Bu ülkede, yasal bir partiyi paravan olarak kullanan, iktidarın dümen suyunda ilerleyen, anayasal hak çizgisinde oluşumunu gerçekleştirmiş, 'şeriat' özlemiyle yanıp tutuşan onlarca cemaat var.

Atatürk'ün 'Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz.' sözü dağarcığımızda ışıldarken; yıllardır siyasi ve toplumsal arenada at oynatan, siyasi değişimleri fırsata çevirme becerisine sahip olan 'şeriatseverler', fantezilerinin doruk noktasına yaklaşmaktaydı.

İçlerinden bir grup, aldıkları haşhaşın (!) da etkisiyle artık zamanın (!) geldiğini sandı.

Ahmaklaşan akıllarıyla bir kalkışma denemesi yaptılar.

Sağlam 'anayasal kurumlar'ı ve 'Türk halkının direnci'ni hesaplayamadılar.

Bu darbe sevdalılarına 'ağızlarının payı' verildi.

***

Cemaatlerin en organize olanı, en tehlikelisi yüzünü gösterdi kalkışmada.

Hakkını teslim edelim;

'Cumhurbaşkanı'nın dirayeti'yle darmadağın oldular.

***

Darbeyi deneyenler, meydanlarda başlayan 'demokrasi nöbetleri'nde 'her görüşten insan tarafından' lanetle anıldı.

Sonrasında, meydanlar bir siyasi partinin organizasyonuna dönüşünce, birileri kenara çekilme ihtiyacı hissetti.

Meydan, iyi niyetli darbe karşıtlarının yanı sıra, irdelenmesi gereken farklı yapılardaki insanlara kaldı.

Keşke sadece anayasal bir partinin, çağdaş seçmen kitlesi olsaydı.

Sarığıyla, cübbesiyle, şeriat talebini dillendiren pankartlarıyla,

Tepkinin darbeci FETÖ'ye yapılması gerektiğini unutmuş,

Dilinde laiklik karşıtı cümlelerle,

Yeni bir fantezi grubu baş gösterdi meydanlarda.

Tek fantezileri de yıllardır her fırsatta peşine takıldıkları 'şeriat' istekleriydi.

Televizyon ekranlarında, yandaş gazete köşe yazılarında CHP'li, MHP'li, HDP'li yurttaşları 'FETÖ torbası'na doldurmaya çalışan yorumcular baş gösterdiler birden.

***

Tam da birlik beraberlik sağlanmışken; iktidar oy tabanının çoğunluğu değil, ama azınlık da olsa bilinen cemaat erbapları, uzun yıllara dayanan taleplerini gerçekleştirme yoluna çıktıkları hissini verdiler topluma.

Sıradan iktidar destekçisi vatandaş, inançlı her insanı kendinden sayar; diğer parti destekçileriyle aynı hayatı paylaşmada bir sakınca görmez.

Cemaatler ise, kendilerinden olmayan herkese düşmandır. Diğer cemaatlere bile…!

Bilinçaltlarında taşıdıkları fantezilerine kimse engel olsun istemezler.

Tarihteki birçok güçlü devletin sonunu, bu cemaat/tarikat yapılanmalarının siyasete müdahaleleri getirmiştir.

***

Din Şurası, Gülen cemaatini 'dinsiz' ilan etti. Üstelik 'cemaat' değil 'çete' oldukları vurgulandı.

Bu, dini siyasete alet eden bazı cemaatleri kollama ve karşısına almama önlemi gibi geldi bana.

Gülencilerin 'dini camiada, dinsel argümanlarla var olmuş bir cemaat' oldukları inkar edilemez bir gerçektir.

FETÖ'cülerin bugüne kadar olan söylemlerine, yaklaşımlarına, kendilerine destek çıkan kitlelere bakınca,

Şimdi onlar, dinsiz bir çete iseler;

Yarın hangisi…?!!

***

Gülen cemaatinin amaçlarını çok önceden sezinleyip eleştirenler, yıllarca acımasız hakaretlere maruz kalmıştı.

Eskiden cemaat oluşumlarına toz kondurmayanlar,

Meydanlarda, gazete köşelerinde, televizyon ekranlarında FETÖ'ye veryansın ediyorlar.

Söylemleri çooook doğru.

Ama eski defterleri açmaya gör!

Kimseyi dinlemeden, sağa sola pislik atanlara sözüm:

Biliyoruz ki;

'En çok bağıranlar, kendini en çok suçlu hissedenlerdir!'