Son zamanlarda zor haberler yapmanın ağırlığını daha fazla hissediyorum.
İnsan gazeteciliğe yıllarını verince çok şey görüyor inanın. Kazalar, ölümler, yangınlar, gözyaşları…
Ama bazı haberler var ki, ne kadar görürseniz görün, insanı yine de etkiliyor.
Bazı acılara kayıtsızlaşmak, alışmak, sıradanlaştırmak mümkün olmuyor…
Bu imkansızlık insanlığımızdan, vicdanımızdan kaynaklanıyor elbette.
Perşembe akşamı Ali Furkan Çetiner ile birlikte3 yaşındaki Elif Mavi Avli’nin hayatını kaybettiği feci kazayı Eskişehir’e duyurduk…
Anons sırasında “kadın sürücü” ifadesini kullandığım için bazı eleştiriler de geldi.
Haber dili açısından bunun bir ötekileştirme olmadığını uzun uzun anlatmaya gerek yok aslında.
Bir haberin içinde kullanılan tanımlama, bir cinsiyete yönelik suçlama anlamına gelmez.
Her ihtimale karşı denk geldiğim kadın meslektaşlarıma da sordum, “kadınları incitici bir şey hissettin mi anonsta?” diye… Neyse ki aldığım cevaplar arasında olumsuz bir yorum yoktu…
Ama açıkçası o akşamdan beri benim aklımda kalan da bu değil.
Çünkü dün 3 yaşındaki Elif Mavi Avli toprağa verildi.
Dünyalar güzeli küçücük bir kız çocuğu…
Daha ölümünden sadece bir gün önce 2 Eylül’de 3 yaşına girmişti.
Bir aile, doğum gününü kutladıkları evlatlarını bir gün sonra toprağa verdi.
Üstelik Elif ailenin tek çocuğuydu.
Bir anne ve babanın dünyasının merkezindeki o küçücük insan…
Evin neşesi…
Hayallerinin başrolü…
Daha hayatının en güzel yıllarına yeni başlayacakken, bir trafik kazasıyla hayatı yarım kaldı.
Ailesinin yaşadığı acıyı anlatmak mümkün değil.
Bir çocuğun doğum gününden bir gün sonra tabutunun başında beklemek…
Bunu düşünmek bile insanın içini acıtıyor.
İşte tam da burada hepimizin dönüp kendimize bakması gerekiyor.
Trafikte ne kadar dikkatliyiz?
Direksiyon başında bazen birkaç saniyelik dikkatsizliği önemsemiyoruz.
“Bir şey olmaz” diyoruz.
Biraz hızlanıyoruz.
Telefonumuza bakıyoruz.
Yola yeterince dikkat etmiyoruz.
Ama o birkaç saniyenin sonucunda ne olacağını bilmiyoruz.
Karşımıza çıkan bir araç, bir yaya, bir bisikletli ya da küçücük bir çocuk olabilir.
Ve bizim için birkaç saniye olan şey, başka bir ailenin bütün hayatını değiştirebilir.
Elif’i geri getiremeyiz.
Ailesinin acısını da ortadan kaldıramayız.
Ama belki bu acıdan hepimizin çıkaracağı bir ders olabilir.
Trafikte biraz daha yavaş olmak…
Biraz daha sabırlı davranmak…
Biraz daha dikkatli olmak…
Çünkü direksiyon başında sadece kendi hayatımızdan sorumlu değiliz.
Karşımızdaki insanın da bir ailesi var.
Bir çocuğun da annesi, babası var.
Birilerinin eve dönmesini bekleyenleri var.
Bugün Elif’in ailesi onu beklemiyor artık.
Onun yerine bir mezarın başında gözyaşı döküyor.
Ve biz, bu haberi birkaç gün sonra geride bırakacağız.
Onlar ise bu acıyla bir ömür yaşayacak.
İşte mesele tam olarak burada.
Trafikte yaptığımız her hareketi biraz daha düşünelim.
Ayağımızı gazdan biraz daha erken çekelim.
Bir kavşakta birkaç saniye beklemekten, bir yayaya yol vermekten, biraz daha yavaş gitmekten hiçbir şey kaybetmeyiz.
Ama belki bir hayatı karartmayız.
Belki başka bir anne babanın hayatı boyunca taşıyacağı bir acının önüne geçeriz.
Elif Mavi Avli’ye Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyorum.
Daha 3 yaşındaydı…
Daha hayatının başındaydı.
Mekanı cennet olsun küçük Elif’in.
Ve dilerim ki onun ardından hepimiz trafikte biraz daha dikkatli oluruz.
Çünkü bazen bir eve sağ salim ulaşmak, o gün yapacağımız en önemli iştir.