AKP’li Fiskobirlik Başkanı Lütfü Bayraktar şöyle demiş; “Dört asgari ücretin netini huzur hakkı olarak alıyorum; işimi yapıyorum, gerisini çok tınlamıyorum…”
Diyeceksiniz ki, Adam koskoca Fiskobirlik yönetim kurulu başkanı…
Asgari ücret alacak hali yok ya…
Ama öyle değil…
Lütfü Bayraktar Fiskobirlik yönetim kurulu başkanı,
Aynı zamanda da AKP Sakarya milletvekili…
Lütfü Bayraktar,
Milletvekili maaşı alıyor,
Milletvekili emekli maaşı alıyor,
Fiskobirlik yönetim kurulu başkanı olarak da dört asgari ücret alıyor…
Kaba bir hesaplamayla aylık geliri 560 bin TL civarında…
Yani en düşük emekli maaşının 28 katı…
Diğer bir deyişle yıllık geliri 6 milyon 720 bin lira…
Hem milletvekili hem de Fiskobirlik yönetim kurulu başkanı olmasına tepki gösterenlere de “tınmıyorum” diyerek cevap veriyor…
***
Tınmamak…
TDK şöyle tanımlıyor kelimeyi…
“Önem vermemek, ilgilenmemek, aldırış etmemek…”
Bu tip durumlar karşımıza sıklıkla çıkıyor…
Birden fazla devlet ya da yarı özerk kurumlarda yönetim kurulu başkanlığı ya da üyeliği yapanlar…
Üç-dört farklı kurumdan huzur hakkı adı altında maaş alanlar…
Bu ve buna benzer sayısız örnek var Türkiye’de…
Ülke olarak bu tip uygulamalara alıştık artık, ya da kanıksadık diyelim…
Ama bunu yapan kişi aynı zamanda milletvekilliği de yapıyorsa, o durum başlı başına bir garabet…
İşte insanın hazmedemediği şey bu…
Yoksa Türkiye’de, şu ya da bu şekilde aylık geliri Lütfü Bayraktar’ın çok çok üstünde olan insanlar var…
***
Şimdi lütfen bir düşünün,
Olaya farklı bir yönden yaklaşmaya çalışacağım…
Lütfü Bayraktar’ın aylık gelirinin büyük kısmı milletvekili milletvekilliği emekliliğinden aldığı maaş…
560 bin liralık aylık gelirinin 112 bin lirası Fiskobirlik’ten…
Geri kalan 448 bin lirası TBMM’nden…
Ve TBMM’nde hem milletvekili hem de emeklilik maaşını birlikte alan eminim çok sayıda milletvekili var…
AKP’de var,
MHP’de var,
CHP’de var,
İYİ Parti’de var,
DEM Parti’de var…
Şimdi,
Aylık geliri yaklaşık 450 bin lira olan birinden,
Aylık 20 bin lira geliri olan insanla empati kurmasını, yani kendisini 20 bin lira ile geçindirmeye çalışan birinin yerine koymasını bekler misiniz?
Bekleseniz bile bu ne kadar gerçekçi olur?
Siyasetin belli şablonları vardır…
Muhalefette iseniz, bütün umudunuz (oy olarak elbette) dar gelirlidedir, emeklidedir, küçük esnaftadır, asgari ücretle geçinen ya da biz ona geçinmeye çalışan diyelim, bu kesimlerdedir…
Kaybedecek bir şeyiniz yoktur…
Aksine o kesimleri ikna edebilirseniz iktidar olma şansınız vardır…
İktidardaysanız eğer,
O zaman kaybedebileceğiniz şeyler çoktur…
O yüzden kaybetmemek için güçlüden, sermayeden yana olmak zorundasınız…
Türkiye’de siyaset bu şablonlar üzerine kuruludur…
O nedenle de,
“Başka bir iktidar başka bir Türkiye” beklentisi hiç de gerçekçi değildir…