Sevgili Okurlar:
Allah Teala Kur'an'ı Kerim'in birçok yerinde İHSAN'dan bahseder. İslam'a göre İhsan nedir? Ticaret yaparken de ihsan yapılabilir mi? Bugün de sizlerle bunları paylaşalım…
İhsan emredilmeyen ve mecbur olmadığını şeyleri yapmaktır. Adalet yapanlar dinde sermayesini kurtarmış olur. Ama esas kar ihsan edenlerdir. Aklı olan Ahiret karını hiç kaçırır mı? Hem ticaret yapıp hem de ihsan 6 türlüdür.
1-Müşteri fazla ihtiyacı olduğu halde çok para vermeye razı olsa bile çok kar istememelidir. İmamı Sırrı-sakati-yüzde 5'ten fazla kar istemezdi.
2-Fakirlerin mallarını fazla para ile almalı. Onları sevindirmelidir. Mesela dul kadınların el işlerini, çocukların sattığı malları, çok para verip almalı ve onları sevindirmelidir. Bu sadaka vermekten daha sevaptır. Fakat zenginden mal alırken aldanmak sevap değildir. Ve iyi değildir. Bu malı zayi etmektir. Pazarlık ucuz almak lazımdır. Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz de alırken mutlaka pazarlık yaparlardı. Alışverişte aldanmak aklın ve malın noksan olmasıdır derlerdi.
3-Müşteriden para almakta 3 türlü ihsan olur. Fiyatta ikram etmelidir. Eski, kirli paraları kabul etmelidir. Mümkünse peşin verdiği fiyata, fakir olanlara taksit yapmalıdır. Parası ve malı olmayanlara borcunu uzatmak zaten vaciptir. İhsan değil, adalet ve fazilettir. Fakat malı olup da onu zararına sattırmaktan veya muhtaç olduğu bir şeyi satmadıkça ödeyemeyecek bir halde olanların ödemesine zaman vermek ihsandır. Ve büyük sadakadır.
4-Borç ödemekte ihsan ise; istemeye vakit bırakmadan önce vermektir. Ve paranın en iyisini vermek ve kendi eli ile ayağına giderek vermektir. Onu birisini göndermeye mecbur bırakmamaktır. Çünkü bir kimse ödeme gücü olduğu halde borcunu 1 saat bile geciktirse zalim ve asi olur.
5-Alış-veriş ettiği kimse pişman olursa, yapılan satışı geri çevirmek vacip değildir. Ama çok sevabı vardır ve ihsan demektir.
6-Fakirlere veresiye verip, parası olmayandan istememeye niyet etmektir. Borçlusu ölünce helal etmektir. Büyüklerin dükkanında iki defter bulunurdu. Birisine bilinmeyen isimler yazardık. Hepsi fakirdi. Bazı borçlar karşısında isimde yazılı değildi. Eğer kendisi ölürse kimse fakirlerden bir şey istemesin diye isim yazmazdı. İşte hem ticaret hem ihsan kısaca böyle.