Rizespor maçına neredeyse 1-0 yenik başladık…
Kronometre 1. dakika 40. saniyeyi gösterirken Rizespor'un ilk atağında golü yedik…
Ama ne gol…
Rizesporlu futbolcu, 5'li savunma bloğunun içinden elini kolunu sallaya sallaya geçip gitti…
Aslına bakarsanız, ikinci golde de yaşanan başka bir şey değildi…
Lawal'ın son derece gereksiz kırmızı kartından sonra maç zaten bitmişti…
Yani 18. dakikada…
***
Rize'de hiç bir varlık gösteremeyen bu takım, daha 6 gün önce oynadığı Beşiktaş maçında harikalar yaratmış, ligin en iyi top oynayan takımını yenmişti…
Keşke Beşiktaş'ı değil de Rizespor'u yenseydik!
Niye mi?
Elbette en büyük temennimiz her ikisini de yenmekti, ancak alt sıralardan kurtulmak adına bizim rakibimiz Beşiktaş değil, Rizespor…
3 puanı Rize yerine Beşiktaş'a verseydik keşke…
Eskişehirspor bize kabir azabı çektirmeye devam edecek...
***
Bir sözüm de Eskişehirspor yönetimine…
Attıkları twitlerle, Beşiktaş maçından sonra alınan galibiyete sevinmeyi bile basın mensuplarına çok gören yaklaşımlarındaki acemilik, sanırım hemen 6 gün sonra alınan bu mağlubiyeti hiç mi hiç öngöremediklerinin de en büyük kanıtı…
Çok anlamlı bir galibiyeti bile, bayram çocukları gibi çarçur eden yönetim, Rize yenilgisinin getireceği ağır yükü omuzlamaktan imtina edemeyecektir elbette…
Ancak şu noktaya dikkat çekmek gerekiyor;
Bu şehrin basını da, taraftarı da, hatta yaşayan insanların büyük kısmı; Eskişehirspor'un galibiyetiyle sevinir, yenilgisiyle de üzülür…
Beşiktaş galibiyetinin sonrasında ortaya çıkan bu tezahürü, saçma sapan bir şekilde kişisel boyutlara indirmeleri, Rize maçını kazanmak için edilen dualarda küçük nüanslar yaratmış mıdır acaba?
***
Keşke Beşiktaş'ı değil de Rizespor'u yenseydik!
Hepimiz için daha hayırlı olacaktı…
Neyse biz Eskişehirspor'u yine de seviyoruz…
Hem de size rağmen…