İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş, şehrin tüm sorunlarına el atarak sorunlar ve çözüm yolları konusunda herkesi dinliyor.

Sadece kent merkezinde değil, ilçelere de giderek ilçelerde yaşayanların sorunlarını dinlemeye ve o sorunların çözümü konusunda aldığı notları İYİ Parti Milletvekili Dr. Arslan Kabukçuoğlu'na ileterek TBMM çatısı altında çözüm aramasına yardımcı olmakta.

* * *

Ektaş'ın bu çalışmaları elbette ki kamuoyunda hem takdir görüyor hem de sorunları kamuoyu ile paylaşarak bilgi sahibi olmayanları da aydınlatmaya çalışıyor.

Başta CHP il teşkilatı olmak üzere diğer partilerin de il ve ilçe başkanları da Ektaş'ın bu çalışmasını örnek alsa şehrin sorunlarının çözümü konusunda belki daha hızlı yol kat edilebilir.

* * *

İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş, siyasi parti ve görüş ayırt etmeden her kesimle görüşüyor. Bu çalışması da İYİ Parti'ye bana göre artı yazıyor.

Seçimlerde karşılığını alır mı almaz mı?

Sandıkta seçmen ne der bilemem.

Şunu görebiliyorum.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de özellikle çarşı, pazar, esnaf ziyaretleri yapıyor.

Yani halkın içine giriyor.

Seçmene dokunuyor.

Seçmen de yanında Meral Hanım'ı görünce içini döküyor, sıkıntılarını aracılar vasıtasıyla değil direk kendileri anlatıyor.

Akşener'in sık sık çarşı pazar dolaşması seçmenin hoşuna gidiyor.

Yapılan kamuoyu araştırmaları ve anketlerde İYİ Parti'nin oyunun yükseldiğini görebiliyoruz.

BÜYÜKERŞEN, ATAÇ VE KURT

HALKA GÜVEN VERİYOR

İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş, geçtiğimiz hafta ES TV'de programa çıktı.

Bir bölümünü izledim.

İYİ Parti il başkanı olarak Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç'ı övdü.

'Sayın Yılmaz Büyükerşen'in, Sayın Ahmet Ataç'ın, Sayın Kazım Kurt'un kimliği Eskişehir halkına güven veriyor demek ki. Bunların kimlikleri siyasi partilerin önüne geçiyor' dedi.

Sayın Ektaş'ta Eskişehir halkının oylarıyla güven verdikleri, yaptıkları çalışmalarından dolayı memnuniyet duydukları üç başkana da hakkını vermiş.

Bir partinin il başkanının diğer partilerden seçilmişleri övmelerine bugüne kadar bir iki kez şahit olmuştum.

Ektaş'da, Büyükerşen, Kurt ve Ataç'ın çalışmalarından duyduğu memnuniyeti TV ekranlarında söylemekten çekinmeden söylemesi şöyle yorumlanmalı.

'Yiğidi öldür ama hakkını da ver'.

* * *

Mehmet Ektaş'ın şu tespiti çok doğru.

Genel seçimlerde seçmen Eskişehir de CHP'ye 3, 4 milletvekili çıkaracak desteği vermiyor, ama yerele gelince AK Partili, İYİ Partili, MHP'li, Saadet Partili, DP'liler Büyükerşen, Kurt ve Ataç'a başkanlık koltuğuna oturtuyor.

Demek ki CHP burada kendini sorgulamalı.

'Yerel seçimlerde CHP'nin adaylarına destek veren seçmen genel seçimlerde bize niye oy vermiyor' diye.

HDP'LİLERİN DEĞİL MERKEZDEKİ

SEÇMENİN OYUNA TALİP OLMALI

Birincisi CHP teşkilatları halka inemiyor.

İkincisi sadece seçim zamanlarında sahaya inip boy gösteriyor.

Üçüncüsü de HDP'den uzaklaşamıyor.

Seçmenin 3/2'si HDP'ye 'Terör örgütü PKK'ya destek verdiği ve TBMM'deki temsilcisi' olarak görüyor.

Hatta geçtiğimiz cuma günü CHP'den istifa eden İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy ve Yalova Milletvekili Özcan Özel'de yaptıkları basın toplantısında CHP'nin HDP'den kendisini uzaklaştıramadığını özellikle vurguladılar.

* * *

'CHP, HDP'lilerin oylarına talip. O tabana yakın durarak veya HDP'ye sahip çıkarak oylarını almak istiyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. HDP'den kaçanların oylarını alacağım diye mücadele edeceğine, merkezdeki veya merkez sağ seçmenin gönlüne girmeyi başarmanın çarelerini arasalar, CHP bugün aldığı yüzde 25 civarında oyun üzerine çıkabilir' diyenlerin sayısı artıyor.

Bu söylentileri kırmak için CHP kimliğini merkeze oturtmalı.

Bakın merkezdeki partilerin seçmeninin büyük bölümü kendi partilerinin barajı aşamayacağına inandıkları için CHP'yi destekliyor.

Ama bu demek değil ki, 'bizi desteklemeye mecburlar'.

Yüzergezer oylar bunlar.

ECEVİT VE ÖZAL POLİTİKASI UYGULANMALI

Geçmişte rahmetli Turgut Özal bunu başardı ve ilk seçimde iktidar oldu.

Yine rahmetli Bülent Ecevit, 'ortanın solu' dedi destek gördü.

CHP, HDP'lilerin oylarına talip olmak yerine sağ, özellikle de merkez sağdaki seçmenin oyuna talip olacak politika izleyebilse, belki AK Parti'ye giden merkez sağ oylarını da kendi sandığına çekebilir.

ADAYLAR ÖN SEÇİMLE BELİRLENMELİ

Söze gelince, 'Demokrasiyi en çok önemseyen partiyiz. Temel hak ve özgürlükleri en çok savunan partiyiz' diyor CHP.

Ancak belediye başkanı, belediye ve il genel meclisi ile milletvekili adayları diğer partiler gibi merkezden atamayla belirleniyor.

Hala seçilmiş il ilçe teşkilatları genel merkez tarafından görevden alınıyor.

Hani nerde kaldı, ' Demokrasiyi en çok önemseyen partiyiz. Temel hak ve özgürlükleri en çok savunan partiyiz' sözünüz.

Özellikle geçmişte yıllardır Eskişehir de partisinin bayrağını sallamış, gece gündüz koşuşturmuş insanlar yerine Eskişehir ile uzaktan yakından hiç ilgisi olmayan isimler milletvekili adayı yapıldı.

Buda parti içerisinde küskünlüğe yol açtı ve ister istemez sandığa yansıyor.

* * *

Tekrar İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş'ın söylediği şu önemli söze dönmek ve CHP'lilere bir kez daha hatırlatmak istiyorum:

'Sayın Yılmaz Büyükerşen'in, Sayın Ahmet Ataç'ın, Sayın Kazım Kurt'un kimliği Eskişehir halkına güven veriyor demek ki. Bunların kimlikleri siyasi partilerin önüne geçiyor'.

* * *

Eğer yerel seçimlerdeki zaferini genel seçimlerde de yaşamak istiyorlarsa bu sözler CHP'nin kulağına küpe olmalı.

* * *

İSTİFALARA TEPKİLER VAR

17 Şubat çarşamba günü yapılacak olan AK Parti il kongresi öncesi İl, Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe kadın kolları başkanları birden istifa ediverdiler!

Görevlerine devam etmelerine hiçbir engel yokken.

Neden istifa ettikleri bilinmiyor!

İstifaların ardından hemen yerlerine atamalar yapıldı.

Demek ki istifa dilekçeleri ellerinden günler önce alınmış, yerlerine atanacak isimler belirlenmiş bile.

Bu isimler il başkanı tarafından Genel Merkez'e sunulmuş. Genel Merkez'de herhalde 'neden istifa ettiler!' diye sorgulamadan yeni isimleri onamış.

* * *

AK Parti Odunpazarı ve Tepebaşı ilçe başkanlarına soruyorum.

1-İlçe Kadın Kolları Başkanlarınız istifalarını size mi sundu? Dilekçeyi size verdiler ise sizler istifaların gerekçelerini sordunuz mu?

2-Yerlerine atanan İlçe Kadın Kolları Başkanlarının isimlerini siz mi verdiniz? Veya atamalar yapılmadan önce sizin düşünceniz soruldu mu?

* * *

İl Başkanı Zihni Çalışkan'a soruyorum.

1- İl, Odunpazarı ve Tepebaşı İlçe Kadın Kolları Başkanları il kongresi öncesinde durup dururken neden istifa ettiler?

2- İstifalarını siz mi istediniz?

3- Partiyi zaafa uğratacak hata mı yaptılar?

4- İstifa dilekçelerindeki mazeretleri neydi?

* * *

İstifa eden İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Yalçın, Odunpazarı İlçe Kadın Kolları Başkanı Esma Çakır, Tepebaşı İlçe Kadın Kolları Neşe Karademir uzun süre görevdeydiler. Gördüğüm kadarıyla işlerini de başarıyla yapıyorlardı.

* * *

Bu istifalara partililer tepki göstererek sosyal medyadan eleştiri yağdırdılar.

İşte o eleştirilerden birisi Odunpazarı İlçe eski Başkanı Volkan Doğan'ın başkan yardımcısı Gökhan Yıldırım.

Yıldırım'ın eleştirisi şöyle:

'Siyasette başarının ve başarılı olanın süresi olmaz. Bir insan işinde başarılı ise, bence ömür boyu bile o makamda kalabilir. Bence bunda sakınca yok. Ve başarılı insan kolayda kazanılmıyor. Bugün Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan böyle bir başarı grafiği içeresinde iken, parti içinde süresi doldu, şu kadar süre yapmalı, o bıraksın biz yapalım diyen var mı? Yok. Olmalı mı? O halde, parti içinde il başkanı değişince, ilçe başkanı değişince, neden kadın kolları ve gençlik kolları da değişir. Çünkü gelen başkanın önceyi silmek istemesinden, kendi yandaşlarını ve otoritesini ortaya koymak istemesinden dolayıdır. Halbuki il, ilçe başkanı değişirken, gerek yönetimlerinden, gerek kadın kolları ve gençlik kollarında görev yapan başkanlar devam edebilir. Orası gelen il, ilçe başkanının babasının çiftliği değil. Daha önce görev yapmış insanların emekleri var. Hizmetler var. İlle bir yere geleceğim diye, neden başka birilerinin üzerine basarak insanlar yükselmeye çalışır anlamış değilim. Mesela Odunpazarı ilçe kadın kolları başkanının istifa etmesi çok manidar. Bence etsin diye çaba harcandı. Halbuki işini çok iyi yapan biriydi. Bu basit bir örnek. Birileri geliyor, öncekiler alaşağı ediliyor. Sonra bir başka ekip geliyor ve bu sefer yine aynı olaylar yaşanıyor. Sonra küskünler denilen gruplar oluşuyor. Sonra insanların gönüllerine girin insan kazanın diyorlar. Halbuki olan insanda kaybediliyor. Bu böyle olmaz.'

*-****

Başka paylaşımlarda var.

Hepsini yazmaya kalksam sayfalar yetmez.

Neden Gökhan Yıldırım'ın eleştirisine yer verdim?

Çünkü Yıldırım, sıradan bir partili değil.

2018 seçimleri sonuna kadar AK Parti Odunpazarı İlçe Başkan Yardımcısı idi.

Yani partinin eski yöneticisi.

O nedenle onun eleştirisi daha çok önemli.

* * *

HUZUR

Bir gün bilge bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan etti. Yarışmaya çok sanatçı katıldı. Günlerce çalıştılar, birbirinden güzel resimler yaptılar. Sonunda, eserlerini saraya teslim ettiler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden gerçekten çok hoşlandı. Ama birinciyi seçmek için karar vermesi gerekiyordu.

Resimlerden birisinde, sükûnetli bir göl vardı. Göl bir ayna gibi etrafında yükselen dağların huzurlu görüntüsünü yansıtıyordu. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslüyordu. Resme kim baktıysa, onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu. Diğer resimde dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli gökyüzünden yağmur boşalıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısacası, resim hiç de huzur dolu görünmüyordu.

Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki bir çatlaktan çıkan minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üzerinde ise anne bir kuşun ördüğü bir kuş yuvası görünüyordu. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş yuvasını kuruyor... harika bir huzur ve sükûn.

Peki, ödülü kim kazandı dersiniz?

Kral ikinci resmi seçti. 'Çünkü' dedi, 'Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının ya da zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur, bütün bunların içinde bile yüreğinizin sükûn bulabilmesidir. Huzurun gerçek anlamı budur'.

(alıntı)

* * *