Eskişehir’e gelen Kazakistan Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'e yaptığı ziyarette övgü dolu sözler söylemiş.

Eskişehirli olarak şahsen ben bir ülkenin büyükelçisinden Büyükşehir Belediye Başkanımıza yapılan övgüden gururlandım. Kazakistan Büyükelçisi Abzal Saparbekuly ve beraberindeki büyükelçilik temsilcilerini makamında ağırlayan
Büyükerşen, 'Kazakistan kök bağlarımız ile bağlı olduğumuz bir ülke. Dostluğumuz baki kalacak. Eskişehir iklimi ve tarımsal üretimi açısından Kazakistan'a çok benziyor. Birlikte birçok projeye imza atacağımıza inanıyorum' demiş.
'TÜRK DÜNYASINDA DA TAKİP EDİLİYORSUNUZ'
Büyükelçi Abzal ise konuk severliği için Başkan Büyükerşen'e teşekkür ederek, ' Yaptığınız çalışmalarla sadece Türkiye'de değil Türk dünyasında da yakından takip edilen bir başkansınız. Çimkent şehrimizden temsilcilerimiz yakın zamanda Eskişehir ile kardeş şehir protokolü imzalamak için sizleri ziyaret edecek. Bu sayede dostluk bağlarımızın daha da güçleneceğine inancım tam' demiş. Kazakistan Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, Başkan Büyükerşen'e geleneksel sazları olan dombra hediye etmiş.

* * *
Yılmaz Büyükerşen sadece Türkiye'deki pek çok belediye tarafından takip ediliyor. Bunu biliyoruz. Ancak Türk Dünyası ülkeleri tarafından da takip edildiğini Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi'nin söylemesi herhalde birilerini rahatsız etmiştir! Fırsat bulduklarında Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'i 'Eskişehir'e heykellerden başka ne yaptın' diye eleştirenler Kazakistan Büyükelçisi Abzal Saparbekuly'un 'Yaptığınız çalışmalarla sadece Türkiye'de değil Türk dünyasında da yakından takip edilen bir başkansınız' diye övgüler yağdırdığını duydular veya gazetelerde okudularsa yüzleri kızardı mı acaba?
* * *
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na kar fırtınası sırasında İngiliz Büyükelçi ile yediği yemekten CHP Genel Başkanı'nın haberinin olup olmadığı soruldu. İmamoğlu bu soruya 'Genel başkanım o kadar yoğun ki benim hangi yemeği yediğimi niye takip etsin?' yanıtını vermişti. Bu ziyaretten ve birlikte yedikleri yemekten sonra, İstanbul'u kar teslim alırken Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcoot ile bir balıkçıda bir araya gelmesi çok eleştirildi. Oysaki kimin kiminle buluştu? Kiminle baş başa veya eşleri ile birlikte yemek yedi kimi ne ilgilendirir? Sonra gizli saklı bir yerde değil herkesin bildiği kamuya açık bir balıkçı lokantasında yenilmiş yemek. Türkiye'nin başka sorunları yokmuş gibi günlerdir gündemden düşmedi. Bu tür ziyaretler geçmişte de oldu, bugün de oluyor, yarında olacaktır. Belediye Başkanlarının bir ülkenin Türkiye Büyükelçisi ile yapacağı görüşme ve yiyeceği yemek öncesi partisinin genel başkanını önceden bilgilendirecek diye bir zorunluluk mu var?
* * *
Geçtiğimiz hafta içerisinde ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Jeff Flake Adana Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Zeydan Karalar'ı ziyaret etti. Karalar, büyükelçi ve eşine Adana kebap ikram etti. Flake, ayağının tozuyla bir hafta önce de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret etmişti.
SOSYAL MEDYADAN TEPKİ YAĞDI
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nu İngiliz Büyükelçi ile yedikleri yemekten sonra olduğu gibi, ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Jeff Flake Adana Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Zeydan Karalar'ı ziyareti de sosyal medyada çok eleştirildi. 'Büyükelçiler CHP'li Belediye Başkanlarını neden ziyaret ediyorlarmış, bunun altında cumhurbaşkanlığı seçimleri mi var? ' diye öküzün altında buzağı arıyorlar. Artık bazı sosyal medya kullanıcıları işi gücü bırakmış hangi ülkenin büyükelçileri hangi CHP'li belediye başkanlarını ziyaret ediyor takibe başlamışlar.
* * *
Büyükelçilerin belediye başkanlarına yaptıkları ziyaret nezaket ziyaretidir. İki ülke arasında resmi görüşme yapılacaksa bu genel başkanlar ile yapılır. Kuralı da budur. Öküzün altında buzağı aramayın.
'2 SİMİT AŞA ŞEHİR'DE YAŞAMA' DÖNEMİ BİTTİ!
Eskişehir'de simide bir zam daha geldi. Eskişehir Ticaret Odası Meclisi'nin Ocak ayı oturumunda alınan karar gereği Eskişehir de daha önceden 2 lira 50 kuruşa satılan simit fiyatına 50 kuruş zam yapılarak yeni fiyatı 3 TL oldu. Eskişehir'de Lokantacılar Odası Pastacılar Odası ile Ticaret Odası'na üye olan simitçi esnafının bazıları yeni tarifeyi uygulamaya başladı.
* * *

Vatandaşın yoksullukta sarıldığı çay ve simit artık lüks tüketim maddesi oldu. Halk artık, simit bile o kadar lüks oldu ki 'Hadi simitçiye öğlen yemeğine gidelim' bile diyemeyecek. Bazı simit fırını işletmecileriyle görüştüğümde, 'Hammadde fiyatlarındaki artış nedeniyle bir zam yapma zorunluluğu doğdu. Elektriğe yüzde 127, doğal gaza yüzde 50 zam gelmiş. Kira artışları. Mal sahiplerinin hiçbiri devletin açıkladığı yüzde 20'yi kabul etmiyor. Hep yüzde 40-50 kira artışları yapıyorlar. Halkın alım gücü olmadığı için biz 3,5 veya 4 lira olmasını istiyorduk. Ancak vatandaşı daha fazla sıkıntıya sokmamak adına karımızdan fedakarlık yaptık. Ancak hammadde artışları bugünkü hızıyla devam ederse bir ay sonra yeniden zam talebinde bulunmak zorunda kalırız' dediler.

ASGARİ ÜCRETLİ 4 BİN 250 LİRAYLA BİLE GEÇİNEMİYOR
Asgari ücretin kısa süre önce 4 bin 250 TL olduğu Türkiye'de, 3 çocuklu bir ailenin aylık simit ve çay gideri bin 350 lirayı buluyor. 3 çocuklu bir aile günde 3 öğün simit yerse aylık bin 350 lira, bir de yanında ortalama 2 buçuk liradan bir bardak çay içerse bin 375 lira. 3 çocuklu bir aile her gün 3 öğünde birer simit yiyerek birer bardak çay içerek karnını doyursa aylık simit ve çay gideri bin 725 lirayı buluyor. Eline kalan para 2 bin 475 lira. Kışın ortasındayız. Eskiden aylık elektrik gideri ortalama 150 TL idi. Bugün ise 200 TL'den aşağı gelmez. 3 çocuklu bir ailenin doğal gaz
faturası aylık 450 lira. Su faturası 100 TL. Ev kira ise en düşüğünü baz alırsak aylık 500 TL. Toplamı 2 bin 975 TL. 3 çocuklu bir ailenin elinde toplamda bin 275 lira para kalıyor. Mutfak, okul masrafları, diğer giderler, okul masrafları ve kişisel ihtiyaçları bu hesaplamaya dahil etmedim. Elde kalan bin 275 liraya mutfak masrafı, diğer giderler, çocukların okul masrafı ve kişiler ihtiyaçlar dahil edilince iş içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
* * *
Geçmişte Eskişehir'de çokta dillendirilen bir söz vardı. '2 simit 1 çay aşa şehir de yaşa' diye. Maalesef artık simitte lüks yiyecek oldu. Dar gelirli memur ile asgari ücretle çalışanlar öğlenleri iki simit iki bardak çay içerek karınları doyuruyordu. Bugün iki simit iki çay 11 lira oldu. Herhalde artık 2 simit iki çay yerine bir simit bir çayla öğle yemeklerini geçiştireceklerdir.
ELEKTRİKÇİLERDE BİR DÖNEM KAPANDI
Elektrikçiler odası seçimini Ahmet Namık Akdoğan kazandı. Seçimde mevcut başkan Cafer Adıgüzel 116, Ahmet Namık Akdoğan ise 182 oy aldı. Sonuçlar açıklanınca Ahmet Namık, yeni seçilen yönetim kurulu üyeleri ve destekleyenler büyük sevinç yaşadı.


AKDOĞAN'IN KAZANMA ŞANSININ YÜKSEK OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİM
Seçimlerden bir hafta önce idi… Hamamyolu Caddesinden Köprübaşı tarafında doğru yürüyen üç oda başkanıyla karşılaştım. Cuma namazını Alaeddin Camii de kılmışlar. Köprübaşında bir lokanta da birlikte yemeğe gidiyorlarmış. Ayaküstü biraz sohbet ettik. Seçimleri yapılan odaların seçilen başkanlarını konuştuk. Yapılacak seçimlerde kimlerin kazanabileceklerinin tahmini yaptık. 'Cumartesi günü yapılacak Elektrikçiler Odası seçimlerinde mevcut başkan Cafer Adıgüzel de aday Ahmet Namık Akdoğan'da çok iddialı. Ortada bir seçim gibi görülüyor. Sen ne dersin?' diye sordular. '10'un üzerinde oda üyesi arkadaşım var. Onlarla zaman zaman müzakere yaptık. Oda yönetiminde bir değişimin olmasından yana idiler. Bu sadece kendilerinin değil 100'ü aşkın üyenin de düşüncesi. İddia ediyoruz seçimi Ahmet Namık Akdoğan kazanacak. Ahmet Namık'ı mağdur olarak görüyorlar. Cafer Başkanın Ahmet'e yanlış yaptığı düşüncesindeler. Bizim inşamız da mağdurdan yana olur' dediklerini anlattım. 'Bana senin şahsi düşüncen ne?' diye sorduklarında, 'Bende oda üyesi arkadaşlarım gibi Ahmet Namık Akdoğan'ın seçimi farkla alacağı inancındayım' dedim.
* * *
Ahmet Namık Akdoğan'da Cafer Adıgüzel de çok yakın dostlarım. Her ikisini de en az 30 yıldır tanıyorum. İkisinin de her zaman sevgi ve saygısını gördüm. Keşke Cafer Adıgüzel, 'Ben yıllardır oda başkanlığı yapıyorum. Biraz da gençler yapsın' diyerek aday olmasaydı. Koltuğunu 'seçimi kaybetmiş başkan' olarak değil kendi rızası ile teslim etmiş olurdu.
* * *
Ahmet Namık Akdoğan ile ne zaman sohbet etsem, 'Seçimler sanki bir hafta sonra yapılacakmış gibi çalışıyorum. Bu seçimi alacağım' diyordu. Geçen 4 yıldan beri çalışıyordu. Üyelerin kapılarını sık sık aşındırdığını biliyorum. Çalıştı ve harcadığı emeğin karşılığını aldı. Kendisini ve yönetim kurulunda görev alan arkadaşlarını kutluyorum.

MAĞAZA
Tuhafiyeci dükkanından geçimini sağlayabiliyor, bir köşede üç beş kuruş da biriktirebiliyordu. Günün birinde sağındaki dükkan boşaldı, derken orası da tuhafiyeci oldu. Sonra solunda bir tuhafiyeci daha... Rekabet başladı, işleri kötüye gitti. Ama sonunda bir çözüm yolu buldu. Sağındaki komşusu, dükkanının üzerine 'gerçek ucuzluk burada' diye yazdırmıştı. Solundaki, 'en büyük tuhafiye mağazası' yazılı bir bez asmıştı. Bizimki, ikisinin ortasına şu yazıyı koydurdu: 'Mağazaya buradan girilir.'