2000’li yılların başıydı, yani 2001…

Ahmet Ataç’ın Tepebaşı Belediye Başkanı seçildiği ilk dönem…

Bir basın toplantısıyla açıkladı Ataç, 1. Pişmiş Toprak Sempozyumunu…

Basın toplantısında herkes birbirine bakıyordu…

“Nasıl yani?”

Bizim bildiğimiz pişmiş toprak; tuğla, kiremit, seramik ve topraktan yapılan bir takım eşyalardı…

İyi de, böyle bir ürünün sempozyumu nasıl olurdu acaba?

Oldu…

Çok da güzel oldu hem de…

4 gün süren etkinliğe yerli ve yabancı sanatçılar katıldı…

Eserlerini insanların gözleri önünde yaptılar…

İnsanlar,

Her gün üzerinde yürüdüğümüz, uğruna savaştığımız, can verdiğimiz ve bize can veren, hayat veren toprağın nasıl bir sanat eserine dönüştürüldüğünü gözleriyle gördüler…

Sempozyum sona erdiğinde,

Sanatçıların yaptıkları eserler şehirde kaldı…

Şehrin uygun noktalarında insanların beğenisine sunuldu…

Aralarında,

Klasik, rüstik, modern eserler vardı…

Kimi zaman estetize edilmiş, kimi zaman zaman ve uzay arasında eğrilip uzamış insan ve hayvan figürleri çıkmıştı ortaya…

Artık Eskişehir’in farklı bir özelliği daha vardı…

İlerleyen yıllarda;

Tepebaşı’nın birçok noktası bu eserlerle donanacak, sonraki yıllarda ise, tüm sanatçıların ortaklaşa ürettikleri anıtsal eserler kazandırılacaktı şehre…

Öyle de oldu…

Birincisi, ikincisi, üçüncüsü derken;

Dün bir de baktık ki 2 Eylül’de 18’ncisi başlayacak…

Ahmet Ataç düzenlenen bir basın toplantısı ile duyurdu bunu…

Çeşitli sergiler, konserler, yarışmalar, sergiler düzenlenecek…

Bunun yanında gün boyu eserleriyle uğraşan sanatçıları canlı olarak izlemek mümkün olacak…

Ki ben bunu özellikle tavsiye ederim,

Çünkü izlemek bile başlı başına bir ayrıcalık…

Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkında (önceki adıyla Havacılık Müzesi) 2 Eylül 18.30’da açılışı yapılacak

***

Pişmiş toprak ne kadar önce girmiş insan hayatına bilmiyorum ama tuğla ve kiremitin ilk kullanıldığı topraklar, bugün Mezopotamya dediğimiz bölgede, yani Fırat ve Dicle arasında kalan bölge…

MÖ 7000-6000 yıllarında…

Ancak bazı kaynaklar bu tarihi MÖ 13000’li yıllara kadar götürüyorlar…

Eskişehir tuğla ve kiremit imalatıyla 1926’da tanışıyor…

Eskişehir bölgesinin kiremit ve tuğla yapımına uygun toprağı nedeniyle (kil) çok talep alıyor…

Tuğla-kiremit fabrikaları hızla çoğalıyor…

Eskişehir’den yeni markalar ortaya çıkıyor…

Kurt Kiremit, Başak Kiremit ve belki de Türkiye’nin bu alandaki en büyük markası olan Kılıçoğlu Kiremit ve bu yazıda adlarını anımsayamadığımız diğer markalar…

Ve böylece tuğla ve kiremit ve genel olarak da pişmiş toprak Eskişehir’in hem ekonomik hem de toplumsal belleğinde çok önemli bir yere yerleşiyor…

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın kendi ifadesiyle;

“İlk 2002 yılında gerçekleştirilen Uluslararası Eskişehir Pişmiş Toprak Sempozyumu, ülkemizin ve şehrimizin en istikrarlı ve sürdürülebilir sanat, sektör ve bilim toplantılarından biri olarak öne çıkıyor…”