Demokrasinin vazgeçilmez iki unsurudur 'bilim' ve 'sanat'. Bir başka deyişle, 'bir demokratik sistem bilimle güçlenir, sanatla güzelleşir.'

Oysa son yıllarda benim ülkemde demokrasi bilimden ve sanattan iyice uzaklaşmaya başladı. Demokrasimiz bilim kaynaklarından yeterince beslenemiyor; sanatın güzellikleri demokrasimizin içine işleyemiyor.

Konuyla ilgili irdelenmesi gereken o kadar çok olumsuz örnek var ki… Ben bunlardan iki tanesini sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Üniversitelerimiz Sınıflandırılıyor

Son günlerde eğitim ve üniversite çevrelerindeki duyarlı yurttaşlarımızın endişeyle tartıştıkları bir konu var: 'Üniversitelerin sınıflandırılması hazırlıkları.'

'Türkiye'deki tüm kurumları ve kuralları kendi güdümü altına alma…' yolunda hızla ilerleyen bir başbakan ve onun partisi, şimdi de bilim yuvalarımız olan üniversitelere göz dikmiş durumda.

Üniversiteleri 'A tipi', 'B tipi', 'C tipi' olmak üzere 3'e ayırmak ve her statüdeki üniversiteye değişik sınav sistemi uygulamak için hazırlıklar yapılıyor.

Bu hazırlıklara göre ODTÜ, İTÜ, Boğaziçi gibi üniversiteler 'A tipi' olacak. Bu üniversitelerin sınavına sadece lisede belli bir not ortalamasının üstündeki öğrenciler girebilecek ve yine ÖSYM tarafından yapılacak sınav sonuçlarına göre kayıt yaptırabilecekler.

'B tipi' üniversitelere giriş için, okul başarı puanları ile üniversitelerin ÖSYM denetiminde kendi yapacakları sınavlar belirleyici olacak.

'C tipi' üniversitelere giriş ise öğrencilerin okul başarı puanlarına göre yani 'sınavsız' olacak.

Yeni sistemin 2016 yılından itibaren uygulanacağı söyleniyor.

Üniversitelerin bu biçimde sınıflandırılmasının dünyada bir örneği yok. Üstelik böyle bir sınıflandırmanın bilimsel bir dayanağı da yok.

Gelişmiş ülkelerde üniversiteler, 'araştırma üniversiteleri' ve 'meslek edindirme üniversiteleri' olarak sınıflandırılmaktadır. Oysa bizim ülkemizde getirilmek istenilen sistemin böyle bir amacı yok.

Getirilmek istenilen yeni sistemin, çağdaş eğitimin temel hedeflerinden olan 'kaliteyi yükseltmek' gibi bir hedefi de yok. Dahası, böyle bir sistem ülkemizde zaten bozuk olan 'eğitimde fırsat eşitliğini' iyice bozacaktır.

Görünen o ki bizim sistemin tek amacı 'özel dershanelerin apar topar kapatılmasından sonra, dershanelere gerek kalmayacak bir sınav sistemi oluşturmak…'

Oysa ülkemiz eğitiminin temelinde yatan 'kalitesizlik ve eşitsizlik sorunları' çözülmeden, getirilecek hiçbir sihirli sınav sisteminin çare olamayacağı açıktır.

Üzücü olan, üniversitelerimizi sınıflandırma işinin altında 'böl, parçala, yönet' tuzağının yatıyor olmasıdır…

Sanata 'TÜSAK' Kuruluyor…

Son günlerde AKP'nin sanat alanına yönelik hazırladığı bir yasa tasarısı sanat çevrelerini ayağa kaldırmış durumda.

Bu yasa tasarısına göre:

· Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki üç genel müdürlük (Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Bale Gen. Md. lüğü, Güzel Sanatlar Gen. Md. lüğü) kaldırılacak.

· Bakanlığa bağlı 'Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK)' kurulacak. Bu kurumun belirlediği özel sanat çevrelerine devlet desteği yapılacak. TÜSAK üyelerinin atamasını Bakanlar Kurulu yapacak.

· 'Devlet sanatçıları' da bu yasaya göre yeniden belirlenecek.

Başta kültür çalışanlarının sendikaları olmak üzere sanat alanında kurulmuş bağımsız STK'lar: 'İktidarın sanatı yönetemeyeceğini, TÜSAK'ın bağımsız olamayacağını, projelerde yandaş kişi ve kuruluşlara destek olunacağını, özellikle tiyatro, opera, bale, klasik müzik sanat dallarının yok olacağını…' ısrarla dile getiriyorlar. Ve bu STK'lar, 'sanata kurulmuş bir tuzak olan TÜSAK, Türkiye'de sanatın ölüm fermanıdır!' diye feryat ediyorlar.

Ancak ne yazık ki, sudaki aksinden başka hiç kimseyi dinlemeyen bir başbakan ve onun iktidarı bu feryatları umursamıyor.

'Özgürlük Sanatla Başlar!'

AKP iktidarının yapmak istediği şey çok açıktır: 'Çağdaş bilim ve çağdaş sanat yerine, kendi kafalarındaki dinsel ideolojiye denk düşecek uygulamalar getirmek…'

Daha da acısı, bu niyetler açıkça ortaya konulmuyor ve 'tuzak' niteliğindeki sözde yasal düzenlemelerle yapılıyor.

Bu tuzaklar boşa değil, çünkü onlar da çok iyi biliyorlar ki: 'Özgürlük sanatla başlar!..'

Biz de biliyoruz ki, tıpkı Nazım Usta'nın dediğince 'Onlar umudun düşmanıdır gülüm…'

Ve biliyoruz ki, duyarlı yurttaşlarımızın tertemiz umutları tüm tuzakları bozacaktır.

Sevgiyle dostlukla.