16 Şubat 1988 tarihinde kurulan ve kısa adı EĞİT- DER olan 'Eğitimciler Derneği' 27 yaşına girdi. EĞİT- DER bu özelliğiyle 'Türkiye'nin en uzun ömürlü öğretmen örgütü' unvanını taşıyor.

EĞİT- DER'in ardılı olan ve 23 Ocak 1995'te kurulan 'Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN)' ise 20 yaşına bastı.

EĞİTİM SEN Eskişehir Şubesi tarafından 20. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla 27 Şubat 2015 günü bir 'Dayanışma Yemeği' düzenlendi. Bu yemeğe kardeş örgütlerin, 1990 sonrası sorumluluk yüklenmiş önceki şube başkanlarının ve yeni emekli olmuş sendika üyelerinin 'konuk' olarak çağrılmaları çok anlamlı bir vefakarlık örneğiydi.

Bu fırsatla EĞİTİM SEN' li kardeşlerimi kutluyor ve teşekkür ediyorum.

Bu yemeğin güzel ortamı beni eskilere götürdü… Ve zaman tünelinden derlediğim kesitleri belleklerimiz tazelensin diye sizlerle paylaşmak istedim.

ASIRLIK ÇINARIN KÖKLERİ

İkinci Meşrutiyet döneminde 'Encümen-i Muallimin' ile başlayan demokratik öğretmen örgütlenmesi, Osmanlı döneminde aydınlanmanın öncülerinden olmuştur.

Örgütlü öğretmenlerimiz, Mustafa Kemal öncülüğündeki Kurtuluş ve Kuruluş mücadelesine de aktif olarak katıldılar.

Daha sonra öğretmenlerimizin demokratik örgütlü mücadelesi:

· Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu (TÖDMF): 1950 – 1965

· Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS): 1965 – 1971

· Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB – DER): 1971 – 1980 süreçlerini yaşadı.

EĞİT – DER SÜRECİ

EĞİT-DER, 1980'li yıllarda ülkemizin üzerine çöken 12 Eylül karanlığında bir umut ışığı olarak ortaya çıktı.

12 Eylül cuntasının çıkardığı sözde yasalar kamu çalışanlarının tüm örgütlenme haklarını yasaklıyordu. O günlerin emekli olmuş ya da meslek dışı kalmış öğretmen örgütçüleri önce Nisan 1986 tarihinde çıkarmaya başladıkları 'abece Dergisi' çevresinde toplandılar. Sonra da 1988 yılında 'Eğitimciler Derneği (EĞİT- DER)' i kurdular. O zamanlar biz çalışan öğretmenler ise sadece 'fahri üye' olabiliyorduk EĞİT- DER'e…

EĞİT- DER'in temel sloganı 'EĞİT- DER'den EĞİT- SEN'e !...' idi ve eğitim çalışanları için dernekten sendikaya geçiş hedefleniyordu.

1990 SONRASI SENDİKAL SÜREÇ

EĞİT- DER bünyesinde sürdürülen çalışmalar sonunda ortaya ne yazık ki iki ayrı sendika çıktı.

Bunlardan birincisi 28 Mayıs 1990'da kurulan 'Eğitim İşkolu Kamu Görevlileri Sendikası (EĞİTİM- İŞ)', ikincisi de 13 Kasım 1990'da da 'Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİT- SEN)' idi..

Bu iki sendika kısa sürede gelişerek ülkemizde kamu çalışanlarının sendikal mücadelesine örnek olan çalışmalar yaptılar.

Bu bağlamda, EĞİTİM- İŞ'in 'eğitim sendikacılığı konusunda ortaya koyduğu bilimsel ilkeler ve somut pratik uygulamalar…' ile EĞİT- SEN'in 'kararlı ve etkili mücadele pratikleri…' çok güzel örneklerdir.

Ancak ne yazık ki EĞİT- DER bünyesinden iki ayrı sendika doğması ülkemizin nesnel koşullarına aykırıydı…

Sendikaların kurulmasından sonra EĞİT- DER emekli eğitimciler alanına çekildi.

23 OCAK 1995'ten GÜNÜMÜZE…

EĞİTİM- İŞ ile EĞİT- SEN 23 Ocak 1995'te birleşerek bugünkü EĞİTİM SEN'i oluşturdular. Böylece bence 'EĞİTİM- İŞ'in aklı ile EĞİT- SEN'in cesareti birleştirilmiş oldu…'

Ancak bir yandan sendikal örgütlenme önündeki yasal engeller, diğer yandan 'sendikal harekette siyasal tercihlerin önde tutulması…' yüzünden 'gerçek anlamda sendikal birlik' bir türlü sağlanamadı.

Nitekim EĞİTİM SEN'den ayrılan bir grup tarafından 17 Ekim 2005'te 'Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası ' adıyla ve 'EĞİTİM- İŞ' kısaltması kullanılarak başka bir sendika kuruldu. (Kurulan bu sendikanın 1990'da ilk kurulan EĞİTİM- İŞ ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.)

Bugün EĞİTİM SEN'in 81 ilde 100'ü aşkın şubesi ve 130 bin civarında üyesi bulunmaktadır, örgütlenme oranı yüzde 12'dir. Yaklaşık 41 bin üyesi olan EĞİTİM-İŞ'in oranı ise yüzde 4'tür. Ne yazık ki bu sendikalar eğitim işkolundaki üye sıralamasında da 3 ve 4. sıralarda yer almaktadırlar.

Bugünkü EĞİTİM SEN ve EĞİTİM- İŞ sendikalarının 'laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitim ilkeleri' bağlamında ortaya koydukları söylemler ve eylemler büyük ölçüde örtüşmesine rağmen iki ayrı sendika olarak varlıklarını sürdürmeleri ve üstelik birbirleriyle sert sürtüşmelere girmeleri, duyarlı eğitimcileri üzmektedir…

Unutmayalım ki bugün ülkemizin yaşamakta olduğu olumsuz koşullar eğitimcilerin her zamankinden daha çok BİRLİKTE OLMAK zorunda olduklarını dayatmaktadır.

Sağlıkla, sevgiyle ve dostlukla.