Bu yazı genel bir yargı ortaya koymak için değil,
Yeni bir uygulamayı sorgulamak ve anlamak için yazılmıştır…
***
CHP'de uygulanan mutlak butlan kararının ardından,
Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılarak kurdukları YENİ Parti kurultay sürecine girdi…
Ortaya yeni sistem getirdiler…
Parti üyesi ve delege olmakla ilgili…
Bu, ezber bozmaya yönelik yeni bir sistem…
Delege sistemi 12 Eylül döneminde yapılan Siyasi Partiler Yasası nedeniyle bir zorunluluk…
Yasal bir zorunluluk…
Tüm siyasi partiler aynı yasaya tabi…
Diğer partilerde de benzer sistem var…
Mahalle üyeleri delegeleri seçer, o delegeler bir sonraki kongrede oy kullanır, başkan ve yönetim kurulunu, ayrıca bir sonraki kongrede oy kullanacak delegeleri belirler…
En son aşamada,
İl kongrelerinde kurultay delegeleri belirlenir, o delegeler de partinin genel başkanını seçerler…
Bu sistem, CHP’de, diğer partilere göre daha şeffaf uygulandığı için çok konuşulur, çok irdelenir, çok eleştirilirdi…
Ya belediye başkanları, ya mevcut il başkan ve yönetimleri, daha çok kırsalda belirlenecek delegeler üzerinde etkili olurlardı…
Hatta,
Kırsal ilçelerden hangi adaya daha çok oy çıkarsa o adayın kesin kazanacağı bilinirdi…
Manipüle etmek kolaydı…
Adaylar, kongre kazanmak için daha az insanla muhatap olur, daha az insanı ikna etmek durumunda olurlardı…
İkna etme yöntemleri de her zaman tartışma konusu yapılırdı…
O yüzden çok demokratik ve gerçekleri olduğu gibi ortaya koyan sonuçlar genelde pek elde edilemezdi…
Yani üyenin değil, delegenin dediği olurdu…
“Delege ağalığı” tanımlaması da bu nedenle ortaya çıkmıştır…
“Benim 10 delegem var, benim 15…”
Eş dost, çocuk, gelin, damat partiye üye yapılır, bazı mahallelerde delege seçimlerinde partililer bir ya da birkaç kişinin işaretini beklerlerdi…
***
Buraya kadar tamam...
12 Eylül ürünü Siyasi Partiler Yasası’nın çoktan değişmesi gerekiyordu…
Ancak 46 yıldır hiçbir hükümet buna teşebbüs etmedi;
Ufak tefek çıkışlar dışında, muhalefet konuyu neredeyse hiç gündeme taşımadı…
Çünkü yasanın değişmesi demek,
Mevcut parti başkanlarına, üst düzey yöneticilere gereğinden geniş yetkiler veriyordu…
Örneğin adayları belirlemek konusunda tam yetkililer…
Ön seçimi, o da bazen, partilinin gönlü olsun diye yaparlar…
O yüzden yasanın değişmesi için kimse samimi bir gayret içinde olmadı…
***
Peki YENİ Parti’nin bu kendilerince “devrim” niteliğinde olduğunu söyledikleri uygulama gerçekten bir çözüm mü?
Bir kere şunu söylemeliyim; bu bir hile…
Evet Siyasi Partiler Yasası demokratik değil, ancak YENİ Parti’nin uygulaması da, ister istemez insanın aklına, “dağı aşmaktansa, etrafını dolanmaya” benziyor…
Ayrıca sanki bir deneme…
Deneme-yanılma yöntemiyle olay çözülmeye çalışılıyor…
Ayrıca şekil olarak doğru gibi görünebilir, ancak partili ve oy veren seçmen üzerinde bir etkisi olup olmayacağı, olursa da hangi yönde olacağı hiç belli olmaz…
Ayrıca,
Odunpazarı’nda 3 bin küsur, Tepebaşı’nda 2 bin küsur üyesi var YENİ Parti’nin…
Peki İstanbul Kadıköy’de, Beşiktaş’ta, Bakırköy’de?
İstanbul il başkanı seçiminde üyeler ancak internet üzerinden oy kullanabilecekler ve buna temayül yoklaması denecek…
Bu yöntem de yine spekülasyonlara açık olacak…
Hele genel başkan seçimlerinde…
Üyeler yine internet üzerinden yani dijital ortamda oy kullanacaklar ve bu oyları yalnızca bir grup denetleyecek, sayacak, sonuca bağlayacak…
Bu iyi niyetli girişim dilerim başarılı sonuç verir ve Türkiye’nin siyasi geleceğini değiştirebilir…
Ancak yine de eklemeliyim;
Benim aklıma pek yatmadı, peki sizin yattı mı?