Millî, dinî veya özel olarak önemi olan ve kutlanan gün veya günlerden oluşan bayramlardan bir tanesini daha bitirmiş olduk. Herkes için ayrı bir anlam ifade eden temelinde bireysel ve toplumsal iletişimlerimizi arttırması gereken günlerden olan bayramlar eski anlamlarını ve önemini yitirmiş gibi görünse de özellikle içinde yaşadığımız toplumumuz da halen coşkuyla karşılandığı kanaatindeyim. Kimine göre bir tatil kimine göre dinlenme zamanı olarak görünse de çalışma hayatı açısından bakıldığında bayramlar normal bir günden farksız olarak görülmekte birçok kişi çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Yasal olarak almaları gereken fazla mesai ücretlerini dahi alamamaktadırlar. Üretim sisteminin bitmez usanmaz kazanma hırsı çalışanların dinlenmesine ve bayram yapmasına dahi fırsat vermemektedir. Çalışma hayatının getirmiş olduğu zorluklar çalışan kesime adeta 'bayram gelmiş neyime bayram geçmiş kime ne' dedirttirmektedir. Yazılacak çizilecek o kadar fazla olumsuzluk var ki zaman zaman buradan sizlerle paylaştığımız ülke gerçeklerini yansıtmaya çalıştığımız kötümser tablo her bayram öncesi maalesef azalmadan artarak devam etmekte. Sağlıkçıların, eğitimcilerin, güvenlik görevlilerinin, kamuda çalışan işçilerin, memurların, taşeron işçilerinin, güvencesiz kayıtdışı çalışanların, AVM emekçilerinin ve daha bir çok kesimin sorunları bayram sevincini gölgede bırakmaktadır. Bunun yanı sıra Kadınlar, çocuklar, Engelliler için kolaylaşması gereken haya şartları biraz daha zorlaşmaya devam ediyor. Grev yasakları artarak sürüyor. Birçok çalışan sendikalı olmaları nedeni ile işten atılmaya devam ediyor. Eğitimciler gelir ve ek ders ücret sorunları ile boğuşuyor. Taşeron işçilerin sorunu ortada duruyor. Kıdem tazminatının geleceği hala belirsiz. Siyasi açıdan ülkenin durumu zaten belli!. Yeter mi? bence ilk akla gelenler bile yeter. Ülkemiz insanlarının bayramlarını bayram gibi yaptıkları, hak gasplarına uğramadıkları, çalışma hayatının insan onuruna yakışır olması dileği ile geçmiş bayramınızı kutluyorum.