2013-2014 futbol sezonu yarın sahamızda oynayacağımız Konyaspor karşılaşması ile sona eriyor…
Detayları bilmemekle birlikte,
Sanırım Avrupa UEFA Ligi ön elemeleri nedeniyle, Temmuz ortalarında maç trafiği başlayacak…
Bunun dezavantajları, avantajları, neler yapılması gerektiği konusunda başta Ertuğrul Sağlam olmak üzere, yetkililer gerekenleri elbette yapacaklardır…
Konunun yönetsel ve taktiksel yönü bizi aşıyor…
***
Peki karşıdan baktığımızda,
Gelecek yıl bizi nasıl bir lig bekliyor?
Ya da şöyle soralım;
Eskişehirspor'u nasıl bir lig bekliyor?
Takımda bazı futbolcuların sözleşmeleri bitiyor…
Dede, Servet, Kamara, Torres (kiralık), Boffen, Hüseyin Acar, Hürriyet…
Kamara takımdan ayrılacağını açıklarken, diğer futbolcuların durumu Sağlam'ın vereceği rapora bağlı…
Ancak kaleci Boffen ve Hürriyet dışında, kalması istenecek futbolcu olduğunu sanmıyorum…
Dede, geldiği ilk yıl bu takıma çok büyük katkı verdi, bu sezonu ise neredeyse oynamadan kapattı…
Buna karşın, taraftarın çok sevdiği bir futbolcu…
Ancak yaşı nedeniyle yolların ayrılması her iki taraf için de en iyisi…
Necati ise tam bir muamma…
Türkiye Süper Liginin en çok gol atan 9'ncu futbolcusu olma başarısını gösteren Necati, hiç birimizin anlayamadığı bir nedenle, son derece isteksiz ve verimsiz bir lig geçirdi…
Erkan Zengin ise, şimdiden transferin gözdesi olacağa benziyor…
Tarık Çamdal gider mi kalır mı bilinmez…
Akaminko da yine takımın gözdelerinden ve transferde adı çokça geçecek isimlerin başında geliyor…
Belki de gelecek sezon için Eskişehirspor'un en büyük transferi Diego'nun geri dönecek olması…
Eski formuna kavuşmuş Diego'ya bu takımın çok ihtiyacı var…
***
Eskişehirspor da, belki de çok fazla gözleyemediğimiz özelliklerden biri, gençlere yapılan önemli yatırım…
Geçtiğimiz yıl kimisi zaman zaman, kimisi sürekli şans bulan genç futbolcular, gelecek sezon için bizleri umutlandırırken, takıma hem önderlik, hem kurtarıcılık hem de ağabeylik yapacak birkaç ismin daha alınabilmesi çok önemli…
Hep söylediğim gibi,
Elbette tüm bunları ve bizim aklımızda olmayan bir çok ayrıntıyı yönetim ve teknik kadro en ince ayrıntılarına kadar düşünüyor, inceliyor, araştırıyor ve planlamasını yapıyor…
ES-ES, Türkiye Kupasında nasıl üçüncü yarı final sonunda finale ulaşabildiyse, önümüzdeki yıllarda da kalitesi ve karizmasıyla finale ve kupaya rahatlıkla ulaşabilir…
Bu yıl, finale çıkarak taraftarını mutlu etti…
Şu hep akıllarımızda ve dilimizde olacak…
'O kupa bu şehre gelecek…'
Belki gelecek yıl, belki birkaç yıl sonra…
Ama, eminiz ki eninde sonunda gelecek…
***
Önümüzdeki yıl için, takımın komple bir yeniden yapılanmaya gideceği, belki de 'feda yılı' olabileceği sıkça yineleniyor…
Eğer bu yeniden yapılanma programı, takımın gelecek 10 yılını, 15 yılını kurtaracak, bir anlamda garantiye alacaksa, sorun yok…
Ancak, gözlerden kaçırılmaması gereken bir örnek var önümüzde…
Kayserispor…
Ligin başında takımı yeniden yapılandıran yönetim ve teknik kadro, takıma birçok önemli isim katmasına karşın Kayserispor'u ligden düşmekten kurtaramadı…
Bu risk, kesinlikle göz ardı edilmemeli…
Aman, 'Feda yılı' ya da takımı yeniden yapılandırıyoruz derken, gözümüzü PTT Liginde açmayalım…
***
Son paragrafı da Teknik Direktör Ertuğrul Sağlam'a ayıralım…
Nedendir bilinmez, yerel basınımızda bazı spor yazarları ve muhabirler, Sağlam hakkında 'gidecek mi kalacak mı?' türünden gereksiz polemikler yaratmaya çalışıyorlar…
Ne yönetimin, ne Sağlam'ın ne de taraftarın kafasında böyle bir soru(n) olduğunu sanmıyorum…
İşleri bulandırmadan, nem yönetime hem de Ertuğrul Sağlam'a, gelecek yılın plan ve programını yapmalarında, maddi olmasa da manevi destek verilmeli…
Çünkü Eskişehir Ertuğrul Sağlam'ı sevdi, onun da Eskişehir'i sevdiğine eminim…
Şehirde, taraftarda, takımda ve yönetimde Sağlam konusunda en küçük bir sitem veya endişe olduğunu düşünmüyor hiç kimse…
Ancak tüm bu olumlu düşüncelerin, temelde 'sportif başarıya' bağlı olduğunu da kimse unutmamalı…
Unuttuğunu da zaten hiç mi hiç düşünmüyoruz…
SEN BAŞTA O BULVARIN ADINI ÖĞREN…
Bir gazeteci arkadaş geçtiğimiz günlerde almış eline yağlı boya fırçasını, Atatürk Bulvarı'ndaki silinmiş trafik çizgilerini boyuyor…
Boyasın tabi ki…
Umarım ki, yaptığı bu sevimli eylem, görevlilerin dikkatini çeker, eksikliği bir an önce giderirler…
Benim takıldığım konu başka;
Bu arkadaş, bu eylemi yaptığı bulvarın adını ya yanlış biliyor ya da kasıtlı olarak yanlış kullanıyor…
Atatürk Bulvarı olan ismi sürekli Hasan Polatkan Bulvarı olarak kullanıyor…
Benim ona nacizane önerim,
'Atatürk' ismini kullanmaktan ya da yazmaktan bu kadar korkmasın…
Düşünüyorum da,
Asfaltın üzerinden silinen trafik çizgilerini elinize fırçayı alıp yenileyebilirsiniz…
Peki insanların kafalarından silmeye çalıştığınız, hatta yazmaktan bile korkar hale geldiğiniz 'Atatürk' ismini, siz asfalta çizilmiş bir çizgi ya da yazılmış bir yazı mı zannedersiniz ki, böyle bir gaflet içinde debelenmeyi kendinize yeğ tutuyorsunuz?