Saadet Partisi'nin deneyimli İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Fesih Bingöl, 'Hak ettiğimiz gereken ilgiyi Eskişehir'de bulamıyoruz' demiş.

Doğru söylemiş.

Yüzde yüz katılıyorum.

Sadece Eskişehir'de değil, birçok ilde de Eskişehir'den farksız olduğunu düşünüyorum.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nu yaklaşık bir ay kadar önce Habertürk TV'de katıldığını programı başından sonuna kadar izledim.

Programda Habertürk Gazetesinin yazarları eğer konuşmasını sık sık kesmemiş olsalardı Türkiye'nin yaşamış olduğu sorunları daha net açıklama imkanı olacaktı.

Yine de ülkede yaşanan sorunları ve çözüm yollarını anlatarak kamuoyundan büyük takdir gördüğünü düşünüyorum.

Gazeteci olarak yıllardır Refah Partisi döneminden beri 'Millî Görüş' davasını savunan bugünkü adıyla Saadet Partisi'ni çok yakından takip ettim.

Bugün de ediyorum.

Yıllar önce bir seçim döneminde kimsenin cesaret edip de girmediği Eskişehir Genelevini ziyaret ederek çalışanlardan oy istemişlerdi.

O günkü il başkanının kim olduğunu hatırlamıyorum.

'Çok büyük cesaret, yarın haber gazetelerde çıktığında alacağınız eleştirilere nasıl göğüs gereceksiniz?' diye sorduğumda, 'Onlar seçmen değil mi? Seçim günü sandığa giderek oy kullanmayacaklar mı?' cevabını vermişti.

GERİ DÖNMEK İSTEYENLER VARMIŞ

O günlerde içerisinde oldukları, başarısı için gece gündüz demeden koşturdukları partilerini önce HAS Parti kurulduğunda arkalarına bile bakmadan istifalarını basıp gemiyi terk ettiler.

HAS Parti beklenen başarıyı gösteremeyince yuvaya geri dönmek yerine önce Genel Başkan Numan Kurtulmuş, daha sonra da ona gönül verenler AK Parti'ye gidip üye oldular.

Kulağıma geliyor.

Onlardan küçük bir bölüm de olsa Saadet Partisi'ne dönmek istiyormuş.

Ancak gelecek eleştirilerden dolayı partiye tekrar dönmek yerine dışarıdan destek veriyorlarmış.

Hayatta hepimiz isteyerek veya istemeyerek hata yapabiliyoruz.

Hatadan dönmek de erdemliktir.

Gerçekten pişmanlık duyuyorlar ise 'yuvama döndüm' diyerek üye kayıtlarını yenileyebilirler.

Ne Fesih Bingöl'ün ne de yıllardır dava peşinde koşan hiçbir Saadet Partilinin 'yuvama döndüm' diyenleri eleştireceklerine yüzde bir dahi ihtimal vermiyorum.

'Faize ayrılan para 179,5 milyar

tüm yatırımlara İSE 103 milyar'

Saadet Partisi İl Başkanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi Fesih Bingöl Es Gazete internet gazetesine röportaj vermiş.

Röportajının tamamını okudum.

Röportaj uzun.

Ben bana göre önemli olduğunu düşündüğüm bölümleri sizlerle paylaşmak istedim.

Ülkemizin nasıl yönetildiği sorusuna verdiği yanıt şöyle:

'Tüm alanlarda Türkiye tıkanmıştır. Buna iç siyaseti de dahil edebiliriz. Maalesef ülkemiz yönetilemez hale gelmiştir. Bunun en önemli sebeplerinden biri tek adam yönetimidir. Çözüm bekleyen ciddi sorunlarımız olmasına rağmen, algılarla, kutuplaşma siyaseti üzerinden gerçek gündemimizin tartışılıp çözüm üretilememesi, güzelim ülkemizi çok ağır bedeller ödeyeceğimiz bir sürece sürüklemektedir. 2021 bütçesiyle faize ayrılan para 179,5 milyar iken, tüm yatırımlara ayrılan para 103 milyar civarındadır. Bu rakamlar nasıl bir ekonomik anlayışla yönetildiğimizi yeterince açıkça ortaya koymaktadır. Bunun sonucu olarak artan işsizlik, tarım ve hayvancılığın yok edilmesi, eğitimin kalitesinin düşmesi, adalet ve hukukun yerle bir edilmesi, özgürlüklerin kısıtlanması, dış politikada yanlışlar serisi, yönetimde nitelik ve liyakate önem verilmemesi gibi gerekçelerle ülkemizin çok kötü yönetiliyor.'

MAAŞLAR 2020 YILI RAKAMLARININ ALTINA DÜŞTÜ

Bugün Türkiye'de millet ittifakını oluşturan partilerin genel başkanları, parti sözcüleri de Fesih Bingöl'ün söylediği yukarıdaki yazdığım yorumları dile getiriyorlar.

Özellikle son aylarda özellikle akaryakıta, elektriğe ve doğalgaza yapılan zamlardan sonra temel gıda maddelerinin de marketlerdeki fiyatları sık sık değişmeye başladı.

Çalışanlar ve emeklilere yılbaşında verilen zamlar daha yılın üçüncü ayında eridi.

Bugün ise sadece temel gıda maddelerine gelen zamlarla maaşları 2020 yılının bile çok gerisinde kaldı.

'YETKİYİ BİZE VERSİNLER ŞEHİR FARKLI OLUR'

Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl, 'Eskişehir'in sorunları nelerdir? Çözüm önerileriniz var mı?' sorusunu söyle yanıtlamış.

'Eskişehir'imizin imardan altyapıya, ulaşımdan sosyal hayata kadar çözüm bekleyen önemli sorunları mevcuttur. Kent ve insan ilişkisi çok önemlidir. Kentsel gelişme=imar x mutluluktur. Burada imar fiziki gelişmeyi, mutluluk ise sosyal gelişmeyi ifade eder. Kentsel yenilenme ve trafik hususunda ciddi projelerimiz vardır. Bunları hayata geçirdiğimizde Eskişehir çok farklı bir şehir olur. Yeter ki Eskişehirli hemşerilerimiz bizi yetkilendirsin.'

* * *

Saadet Partisi'nin Eskişehir halkından bu yetkiyi alması AK Parti siyasi yaşamını devam ettirdiği sürece zor.

Çünkü bir zamanlar 'milli görüş' ilkelerini savunanların büyük çoğunluğu bugün AK Parti'ye destek veriyor.

Yapılan anketlerde AK Parti'nin oyu yüzde 35'lerde geziyor.

Gelecekte ne olur bilemem ama yapılan tüm eleştirilere rağmen oyu gerilemediğine göre Saadet Partisi'ne gönül verenler AK Parti'nin kan kaybetmesini ve o oyların da partilerine geri dönmesini sabırla bekleyeceklerdir diye düşünüyorum.

* * *

BİRLİKTE KINADILAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katıldığı Ayasofya programında Atatürk'ü hedef alan eski imam Mustafa Demirkan'ın sözlerine Büyükşehir Belediyesi meclis toplantısında tüm meclis üyeleri ortak tepki gösterdi.

Tepebaşı Belediyesi meclis toplantısında yaşanan tatsız gelişmelerin Büyükşehir Belediyesi meclisinde yaşanmamasını Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ile AK Parti grubu sözcüsü Murat Özcan'ın olumlu konuşmamalarına bağlıyorum.

Büyükşehir Belediyesi meclis toplantısında önce Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt söz aldı.

CHP grubunun protesto bildirisini okudu.

Özetle şunları söyledi: 'Ayasofya'nın kurulduğu İstanbul'un 6 Ekim 1923'te düşman işgalinden kurtaran da Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kuran da Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'tür. Atatürk'e yönelik bu saldırıları gerçekleştirerek kendi tarihlerine ihanet edenler ulusal değerlerimizi hedef almaktadır Bu mesnetsiz saldırılardan en büyük zararı inancımız görmektedir. CHP Meclis üyeleri olarak Atatürk'e yönelik bu saldırıları bir kez daha kınıyor, ortak tarihimize ve değerlerimize karşı ihanet içinde olan bu zihniyetin temsilcilerine karşı hukuki olarak gerekenin yapılmasını talep ediyoruz.'

Kazım Kurt'un CHP gurubunun protesto bildirisi okumasının ardından AK Parti Meclis Gurubu sözcüsü Murat Özcan söz aldı.

Beklentiler Özcan'ın Kazım Kurt'un okuduğu bildiriye tepki göstereceği yönünde idi.

Ama Murat Özcan'ın beklentilerin dışında kimseyi eleştirmeden yaptığı konuşma takdir topladı.

Özcan da, özetle şöyle konuştu: 'Tepebaşında da buna benzer bir açıklama yapıldı ve maalesef tatsız birtakım hadiseler yaşandı Eskişehir'in ruhuna uygun olmayan, siyaseten bazı nezaket dışı davranışlar gördük. Ama daha sonra özür dileyerek bu konu kapandı. Biz Büyükerşen'in başkanlık ettiği böyle bir mecliste Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili herhangi bir kamplaşmanın hiç kimsenin bir taraf olmadığı ve olmayacağını da AK Parti ve MHP grubu adına da rahatlıkla söyleyebilirim. Devlet büyüklerimiz, özellikle de kurucu üyelerimiz herhangi bir şekilde herhangi bir partinin kamplaşma tarafı olmamalıdır. Buna herkesin özen göstermesi gerektiğini düşünenlerdenim.'

Son olarak konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise, 'Zaten bu konuşmalar da gösteriyor ki Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisindeki üyeler birlik ve beraberlik içerisindedirler. Hassasiyetleri Cumhuriyet konusunda birbirine eşittir. Ama ne yazık ki zaman zaman kamuoyunda bana göre provokasyon olarak saydığım birtakım söylemler, birtakım hareketler aslında bizi daha da bölerek ayırmak isteyenlerin vahdetidir. İç güçler diyelim, dış güçler diyelim. Vardır mutlaka. Ama buna rağmen görüyorum ki burada iki tarafında hedefi söyledikleriyle maksat aynı. Her iki tarafa da gösterdikleri hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Bu gibi provokatif eylemlerden etkilenme noktalarında da birlik ve beraberlik gösterip alınganlık göstermemeniz gerektiğine de inanıyorum' diyerek CHP ve AK Parti Grup sözcüleri Kazım Kurt ve Murat Özcan'a teşekkür etti.

* * *

Zaman zaman gerek TBMM Genel Kurul salonunda gerekse Odunpazarı, Tepebaşı ve Büyükşehir Belediyesi meclis toplantılarında tatsız olayların yaşanmasından sade bir vatandaş olarak utanç duyuyorum.

Elbette ki karşıt görüşler olacak.

Bu demokrasinin gereği, ama kimse kimseye hakaret etmeden, ağza alınmayacak sözler sarf etmeden herkes konuşmacıların konuşmasına tahammül göstermeli.

Çok parti demek çok farklı görüş demektir.

Önemli olan ülke ve şehir menfaati, hepiniz bulunduğunuz meclislerde bunun için varsınız.

* * *

BİR KOLTUKTA ÜÇ KARPUZ!

İnönü Belediye Başkanı Kadir Bozkurt ile tanışıklığımız eskiye dayanıyor.

Farklı düşüncelere sahip olmamıza rağmen, hiçbir zaman birbirimizi bu düşüncelerimizden dolayı ne eleştirdik ne de kırıcı söz söyledik.

O benim ben de onun düşüncesine saygı gösterdim.

O nedenle dostluğumuz bugüne kadar artarak devam etti.

İnönü Belediye Başkan adaylığının ilk döneminde ilçe de yaşayan üç-beş dostuma, arkadaşıma Kadir Bozkurt'a oy vermelerini rica ettim.

İkinci seçiminde de.

Bunu kendisine söyledim.

İlk kez buradan yazıyorum.

İlçe de yaptığı çalışmaların hepsini bilmesem de zaman zaman çalışmalar ile ilgili gönderdikleri maillerden ve de İnönü'de ikamet eden eş dosttan haber alıyorum.

9 büyükşehir, 14 il, 87 ilçe ve 5 beldeden oluşan Enerji Kentler Birliği'nin Ankara'da düzenlenen olağan meclis toplantısında yapılan oylamada Plan Bütçe Komisyon üyeliğine seçilmiş.

Aynı zamanda 15 belediyenin üye olduğu İpekyolu Belediyeleri Turizm Kalkınma Birliğinin Sakarya'nın Sapanca ilçesinde düzenlenen olağan meclis toplantısında oy birliği ile birliğin 1'inci Başkan Vekilliğine seçildiğini öğrendim.

Başkan Bozkurt'u bu önemli göreve seçilmiş olmasından kutluyor ve başarılar diliyorum.

İnönü Belediye Başkanlığı ile birlikte bir koltukta üç karpuz taşıyacak!

Yükü biraz daha ağırlaşmış.

Bilgisiyle, tecrübesiyle ve dinamizmi ile bunların altından rahatlıkla kalkacağına inancım sonsuz.

* * *

Daha İyi Bir Hayat!

Bir zamanlar bir dervişin yolu, bir dere kenarındaki küçük bir dergaha düştü. Dergah küçüktü ama içinde yüce gönüllü bir veli yaşıyordu. Derviş, hoş-beşten sonra, halini arz etti, niye yollara düştüğünü anlattı. 'Daha düzgün bir hayat yaşamak istiyorum, ama aklıma kötü şeylerin, günahkar düşüncelerin gelmesine bir türlü mani olamıyorum. Buna son vermenin yolunu gösterecek birini bulmak için yollara düştüm.'

Dergahtaki veli zat:

'Sana bir yol göstereceğim' dedi.

'Ama önce, çıkıp dışarıdan bir miktar rüzgar alıp getirmen gerekiyor.'

Derviş, aklı karışık bir halde dışarı çıktı. Rüzgar nasıl alınıp içeri getirilebilir ki?

Öyle düşündü böyle yaptı olmadı.

Üzgün bir halde dergaha döndü.

'Yapamıyorum' dedi.

Velî zat gülümsedi ve:

'Evlat' dedi, 'nasıl rüzgarı avuçlayıp içeri getiremiyorsan, aklına gelen o kötü düşünceleri de aklından silip atamazsın. Ama ne zaman böyle bir düşünce gelip seni yanlış yola çağırdığında sen 'Hayır' dersen, onlardan sana hiçbir zarar gelmez.'

(alıntı)* * *