Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına sayılı günler kaldı.
Her yıl okula başlamadan önce içimizi kaplayan heyecan, şimdiki öğrencilerde de aynı mı bilinmez ama özellikle yetişkinlerin içini daha çok endişe kapladığını söyleyebiliriz.
Özellikle ebeveynler için zor zamanlar…
Çünkü çocuğunu okula yazdırmak isteyen veliler adrese dayalı kayıt sistemde görünen okula başvursalar dahi kayıt parası isteniyor.
Bu artık çok olağan karşılanır hale geldi.
Sevgili Kerem Akyıl ile birlikte sunduğumuz Günaydın Eskişehir’de Eğitim Sen Şube Başkanı Özkan Demirkol’u ağırladık.
Söz tabii ki kayıt parasına geldi.
Demirkol, tüm idarecilerin kayıt parası konusunda aynı tutumda olmadıklarını ancak kayıt parası alan çok fazla okul olduğunu da bildiklerini söyledi.
Laf lafı açtı…
Özellikle IBAN ile ödeme alan işletmeler konusunda inanılmaz hassas olan devletimiz, “ücretsiz eğitim” reklamları yaparken bu paraları görmüyor mu diye merak ettim.
Ve Demirkol’a ‘kayıt paraları hangi hesaba yatırılıyor?’ diye sordum.
Aynen şöyle yanıt verdi:
“İşte büyük garabet de bu biliyor musunuz? Bakanlığımız bizim genelge yayınlıyor. Kesinlikle bağış, aidat, kayıt parası vesaire alınmayacak diye ama her şey yasal olarak yürüyor. Banka hesabı olmadan para toplanamaz. Okula ait aile birlikleri her türlü harcamalarını, gelirlerini sistem üzerinde göstermek zorunda. Bu ‘biz zorlamadık, veli gönlünden koptu bağış yaptı’ şeklinde kılıfına uyduruluyor.”
Hatta okul ihtiyaçları nedeniyle bakanlığa yazı yazarak talepte bulunan idarecilere “siz büyük okulsunuz, işinizi kendiniz halledebilirsiniz” şeklinde yazılar geldiğini de söyledi Demirkol.
Ne kadar acı değil mi?
Bir sistem var ama uygulama yok.
Siz bakanlık olarak bu haksızlığa göz yumarsanız, idarecilerin önünü nasıl kesebilirsiniz ki?
Adrese dayalı kayıt sistemiyle çocuğunun hangi okula gideceği belli olan bir veli, neden bir kez daha para konuşmak zorunda kalıyor?
Hiçbir çocuk, ailesinin maddi gücü yüzünden daha iyi eğitim alma ya da alamama ihtimaliyle karşı karşıya kalmamalı.
Devletin görevi, veliden para toplamanın yollarını bulmak değil çocuğun eğitim hakkını güvence altına almak olmalı.
Eğer Milli Eğitim Bakanı olup, o koltuğa oturup, bir sorumluluk aldıysanız eğer hakkını verin, hak almayın!