Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 2 Eylül Eskişehir’in Kurtuluş Günü kapsamında bir dizi tören ve etkinlik düzenlendi.

Her iki resmi günde de Vilayet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na önce Valilik ve resmi kurumlar ardından ise siyasi partiler ve dernekler tarafından çelenk sunuldu.

30 Ağustos’ta Yeni Parti, CHP, İYİ Parti çelenk sundu… Yeni Parti’de İl Başkanı Talat Yalaz meydanda kurulan kürsüde günün anlam ve önemine ilişkin konuşma gerçekleştirdi. CHP’de ise tatilde olan atanmış İl Başkanı Volkan Enver Kılıç’ın yerine Milletvekili Jale Nur Süllü konuştu. İYİ Parti dev bir Türk bayrağı açtı. Konuşma yapılmadı… Gazetecilere demeç verdi il başkanı Serdar Ulucan.

Zafer Partisi Ulus Anıtı’nda bir araya geldi. Anahtar Parti Hava Şehitliği önünde açıklama yaptı.

*

2 Eylül de ise Eskişehir’in kurtuluşu Valiliğin resmi töreniyle başladı. Yine çelenk sunuldu, konuşmalar yapıldı. Yeni Parti tören düzenlemedi. İYİ Parti ile Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim İş tarafından iki farklı çelenk sunma töreni düzenlendi.

Bunları neden tek tek yazıyorum?

Çünkü Şubat ayında Eskişehir Valiliği tarafından alınan bir karar var. Daha doğrusu bir yasaklama… Eskişehir Vilayet Meydanı’nda siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri yalnızca Atatürk Anıtı’na çelenk sunacak; bunun için ise en az 48 saat öncesinden izin alınacak. Basın açıklamasına izin verilmeyecek.

Aksi yönde herhangi bir açıklama yapılmadı, bu yasak hala devam ediyor…

*

Peki Eskişehir Vilayet Meydanı’ndaki yasak herkes için geçerli mi?

Ortada herkesin görebileceği bir eşitsizlik var!

Yeni Parti, CHP ve AK Parti Vilayet Meydanı’nda açıklama yapabiliyor… Eskişehir Barosu da 5 Nisan Avukat Günü kapsamında tören gerçekleştirebilmişti…

Fakat İYİ Parti, Anahtar Parti, Zafer Partisi ve sivil toplum kuruluşlarına yasak hala yasak!

Bu parti ve derneklerin temsilcileri çelenk sunduktan sonra Anayasal Haklarını kullanamıyor. Kıyıda köşede, Vilayet Meydanı’nın kaldırımında, meydanın karşısındaki ara sokaklarda ya da çelenk sunmanın ardından kendi binalarının önlerine dönerek açıklamalarını kamuoyu ile paylaşabiliyor.

Üstelik durum o kadar kanıksanmış ki yasağın devam ettiği ne haberlerde geçiyor ne de tepki gösteren bir kişi oluyor…

*

Ama beni şaşırtan bir başka durum var: Yasaklanmayanların sessizliği!

Konuşmaları yasaklanmayan milletvekilleri ve siyasi parti il başkanları kendileri engellenmediği sürece bu uygulamayı görmezden geliyor. Başkalarının konuşma ve basın açıklaması yapma hakkı engellenirken kendi kürsülerine çıkabiliyor olmaları onları rahatsız etmiyor!

Belli ki demokrasi, ifade özgürlüğü ve anayasal hakların kısıtlanması ancak kendilerinin başına gelince hatırlanıyor…

Artık sorun ve tartışılması gereken sadece Valiliğin Şubat ayındaki yasaklaması değil.

Demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü vazgeçilmez görenlerin seçici suskunluğu da…

Çünkü hak, tüm yurttaşlar için olduğunda haktır!