Afyon'da görev yapan bir kardeşim Afyon'da yayınlanan 9 Temmuz 2021 tarihli 'Odak Gazetesinin' birinci sayfasını göndermiş.
Gazetenin birinci sayfasında manşetinde 'Eskişehir'i neden kapatmıyorsunuz?' diye haberi görünce hem güldüm hem de 'Afyon-Eskişehir düşmanlığı mı başladı?' dedim kendi kendime.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu'na çağrıda bulunarak, Zafer Havaalanın çalışmamasının gerekçesini Eskişehir Hasan Polatkan Havaalanı göstermişler.
* * *
Bu haberi kısaltarak köşeme aldım.
Haber şöyle:
'Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu bakanlığının düzenlediği Ulusal Araştırma ve Lojistik Master Planı Hazırlanması programına katılmak üzere ilimize geliyor. Bakan Karaismailoğlu'na Afyonkarahisarlıların tek bir sorusu var, 'Eskişehir Havalimanını neden kapatmıyorsunuz?'.
ESKİŞEHİR ZAFER'İ KULLANSIN
Eskişehir Teknik Üniversitesi tarafından işletilen 1989 yılı Mart ayından itibaren hizmet veren standartlara uygun olmayan binası ve altyapısıyla dökülen Eskişehir Hasan Polatkan Havalimanı'nın kapatılmasını isteyen Afyonkarahisarlılılar, Kütahya, Uşak ve Afyonkarahisar'ın ortak olarak kullandığı Zafer Havalimanını Eskişehirli vatandaşlarında kullanmasını istedi. Son derece modern bir şekilde her şey düşünülerek inşa edilen 25 Kasım 2012 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılan Zafer Havalimanı şu anda iç hatlarda sefer yapıyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan açılışta yaptığı konuşmasında, yurt dışında yaşayan gurbetçilerin Zafer Havalimanına ineceğini söylemişti. Bunun gerçekleşmesi için ise Eskişehir Hasan Polatkan Havalimanının kapatılması beklenmekte. Eskişehir Hasan Polatkan Havalimanından şu anda Brüksel, Lyon ve Ostend'e uçuşlar gerçekleştiriliyor.'
* * *
Anadolu Üniversitesi'nin işleticisi olduğu havalimanı ilk olarak Mart 1989 tarihinde 'Anadolu Havalimanı' adıyla hava trafiğine açıldı. Havalimanının adı 09 Temmuz 2015 tarihli ve 29411 sayılı Resmi Gazete yayınlanan 7758 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 'Hasan Polatkan Havalimanı' olarak değiştirildi.
Hasan Polatkan Havalimanı 18 Mayıs 2018 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan 7141 sayılı kanunla Eskişehir Teknik Üniversitesi'ne bağlandı. Bu tarihten itibaren Eskişehir Teknik Üniversitesi işletiminde faaliyetlerini sürdürüyor.
* * *
Bu kısa tarihçeden sonra Anadolu Üniversitesi Havaalanın Uluslararası uçuşlara açılması için büyük gayretleri olan dönemin Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, havaalanın açılışında neler söylediğini de gelin birlikte hatırlayalım:
'Şuanda uluslararası uçuşlara açık bir nitelik kazanmış havaalanı. Aslında bu havaalanı çok işleyen bir havaalanı, bununla ilgili birkaç rakam paylaşmak istiyorum. 2015 yılı içerisinde 307 iç hat, 509 dış hat olmak üzere 829 adet uçuş gerçekleştirilmiş. Bunlara öğrencilerimizin uçuşları da dahil değil. Bunlar sadece tarifeli ve özel uçuşlar. Bu uçuşlarda toplam 16 farklı havayolu şirketi, bir yılda 52 bin 464 yolcuya hizmet vermişiz. Yani atıl dediğimiz havaalanında 52 bin insan hizmet almış. Mesela Çanakkale Havaalanı 43 bin, Bursa Yenişehir Havaalanı 74 bin, Zafer Havaalanı o kadar yoğun tarifeli uçuşları olmasına rağmen 86 bin yolcuya hizmet veriyor. Bizim Brüksel dışında tarifeli uçağımız olmadığı halde, birçok uçuşlarımız olmadığı halde bile 52 bin yolcuya ulaşmışız. Bu ciddi bir rakamdır. 2007 yılında aldığı işletme ruhsatı ile dünyanın ilk ruhsatlı üniversite havaalanı olarak tarihe geçmiştir. 19 Eylül 2005 tarihli Bakanlık Oluru ile geçici hava hudut kapısı ilan edildi. 2007 yılında aldığı işletme ruhsatı ile dünyanın ilk ruhsatlı üniversite havaalanı olarak tarihe geçmiştir.'
BU AÇIKLAMAYI TEKRAR TEKRAR OKUYUN
Bu haberi yapan Afyonlu meslektaşlarıma önerim dönemin AÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan'ın yukarıda yer alan konuşmasını bir değil birkaç kez okumalarıdır.
Eskişehir Hasan Polatkan Havaalanı 32 yıldır hizmet veriyor.
Neymiş Zafer Havaalanı Hasan Polatkan Havaalanın açık olmasından dolayı ilgi görmüyormuş.
Siz dua edin ki Eskişehir'e tarifeli uçak seferleri yapılmıyor.
Uçak şirketleri bir de Eskişehir'e tarifeli sefer düzenlemiş olsalar Zafer Havaalanını 86 bin yolcu bile kullanmaz.
HAVAALANI'NI GÖRMEDEN KARALIYORLAR
Neymiş efendim; 'standartlara uygun olmayan binası ve altyapısıyla dökülen Eskişehir Hasan Polatkan Havaalanı' diye karalıyorlar.
Acaba kaç Afyonlu Eskişehir Hasan Polatkan Havaalanına gelip gezdi?
Mutlaka Belçika'da yaşayan Emirdağlı yakınınız, akrabanız veya komşularınız vardır.
Siz Hasan Polat Polatkan Havaalanını asıl onlara sorun.
Bakalım sizin gibi düşünüyorlar mı?
Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü havaalanlarını sürekli denetliyor.
İddia ettiğiniz gibi olsa 'ya tadilat yapın ya da kapatın' denirdi.
Belçika'dan direk Eskişehir'e uçak varken Eskişehir de yaşayan Emirdağlılar neden Zafer Havaalanı tercih etsin?
Memnunlar ki Eskişehir Hasan Polatkan Havaalanı tercih ediyorlar.
Mademki Afyon'da havaalanı olmasını çok istiyordunuz da geçmişte bakanlar kurulu kabinesinde Afyonlu bakanlarınız vardı.
Onlara baskı yapıp Altıntaş yerine Afyon'a yaptırsaydınız.
* * *
Sevgili Afyonlu meslektaşlarım.
Son olarak size şu atasözünü hatırlatmak istiyorum.
'Önce iğneyi kendinize sonra da çuvaldızı başkasına (Eskişehir'e) batırın.'
* * *
YEREL BASIN BİTİRİLMEK Mİ İSTENİYOR?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yayınladığı 'Tasarruf tedbirleri genelgesi' içerisinde kamu kurumlarının günlük gazete alımlarının yasaklanması da yer alıyor.
Cumhurbaşkanlığı'nın yayımladığı genelgede, 'Kamu kurum ve kuruluşlarının basını izleme ile ilgili birimleri ve kütüphane dokümantasyon merkezleri hariç hiçbir şekilde günlük gazete alımı yapılmayacak' ibaresine yer verildi.
Bu genelge özellikle pandemiyle birlikte ekonomik kriz ve dijitalleşme ile zaten büyük zorluklar yaşayan yazılı medyaya ölümcül bir darbe vuracaktır.
Kamu kuruluşlarının abonelikleri ve ilanlardan başka bir geliri olmayan yerel gazetelere uygulanacak bu yasaklama onların tek tek kapanmasına, yerel basında çalışan binlerce meslektaşımızın işsiz kalmasına neden olacaktır.
Yerel gazeteler devletten destek beklerken bu genelge ile nefes alamaz hale gelecektir.
Gazeteler bir kamu faaliyeti yürütmektedir.
Haber hepimize ekmek ve su gibi lazımdır.
Halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkının tesis edilmesi demokrasilerin vaz geçilmez teamüllerinden biridir.
Gazetecilerin işlevini yerine getirebilecekleri koşulların sağlanması hükümet edenlerin asli görevleri arasında yer alır.
Toplumun kültürel gelişimi ve doğru bilgiye ulaşması için çalışan gazetelerin bir tasarruf aracı olarak görülmesi doğru değildir.
Kamu kuruluşlarına gazete aldırmayarak yapılacak tasarruf devede kulak bile değil.
Eğer tasarruf ile ekonomik sorunların çözüleceği düşünülüyorsa nerelerde tasarruf yapılması gerektiğini isterseniz sokaktaki vatandaşa sorun…
Bakın size bir solukta nasıl madde madde sıralayacaklar…
GAZETECİ KÖKENLİ MİLLETVEKİLLERİNDEN TEPKİ
Türkiye'de faaliyet gösteren gazetecilik meslek örgütleri ile asıl meslekleri gazetecilik olan Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili hemşerimiz Atilla Sertel ile CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, cumhurbaşkanın tasarruf genelgesinde 'günlük gazete alımı yapılmayacaktır' ibaresine tepki gösterdiler.
Sertel, 50 kuruşluk, 1 liralık gazete alımının yasaklanarak 'tasarruf yapıyoruz' denilmesinin trajikomik olduğunu söyledi.
Çakırözer ise şu sözlerle tepkisini ortaya koydu:
'Anadolu basını gerçekten zor durumda. Destek paketi beklerken, çıkarılan tasarruf genelgesi ile kamu kurumlarına gazete alınmayacak, ilanlara sınırlama getirilecek.
Gazeteden, haberden, kültürden tasarruf olmaz. Gazeteden tasarruf demek kültürü, bilgi birikimini, halkın haber alma hakkını yok etmek demektir. Bu tasarruf genelgesi gazeteleri kapanmaya, gazetecileri de işsizliğe mahkûm edecektir. Genelge derhal iptal edilmelidir.'
* * *
Pandemiden önce kahvehaneler, berberler, kuaförler gibi işletmeler 4-5 yerel gazete alarak yerel basına destek oluyorlardı.
Pandemiyle birlikte kapanınca yerel basın zaten ciddi bir kayıp yaşamaya başlamıştı.
Yine yaşanan pandemiyle birlikte tirajları da satışları da epey düştü.
Şimdi birde 'tasarruf genelgesiyle' kamu kurumların gazete alımları durdurulursa nasıl ayakta kalacaklar?
Geçmişte hükümetler gazetelere kapanan SEKA'dan ucuz kağıt desteği yaparak yükünü bir nebze de hafifletiyordu.
Kamu hizmeti denince aklımıza polis, asker, doktor gelir ancak gazetecilik de bir kamu hizmetidir. Gece gündüz, sıcak soğuk demeden, kar kış demeden görev yaparak halkın haber alabilmesine katkıda bulunurlar.
Gazete okumak bir kültürdür.
Biz gazeteciler de kültür hizmeti yapıyoruz.
Bugünkü koşullarda bir gazetenin maliyeti satış fiyatının bile üzerindedir.
Gazete sahipleri zaten fedakarlık yaparak gazeteyi yaşatmaya çalışırken bir de üzerine 'kamuda gazete alımı' durdurulursa bu onların idam sehpasında boyunlarına yağlı urganı geçirip altlarındaki sehpayı çekmek olur.
Sayın cumhurbaşkanımız 'tasarruf genelgesindeki' kamu kurumların gazete alımlarını durdurma maddesini kaldıracak olursa, entübe duruma gelmeden onları kurtarmış olur…
* * *
İKİSİ BİRLEŞSE YİNE OLMAZDI
Geçtiğimiz hafta sonu Yunus Emre Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi'nin olağan genel kurulu vardı.
Seçimde üç başkan yarıştı.
Aslında yarıştı demek pek doğru olmaz.
Seçimin galibi baştan belli idi…
Ben hafta içerisinde seçimin galibini bir yazımda belirlemiştim.
Çünkü seçim öncesi görüştüğüm kooperatif üyeleri ile oda başkanları mevcut başkan Refik Pehlivan'ı işaret etmişlerdi.
Ben taraf değildim.
Tarafsız gözle baktığımda ve çevremdeki insanlarla konuştuğumda seçimin galibini gördüm ve yazdım.
* * *
Adaylardan birisi Bakkal ve Bayiler Odası Başkanı Hakkı Ördek idi.
Hakkı Ördek'i oda başkanı olduktan sonra tanıdım.
Genç ve hırslı birisi…
Kendi odasına daha yeni ısınmışken Yunus Emre Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi başkanlığına aday oldu.
Oysaki önünde kendi odasının seçimi var.
O seçimi de kazanıp edineceği tecrübe ile bir sonraki seçimlerde kooperatif başkanlığına soyunsaydı seçilme şansı daha yüksek olurdu.
Acele etti ve tecrübesizliğinden kaybetti.
Demek ki aceleyle verilen karar ve 'yürü arkandayız' diyenlerle seçim kazanılmıyormuş.
* * *
Diğer aday Nazmi Çelik'i tanımıyorum.
Kimler itekledi veya o kurtlar sofrasının içine attı bilmiyorum.
Keşke biraz nabız yoklayıp ondan sonra 'bende varım' deseydi hezimete uğramamış olurdu.
Yönetim başkan hariç 4 kişi.
4'de yedek 8 eder.
Aldığı oy ise 7.
Demek ki kendisinin listesine yazdığı kişiler kadar bile oy alamamış.
Bu seçim Nazmi Çelik için çok büyük deneyim olmuştur herhalde.
Bir daha bu tür yarışlara girerken yanında kimlerin olup olmadığına mutlaka daha dikkat edecektir…
* * *
Gerek Hakkı Ördek gerekse Nazmi Avcı ve Refik Pehlivan'ın salondaki konuşmalarını dinledim.
Hakkı Ördek ile Nazmi Avcı önemli vaatlerde bulundular.
Refik Pehlivan ise vaat yerine, 'Kooperatifi bu günlere getirdik. Bundan sonra da devam etmek istiyoruz. Diğer iki adaya da başarılar diliyorum. Devletimizden ne kadar para gelirse biz onu esnafımıza dağıtmaya uğraşıyoruz. Bizde plan proje olmaz. Biz oda gibi değiliz' dedi.
Doğru söz.
Demek ki insanlar vaatlere değil yapılan hizmete bakıyor.
Hizmet ettiysen karşılığını görürsün.
Refik Pehlivan'ı seçimden üç gün önce 'başkanlığın şimdiden hayırlı olsun' diye kutlamıştım.
Şimdi bir kez daha kutluyorum.
* * *
Sonuçta Hakkı Ördek ile Nazmi Çelik güç birliği yapmış dahi olsalar Pehlivan'ın sırtını yere getiremeyeceklerdi.
Refik Pehlivan'ın aldığı oy 717 diğer iki adayın ise toplamı 157.
Aradaki fark, nerede ise 5 kat…
* * *