ESOGÜ’de yeni merkezi mutfak hizmete girdi. Rakamlar gerçekten büyük.
2 bin 500 metrekarelik tesis, günlük 15 bin kişilik yemek üretim kapasitesi, 450 kişilik yemek salonu, modern soğuk hava depoları, güneş enerjisi panelleri, su arıtma sistemleri…
Bunların her biri önemli.
Ama benim açılışta dikkatimi çeken başka bir ayrıntı var.
Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy’un, tesisin kendi döneminde başlamadığını açıkça söylemesi.
Projeyi Prof. Dr. Kemal Şenocak dönemine, inşaatın başlamasını ve büyük ölçüde tamamlanmasını Prof. Dr. Kamil Çolak dönemine teslim etti.
Üstelik isimlerini tek tek anarak teşekkür etti.
Türkiye’de kamu yönetiminde çok alışık olduğumuz bir durum değildir bu.
Göreve gelen yöneticinin önceki dönemde yapılanları görmezden gelmesi, hatta mümkünse kurdeleyi keserken geçmişten hiç söz etmemesi neredeyse gelenek haline geldi.
Oysa kurumlar kişilerden büyüktür.
Bir yönetici projeyi düşünür, diğeri başlatır, bir başkası tamamlar.
Doğrusu da budur.
Gümüşsoy’un henüz rektörlüğünün birinci ayında yaptığı açılışta, “Bunu biz yaptık” kolaycılığına kaçmak yerine emeği geçen önceki rektörlere teşekkür etmesini bu nedenle değerli buluyorum.
Merkezi mutfağın teknik özellikleri elbette öğrenciler açısından çok önemli.
Fakat açılıştaki bu küçük ayrıntı da üniversitenin yönetim kültürü açısından bence en az mutfağın kapasitesi kadar önemli.
Şimdi asıl sınav pazartesi günü öğrenciler geldiğinde başlayacak.
Çünkü 15 bin kişilik kapasite kağıt üzerinde güçlü bir rakam.
Öğrencinin önündeki tabağın kalitesi, hijyeni, doyuruculuğu ve ulaşılabilirliği ise o yatırımın gerçek karşılığı olacak.
Eskişehir’de Toprak Mahsulleri Ofisi hububat alım sezonunu 557 bin tonla tamamladı.
2023 yılında ulaşılan 440 bin tonluk rakamın üzerine çıkıldı ve Cumhuriyet tarihinin en yüksek hububat alım miktarına ulaşıldı.
11 ilçede 21 alım noktası…
62 günlük yoğun çalışma…
12 bin üretici…
Ve çiftçilere 8 milyar liranın üzerinde ödeme…
Bunlar Eskişehir tarımı açısından küçümsenecek rakamlar değil.
Tam tersine, üretimin bu şehir için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Eskişehir denildiğinde akla sanayi geliyor, üniversiteler geliyor, turizm geliyor.
Ama bu şehrin önemli bir tarım kenti olduğu gerçeğini zaman zaman ikinci plana atıyoruz.
557 bin tonluk rakam bize bunu yeniden hatırlatıyor.
Fakat burada üzerinde durulması gereken mesele yalnızca kaç ton ürün alındığı değil.
Asıl mesele çiftçinin bu üretimden ne kazandığıdır.
Mazotunu, gübresini, ilacını, tohumunu, elektriğini ödedikten sonra cebinde ne kaldığıdır.
Çünkü üretim rekorları ancak üretici de kazandığında sürdürülebilir hale gelir.
Vali Dr. Erdinç Yılmaz, “Çiftçilerimizin yüzü her zaman gülsün, üretim artarak devam etsin istiyoruz” diyor.
Tam da mesele bu.
Bir sonraki yıl hedef yalnızca 557 bin tonun üzerine çıkmak olmamalı.
O ürünü yetiştiren çiftçinin de gelecek yıl yeniden tarlasına aynı umutla girebilmesini sağlamak olmalı.
Çünkü çiftçi üretmekten vazgeçerse kaybeden yalnızca çiftçi olmaz.
Şehir kaybeder.
Tüketici kaybeder.
Ülke kaybeder.
557 bin tonluk rekor bu nedenle sevindirici.
Ama benim görmek istediğim asıl rekor, üreticinin kazancında kırılacak rekor olacak.
YİNE UTANDIK
Eskişehir’den Alanya’ya giden bir yolcu otobüsünde yaşandığı öne sürülen olayın görüntülerini izlediğimde insanın söyleyecek söz bulması gerçekten zor.
Bir kadın yolcu, otobüs muavininin kendisine yönelik uygunsuz ve müstehcen hareketlerde bulunduğunu öne sürüyor.
Cep telefonuyla görüntü kaydı alıyor.
Alanya’ya ulaştığında polise gidiyor.
Şikayetçi oluyor.
Muavin gözaltına alınıyor ve olay artık adli makamların önünde.
Dolayısıyla bundan sonrası soruşturmanın konusu. Kimin hangi suçtan sorumlu olduğuna karar verecek olan da yargı.
Ancak kadının yaşadıklarını anlatırken kurduğu bazı cümleler üzerinde ayrıca düşünmemiz gerekiyor.
“Üstümde uzun eşofman, uzun kollu tişört ve ceket vardı.”
Ardından da aslında bunu açıklamak zorunda kalmasının ne kadar acı olduğunu söylüyor.
İşte beni asıl düşündüren noktalardan biri bu.
Bir kadın neden ne giydiğini anlatmak zorunda hissediyor?
Neden “Bir yerim açık değildi” deme ihtiyacı duyuyor?
Çünkü daha olay anlatılır anlatılmaz mağdur olduğunu söyle
YOLUNUZ AÇIK OLSUN ÇOCUKLAR
Eskişehirspor, ligin üçüncü haftasında cumartesi günü Bigaspor deplasmanına çıkıyor.
İlk iki haftayı bir galibiyet ve bir beraberlikle geçen siyah-kırmızılılar için Biga deplasmanı, yolun henüz başında olsak da önemli bir mücadele.
Bu sezon beklentimiz belli.
Eskişehirspor’un ait olduğu yerlere doğru emin adımlarla ilerlemesini istiyoruz.
Bunun yolu da özellikle deplasmanlarda alınacak puanlardan geçiyor.
Cumartesi günü saat 16.00’da sahaya çıkacak futbolcularımıza, teknik heyetimize ve yönetimimize başarılar diliyorum.
Eskişehir’in gözü, kulağı Biga’da olacak.
Yolunuz açık olsun çocuklar. Üç puanla dönün, yüzümüzü güldürün.