE; AKP örgütünün, havuz medyasının, yolsuzluk paydaşlarının ve dinci sermaye çevrelerinin tam desteğini de arkasına almış durumda.
Ekmeleddin İHSANOĞLU: 'Türkiye'nin uzlaşı adayı' olarak ortaya çıkan ve 'Sevgiyi, Saygıyı, Birliği, Dirliği, Huzuru EKMEK İÇİN!' belgileriyle çalışmalarını sürdüren Ekmel Bey'i destekleyen partiler şunlar: CHP, MHP, DSP, LDP, DP, BTP, BBP, DHP, TSİP, DYP, KP, HAP, Türk Parti.
Selahattin DEMİRTAŞ: Seçimlere HDP'nin (Kürtlerin) adayı olarak katılan bu aday 'eşitlik ve özgürlük yanlısı söylemleriyle' oy toplamaya çalışıyor. Ancak esas hedeflerinin cumhurbaşkanı seçilmek değil, 'Kürt oylarını yüzde 10'un üzerine çıkarmak' olduğunu herkes biliyor. Bu adaya HDP'nin yanında bazı sol partiler/gruplar da destek veriyorlar.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda hiç unutulmaması gereken çok önemli bir nokta var: Bu seçim, partilerin alacağı oyların çok önemli olduğu genel ya da yerel seçim değildir ve sadece bir kişi seçilecektir. Yani 'en çok' olamayan oyların hiçbir değeri kalmayacaktır.
Bir başka deyişle; 10 Ağustos'ta 'hayallerin cumhurbaşkanı adayı kazansın diye değil, kabusların adayı kazanmasın diye' oy kullanmak gerekecektir…
SOL OYLAR ÇOK DALGALI GÖRÜNÜYOR
Seçim sürecine ülkemizdeki 'sol partiler' açısından baktığımızda ilk dikkati çeken durum, 'aralarında birlik olmadığı' gerçeğidir. Ülkemizde kendisini sosyal demokrat ya da sosyalist olarak tanımlayan partiler 10 Ağustos'ta oy verme konusunda dört farklı duruş sergiliyorlar:
1. Ekmeleddin İHSANOĞLU'nu destekleyenler: CHP, DSP, TSİP, DHP, KP, HAP.
2. HDP adayını destekleyenler: DBP, DSİP, EMEP, ESP, SDP, YSGP ve 'yetmez ama evet' çizgisindeki bazı sol partiler/ gruplar.
3. Seçimi boykot etmeyi savunanlar: BDSP, DHF, DİP, HAK-PAR, HTKP, İKP, TKP 1920
4. Kesin tavır almayanlar: İP, ' RTE'ye Demirtaş'a oy yok' diyor, ama İhsanoğlu'na CHP'ye de hoyratça yüklenerek takiyyeci bir tutum izliyor.
ÖDP ve Halkevleri çizgisi ise boykot kararı almadılar ancak herhangi bir adayı da açıkça desteklemiyorlar.
Bu tablonun açıkça gösterdiği gibi, 10 Ağustos'ta oy verme konusunda ülkemizdeki sol örgütler arasındaki umut veren tek ortak bir görüş, 'RTE'ye oy vermemek' noktasındadır. Ancak bazı sol örgütlerin umursamaz davranışlarının 'RTE'ye dolaylı destek sağlayacağı açıktır…'
SOLUN SORUMLULUĞU
Çağcıl gerçeklerin ortaya koyduğu gibi gerek dünyanın daha adaletli, daha barışçıl ve daha güvenli hale gelmesi; gerekse ülkemizin çağdaş uygarlık yolunda ilerlemesi; solun/ sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri olan 'özgürlük, eşitlik, dayanışma, demokrasi ve barış' ilkelerinin yaşama geçmesiyle mümkün olacaktır.
Dünyanın her yerinde yukarıda belirtilen ilkelere dayalı olarak katılımcı ve demokratik siyaset yapmaya öncülük eden örgütlü güç, 'sosyal demokrat ve sosyalist partilerin birlikteliği' olmuştur, olmaktadır.
Bu bağlamda Türkiye'de kurumlaşmış ve bütünleşmiş bir sol, ülke sorunlarımızın çözümü için olduğu gibi, siyaset kültürümüzün geliştirilmesi için de önemli bir zorunluluktur.
Ülkemizdeki sol grupların 10 Ağustos konusunda farklılık göstermelerinin temelinde; 'eşitlik, özgürlük, insan hakları ve demokrasi konularındaki farklı görüş ve uygulama yaklaşımları' yatmaktadır.
Solcularımızın kimisi 'Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini' öne çıkarırken, kimisi 'insan hakları (veya Kürt sorunu)' ya da 'sosyalizm' hedeflerini öne çıkarmaktadır.
Ve bu yüzden ülkemizde demokrasimizin karşı karşıya olduğu 'diktatörlük tehlikesi', bir türlü solun öncelikli ortak hedefi olamamaktadır.
Oysa o solcuların hepsi çok iyi bilirler ki: 'Demokrasinin olmadığı yerde cumhuriyet değerleri de, insan hakları da, sosyalizm de olmaz/olamaz…' Bir toplumda 'demokrasi olmadan, değişim/gelişme olamayacağı' ise hiç unutulmaması gereken bir gerçekliktir.
Bunun için 10 Ağustos'ta yapılacak seçimde; 'HDP adayına oy vermek' ya da 'oy kullanmamak' gibi sanal önermelerle hiçbir sol örgütün ve hiç kimsenin 'sol oyları çarçur etme lüksü yoktur, olmamalıdır…'
Dünyanın ve ülkemizin gerçek sorunlarının sanal politikalarla çözümlenemeyeceğini ve kapımızda bekleyen diktatörlük tehlikesinin küçümsenemeyeceğini tüm duyarlı yurttaşların unutmaması gerekiyor.
'Özgürlük içinde eşitliği sağlama' umutlarımızın 10 Ağustos'ta ivme kazanması dileklerimle.
Sevgiyle dostlukla.