Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Mehmet Ali Kalkan adı vatandaşın bilgi edinme kanunu kapsamında sorduğu 'Fethullah Gülen ile görüştünüz mü?' sorusuna yanıt verdi.
ATATÜRKÇÜLERE
KİN KUSUYOR
Büyükerşen, 'Fethullah Gülen ile hiçbir zaman hiçbir yerde karşılaşmadım, tanışmadım ve iletişim içinde olmadım. Devletime, Laik Cumhuriyet'e ve Atatürk ilkelerine bağlılığımı Türk halkı çok iyi bilir. Bu şekilde mesnetsiz iddialarda bulunmak, bugünkü durumu fırsat bilip bazı yerel dedikodu gazetecilerine önce bu dedikoduyu yaratıp, sonra da ona dayanarak bilgi edinme kanunu yoluyla, adeta şahsımı açık hedef haline getirmeye çalışmaktan başka bir şey değildir' dedi. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında birilerinin Yılmaz Büyükerşen'i Fethullah Gülen ile ilişkilendirmeye çalışmasını hayretle izliyorum. Darbe kalkışması sonrasında Büyükerşen'i, Ahmet Ataç'ı, Kazım Kurt'u darbe yanlısı göstermeye çalışılan yazılar yazılıyor. Bunların bir 'darbeyi Büyükerşen planladı' demedikleri kaldı. Yakında onu da derlerse vallahi hiç şaşırmam. İki yıl önce (17-25 Aralık operasyonlarından aylar sonra) 'Cemaate Adres göstermek ne haddimize. Fethullah Gülen Hocaefendiye karşı bir sempatimiz, sevgimiz olduğu doğrudur. Hiçbir zaman cemaate olan yakınlığımızı inkar etmedik, 28 Şubat sürecinde bile' diyenler bugün 'suçluluk psikolojisi içerisinde' oldukları için mi CHP'li Belediye Başkanlarına ve Atatürkçülere kin kusuyor?
BÜYÜKERŞEN
ENGELLEDİ
Büyükerşen, Fethullah Gülen'e yakın bir vakıf üniversitesinin Eskişehir'e kurulmasını engellemedi mi? O yıllarda Meclisteki AK Partililer Fethullah Gülen'in üniversitesine tam kadro 'Evet' oyu vermedi mi? Yılmaz Hoca AK Partililere rağmen, Fethullah Gülen'in Eskişehir'e üniversite kurmasına izin vermedi. O yıllarda bu üniversite için 'Evet' oyu kullanan AK Partili Meclis Üyeleri bugün Büyükerşen'e gidip teşekkür etmeleri gerekir. 'Hocam başımızda iyi ki sizin gibi başkan varmış. Bu terör örgütünün kentimizde üniversite kurmasını engelleyerek, bizim 'Evet' oylarımızla tarihe kara bir leke olarak geçmemize izin vermediniz' demeliler. Eskişehir'de kimin ne olduğunu herkes biliyor. Çağdaş, Atatürkçü Büyükerşen'in Fethullah Gülen ile 'aynı menzile' gitmeyeceği ortada. Eskişehir'den Gülen'e saygılarını sunmak, hayır dualarını almak için Pensilvanya'ya kimlerin gittiği, kimlerin gitmediği de ortada. Şu günlerde panik içerisinde sağa sola iftira atanlara Tolstoy'un 'Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; İlk önce senin ellerin kirlenecek' sözünü hatırlatıyorum…
*******************
nostalji
SÜLEYMAN DEMİREL'İN ELİNDEN
BAŞBAKANLIK KUPASINI ALDIK
23 Haziran 1966. Yer: Ankara 19 Mayıs Stadı. 50 yıl önce Eskişehirspor Kaptanı Agop Mehmet, Başbakanlık Kupa'sını Başbakan Süleyman Demirel'in elinden alıyor. 1965-1966 Türkiye 2. Futbol Ligi Şampiyonu Eskişehirspor ile Türkiye Amatör Futbol Şampiyonası Şampiyonu Trabzon İdman Ocağı karşılaşıyor. ES ES 11. Dakikada Nihat Atacan'ın attığı gol ile maçı 1-0 kazanıyor. Kupanın sahibi oluyor. Abdullah Matay'ın Teknik Direktörlüğünü yaptığı Eskişehirspor maç kadrosu şu isimlerden oluştu; '1. Hakkı Aygün, 2. İlhan Çolak, 3. Mahmut Şölenişçi, 4, Ayhan Aşut, 5 İsmail Arca, 6. Mehmet Dülger, 7. Metin Büyüksolak, 8. Nihat Atacan, 9. Fethi Heper, 10. Kamuran Yavuz, 11. Mehmet Mengü.' Trabzon İdman Ocağı Kadrosunda da tanıdık isimler var. İdman Ocağı şu 11 ile maça çıktı; '1. Argun Sayın, 2. Haydar Tuncer, 3. Kenan Aksu, 4.Ahmet Suat Özyazıcı, 5.İbrahim Çoban, 6.Şevki Gençosmanoğlu, 7. Necmi Perekli, 8. Nevzat Özgür, 9. Ahmet Ziya Genç, 10. Atay Aktuğ, 11. Köksal Mesçi'
****
CUMARTESİ HİKAYESİ
ADAM OLMAK
On üç yaşındaydım. Ortaokula gidiyordum. Babam öleli iki yıl olmuştu. Yoksul düşmüştük. Annem terzilik yapıyordu, zar zor geçiniyorduk. Büyük bir evin iki odasında oturuyorduk. Kitaplarımın çoğu noksandı, okul çantam bile yoktu. Bayram geldi. Annem ne yaptı etti, bana bir ayakkabı aldı. Bir pantolonla bir gömlek dikti. Sabah erkenden kalkıp giyindim. Bir gün önceden sözleşmiştik, iki arkadaşım beni evden alacaklar, birlikte bayram yerine gidecektik. Atlı karıncaya, kiralık bisikletlere binecektik, tatlıcıda tatlı yiyecektik. Belki sinemaya da gidecektik. Annemden para istedim. 'Paramız yok oğlum' dedi. Çılgına dönmüştüm, arkadaşlarım neredeyse geleceklerdi. Onlara ne diyebilirdim? Parasız olduğumuzu, bu yüzden bayram yerine gidemeyeceğimi söyleyemezdim ya… Hırçınlaşmıştım, üstümdekileri çıkarıp duvarlara atmaya başladım. Beni üzgün üzgün seyreden annem, o zaman dolaptan çantasını çıkardı, para aradı. Bula bula bir lira buldu. Kadıncağızın bir lirası kalmıştı yalnız, bütün parası oydu. O bir lirayı bana uzattı: 'Haydi giyin,' dedi, 'Bir lira yetmez mi?' Bir lira o zaman büyük paraydı. Oraya buraya attığım elbiselerimi ayakkabılarımı topladım. Yeniden giyindim, paramı cebime koyup arkadaşlarımı beklemeye başladım. Geldiler. Biraz oturdular. Annem onlara şeker ikram etti, ikisini de okşadı, öptü. Sonra: 'Haydi artık gidin!' dedi. 'Güzel güzel eğlenin!'
Sokağa çıktık. Çok neşeliydim, kabıma sığamıyordum. Fakat köşeyi dönerken evimize baktım, annem pencereden uzanmış, gülümseyerek bana el sallıyordu. O zaman içimden bir ağlamadır geldi, gözlerim dolu dolu oldu. Tıkanıyordum. Ağladığımı belli etmemeye çalışarak arkadaşlarıma: 'Ben gelmeyeceğim' dedim. Neden olduğunu anlamadılar. Biri: 'Paran yok ondan gelmiyorsun.' dedi, alay ederek. Elimi cebime attım ve bir lirayı çıkarıp gösterdim: 'İşte para!' dedim. Beni orada bırakıp gittiler. Sokaklara gelişi güzel dalarak bir süre sersem sersem dolaştım. Kimseye göstermeden doya doya ağladım, sonra gözlerimi sildim, elimden geldiği kadar neşeli olmaya çalışarak eve döndüm. Annem beni görünce: 'Neden döndün?' diye sordu. 'Canım istemedi' dedim ve cebimden bir lirayı çıkarıp anneme uzattım. Zavallı kadıncağız, çok şaşırdı, parayı elimden alıp masanın üstüne koydu. Sonra beni kucakladı, göğsüne bastırdı. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Ben ağlamıyordum artık. Sokakta doya doya ağlamıştım. Annemin yüzünü öptüm, ağlamamasını söyledim. (Susar, dalar, düşünür) Artık üzüntülü değildim. Bayram yerine gidemediği için üzülmek benim gibi koca bir çocuğa, bir ortaokul öğrencisine yakışmazdı. Olgun bir adam olmuştum birdenbire.
Melih Cevdet Anday
foto şaka
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Onlardan MHP'ye oy devşirmek için AK Parti mitingine katılıyorum.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: Devlet Bey, 'Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayasın'