Gece gelince yüzleşmez miyiz kapanan sayfanın gerçek rengiyle? Bir kuş havalanmaz mı odamızdan kimliksiz dağlara, özgürlük rengiyle kanatlarında? Salık verilir mavinin bilirkişiliği sonsuz düşlere ve itiraz edilir ölümlere Metin Altıok şiiri kanar ellerimiz, ağlarız. O, saçlarında artık geri gelmeyecek günlerimizi resmeden sözcükleri taşıyor, O bize okyanuslardan daha önce görmediğimiz mavilikleri getiriyor. Üstada çok sevildiği, çok okunduğu Eskişehir'den sevgiler.
Salih Bolat edebiyat yaşamına Yeni Adana gazetesinin kültür sanat sayfasında öyküler yazarak başladı (1974). Arkadaşlarıyla birlikte Koza adlı dergiyi çıkardı (1975). İlk şiirini bu dergide yayımladı.1977-1980 yılları arasında Yapıt dergisinin, 1982-83 yıllarında Petek dergisinin yazı kurulu üyeliğinde bulundu. 1984-86 yıllarında Yarın dergisinin çalışmalarına katıldı. 1995 yılında, Cem Savran ile Promete dergisini kurdu. 1980 yılı başlarından itibaren Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat 81, Türkiye Yazıları, Süreç, Yeni Düşün, Varlık, Gösteri, Düşler, Şiir-lik, Edebiyat ve Eleştiri, Defter, E, Kaçak Yayın, Evrensel Kültür, Yasakmeyve gibi dergilerde şiirler ve yazılar yayımladı. 1995-97 yıllarında Siyah Beyaz gazetesinde, 'Duygusal Düşünceler' adlı köşede yazdı.
…………..
AKADEMİ-ŞİİR İLİKİSİ ÜZERİNE
HÜSEYİN KÖSE -
Şiirsel duyuşa karşıttır bu, ama etkili muhakeme yapar. Lirik şairden sosyoloji yapan, politika üreten, psikolojik çözümlemelere girişen, tarihsel yapı analizleri kotaran şair-düşünürü yaratır. Öyle anlar vardır ki, şair, zamana çabucak yenik düşmeyecek bir gözlem ve retoriğe hayat vermek için makro yapısal çözümlemelerin dilini gereksinir. Teknik kavramların gücüne başvurarak, yaslandığı referans noktalarının sağlamlığıyla güçlü bir yargıya, hükme varmaya çalışır. Bu muhakeme kabiliyeti, şiirde akıl dışı ya da saçmalık gibi duranı aklileştirme gücüne sahiptir, vs. Gelgelelim, her üç katkıyı da tersinden okumak pekala olasıdır, işin can alıcı yönü de burada gizlidir zaten. Evet, akademi, tıpkı moda gibi, kendini kaybetmeden çoğaltmayı vaaz eder; gelgelelim, kendini yitirmeden buldukların hep başkalarının yolda bıraktıklarıdır, senin keşfettiklerin değil... Evet, akademi mesleği çabayı rasyonel düzeyde örgütleyip disipline eder ve iyi bir şeydir bu; ama gelgelelim, yoldan çıkmak, çılgınca oyalanmak, takvim tutmaz bir yaşama düzenine meyletmek de gerekir zaman zaman, güvencesiz ve rastlantısal olanın mucizelerini kabullenmek, bilinmez olanın sınırlarını deneyimlemek gerekir... Evet, bilimsel düşünüş tutarlı bir muhakeme gücü esinler insana; ne var ki, esrimenin şiddetiyle bulunmuş yitiklerin, henüz icat edilmemiş dilinin verimli toprağına da buyur eder insanı, vs... Ama şayet benden ille de şairane bir yanıt bekliyorsan, lafı fazlaca uzatmadan söyleyeceğim şudur: Akademi mesleği, 'kurduğun cümlenin en az yarısı başkalarına aittir' diyen jargonun adıdır. Şiir ve edebiyatsa 'kendine ait bir sözün var mı?' diye soran huzursuz bilinçlerin ezeli var oluş inadı... O kadar.
…………..
POETİKA - VİLDAN ÇALIŞKAN
NİLGÜN MARMARA
'şekersiz şiirlerin şairi.'
'ellerim: eksik cennetim benim'
Nilgün Marmara
En güzellerden bir güzel, zamansız gitti. Göğe düştü O. Bulutlarla bezendi etrafı bembeyaz. Çocukların şiirlerindeki masumiyet anlatır O'nu..
Bir türlü hangi anlama boyayacağını bilemediği evreninde, zaman, karşı duruşuna noktayı koyar an gelir... Yazmak varoluşun zehrini paylaşmaktır başkalarıyla;
çoğu kez hem çok güçlü olduğunu duyumsar insan hem de çaresizliğini; hele de yeni tılsımlar ekliyorsa hayata sürekli ve yoğuruluyorsa acıyla; siyah beyaz resimlerde tebessüm eden kadın...
uyanıyorum küstah sözcüklerle:
ey, iki adımlık yerküre
senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!
Nilgün Marmara
………….
EN ÇOK OKUNANLAR - ADIMLAR KİTAP
Z Raporu - Ali Lidar
Hayvan Çiftliği - George Orwell
Göğe Bakma Durağı - Turgut Uyar
Üstü Kalsın - Cemal Süreya
Sineklerin Tanrısı - William Golding