1 Kasım sandığından çok beklenmedik sonuçlar çıktı…
Sandıktan saçılan sonuçlar siyasal gözlemcileri, anket şirketlerini, Türkiye'yi ve dünyayı şaşırttı.
Hatta AKP'liler bile bu sonuçlara öyle şaşırdılar ki, 'Pirus Zaferi' sarhoşluğuyla kutlamalar yapıyorlar…
İşin doğrusu ben de şaşkınım ve bu şaşkınlığımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
SANDIKTAN DEMOKRASİ ÇIKACAK SANDIK…
Gelişmiş demokrasilerin en büyük umudu sandıktır ve demokrasi o sandıktan 'daha da gelişerek' çıkar.
Oysa bizim demokrasimiz 1 Kasım sandığından 'gerileyerek' çıktı.
Her ne kadar AKP/RTE çizgisinin sandıktaki oy sayısı artsa da, bu çizginin 'çağdaş demokrasi ilkeleri açısından meşruiyeti ve güvenilirliği azaldı…'
Çünkü demokrasimiz 1 Kasım sandığından 'korktu…' Ve doğal olarak 'korkunun demokrasiye hiçbir faydası olmadı…'
Daha doğrusu, korkudan bacakları titreyen 1 Kasım sandığımız bize iki tane hormonlu ürün verdi.
Bu GDO'lu ürünlerden birincisi adı 'istikrar' olan sanal ürün…
Hani şu, küresel kapitalizmin sömürüyü katmerleştirmek için gelişmekte olan ülkelere şırınga ettiği o 'istikrar' sayesinde artık tüm yolsuzluklar ve yasaklar daha katmerli bir biçimde yürütülebilecek…
1 Kasım sandığımızdan çıkan ikinci GDO'lu ürünün adı ise 'otoriter başkanlık rejimi…'
Günümüzün organik demokrasilerinde üretimi kesinlikle yasaklanmış olan bu hilkat garibesi ürünü, 1 Kasım sandığımız sanki bir nimetmiş gibi bize yutturmaya çalışıyor…
Evet, ne yazık ki 'sandık çoğunluğumuz' böyle istiyor.
SANDIK ÇOĞUNLUĞUMUZUN ÖNEMSEMEDİĞİ ŞEYLER
Sandık çoğunluğumuzun çok sevdiği GDO'lu ürünler böylesine ortalığa saçılınca, toplumumuzun birçok temel sorunu önemsenmez oldu.
1 Kasım sonuçlarına demokratik açıdan bakınca insan aklı diyor ki:
· Demek ki Türkiye'nin 'eşitlik, özgürlük, barış' gibi sorunları yok…
· Bu ülkenin 'laiklik, çağdaşlık, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve ötekileştirme' sorunları da yok…
· Demek ki bizim ' 3Y (yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar)' sorunumuz temelden halledilmiş…
· Türkiye'nin 'antidemokratik seçim ve siyasal partiler yasası sorunu' zaten hiç olmadı ki(!)…
· Demek ki 'Türkiye'de demokrasi sorunu yok…'
Bu durum açıkça gösteriyor ki, 'aslolan sandık çoğunluğu değil, demokratik çoğunluktur…'
Sözün özü, duyarlı yurttaşlarımızın demokrasi umutları gelecek sandığa kalmıştır…
ZOR DOSTUM ZOR…
1 Kasım sandığının ilk sonuçlarından beri bir şarkı dilimde dolaşıp duruyor:
' Zor dostum zor/ Sevilmeden sevmek/ Onu bir başkasının yanında görmek…'
Ben kendimi bildiğimden beri Türkiye'ye ve Türkiye halkına sevdalıyım. Demokrasiye ise aşığım…
Onlar ise beni ve benim gibi düşünenleri bir türlü sevemediler. Bu karşılıksız sevgi ve özellikle sevdiğim değerlerin hiç de layık olmayan birilerinin elinde örselenmesi içimi acıtıyor…
Bu topluma öfke ve nefret pompalayanların baş tacı edilmesini de aklım almıyor…
Yaşamım boyunca insan ilişkilerinde 'kem söz ve küfür', toplumsal ilişkilerde ise 'şiddet' kullanmayı hiçbir zaman kendime yakıştıramadım. Bunun için içimde kopan kasırgaları yazarak ve paylaşarak bastırmaya çalışıyorum…
Ayrıca ben çok iyi biliyorum ki 'sevgi emek ister…' Sevdiklerimizin sevgisini kazanmak için daha çok emek harcamamız gerekiyor.
Evet, 1 Kasım sonuçları bir kez daha gösterdi ki 'Türkiye ve demokrasi sevdalılarının işleri bundan sonra çok daha da zor, ama olanaksız değil.'
YOK, ÖYLE UMUTLARI KARARTMAK…
Geçen gün yitirdiğimiz Çetin ALTAN'ın o ünlü sözünün şimdi tam zamanı: 'Yok öyle enseyi karatmak…'
Umut, 'gericiliğe ve diktatörlüğe karşı geniş kapsamlı ve güçlü bir demokrasi cephesi oluşturmaktır…'
Umut, ülkemizdeki sosyal demokrat ve sosyalist potansiyelin güçlendirilmesidir…
Umut, '1 Kasım sandığında kalan yüzde 36'dadır…'
Umudu daha da somutlaştıracak ve güncelleştirecek olursak, '1 Kasım'da CHP'nin sandıkta kalan yüzde 25,5 oyuyla, HDP'nin kıl payı sandığa giren yüzde 10,5 oyunu korumak ve geliştirmektir…'
Umudun ete kemiğe bürünebilmesi için CHP'ye ve HDP'ye düşen önemli görev ve sorumluluklar şöyle özetlenebilir:
· CHP yüzünü sola dönmeli; milliyetçi/muhafazakar söylemlerden ve tutumlardan arınmalı, içindeki tutucu unsurlara karşı daha kararlı davranmalıdır.
· HDP yüzünü Türkiye'ye ve sola dönmeli; etnik, feodal yaklaşımlardan ve PKK'dan tamamen arınmalı, ötekileştirici nefret dilli söylemleri bırakmalıdır.
· CHP, HDP ve parlamento dışındaki diğer demokrasi güçleri arasındaki iletişim kanalları geliştirilmelidir.
1 Kasım'da sandıkta kalan demokrasi umutların mutluluğa dönüşebilmesi için öncelikle 'bilim ve demokrasi ilkelerini rehber edinmek'; sonra da 'emek, özveri, uzlaşı, birlik ve dayanışma' gerekiyor…
Sağlıkla, sevgiyle ve dostlukla.