İslam dini öncelikle kişi hak ve özgürlüklerini koruyan evrensel bir dindir. Ve kesinlikle şiddeti, öfkeyi ve zulmü yasaklar. Be nedenle Müslüman olan kişinin dinin gereği öncelikle öfkesini yenmesin ve karşısındaki insanlara hatta hayvanlara dahi öfke ile hareket etmemesi gerekir.

Peki bunun Kur'anda yeri var mıdır? Tabi ki bu konuda yüce yaradan peygamber Hz. Musa'ya ve onun taraftarlarına çok zulmetmeye başlamıştı bilindiği gibi. Hz. Musa peygamber olmasına rağmen lisanında bir sıkıntı vardı. Ama yanında yardımcı olarak kardeşi Harun'u alıyor ve konuşma yapması gerekince Musa peygamberin yerine Harun konuşuyordu. İşte Musa ile kardeşi Harun kendini ilah ilan eden ve hiç tereddüt etmeden insanları katleden firavuna gitmeye karar verirler. Ve yapılan zulme karşılık ona çıkışmaya hatta ne olursa olsun çok sert davranmaya niyetlenirler. İşte bunları bilen yüce Allah hemen Hz. Musa'ya şu emri gönderir 'Ya Musa siz kardeşin Harun ile on (firavun) gidin. Çünkü o isyankarlardan oldu. Ama ona gittiğinizde gayet yumuşak sözle (öfkeye kapılmadan) söyleyin. Kavga ve niza etmeyin.' Geçmiş peygamberlere gelen emirleri kendine düstur edinen Hz. Muhammet as. İnsanlara hitapta çok öfkelense bile konuşurken gayet mülayim ve nezaketi elden bırakmazdı. Bizde yaşantımızda İslam'ın emirlerinden ilham alarak Beşeri münasebetlerde şartlar ne olursa olsun nezaketi ve saygıyı hiçbir zaman elden bırakmayalım.

Yunusemre diyor ki 'Lafa ola kestire başı. Laf ola kese savaşı' yani bir laf insanı ölümden de alır. Bir laf insanın başına da kestirir. Bir laf savaşı bile durdurur. Bir Arap Atasözü ise 'Kılıç yarasına mehlem (deva) bulunur ama dil yarasına mehlem bulunmaz.' Yine bir Atasözü (dilim-dilim- başıma geçirir kilim) tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır derler. Bir işin selametle, iyilikle neticelenmesi için söylenen sözün önemi çok büyüktür. Olacak bir işimizi sabretmez öfkeye kapılırsak o öfkenin neticesi olmayabilir. Ama hiç olmayacakmış gibi gözüken bir işimiz güzel bir lisan ile söz ile olumlu neticeye ulaşır. Hz. Muhammet as. Esas pehlivan rakiplerini ezici kuvvetle yenen değil, öfkelendiği zaman öfkesini yenerek nefsine hakim olandır diyor.

Bir anlık öfkenin nice ocaklar söndürdüğüne ve nice canlara mal olduğuna yaşadığımız hayatta çok defalar şahit olduk. Yani 'öfke ile oturan zararla kalkar' sözünü kendimize destur (yol gösterir) olmalıdır.