Geçen hafta içinde İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı. Çalışma Hayatında birçok yenilik ve değişiklik getiren tasarı kimseyi ilgilendirmiyormuş gibi gayet normal bir süreçte yasallaştı. Özellikle işçi temsilcisi sendikalarında hiç birşey olmamış gibi bir hava var ortada. Ne bir ses ne bir seda! Her konuda olduğu gibi bunda da maşallah rahatlarını bozmaya niyetleri yok!
Kanunla, 'dava şartı olarak arabuluculuk' kurumu ilk kez hukuka giriyor ve düzenlemede yer alan uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu kılınıyor.
Kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi, işveren alacağı, tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulması dava şartı olarak aranacak. Arabulucuya gitmemişsen dava aramayacaksın yani.
İşçi kıdem, ihbar gibi tazminat ve fazla mesai, yıllık izin gibi ücret; işveren de alacak ve tazminat kalemleri için dava açmadan önce arabulucuya başvuracak.
İşçi veya işverenin iş ilişkisi kapsamında birbirlerine hakaret etmekten kaynaklanan ya da işçinin iş yerindeki işverene ait mal ve malzemelere zarar vermesinden doğan tazminat talepleri de dava açılmadan önce arabulucuya götürülecek. Sonuç arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğu nedeniyle mahkemelerce dava usulden reddedilecek.
Konuyu Yalçın Doğan çok kısa ve çok net özetlemiş;
'Halen bir anlaşmazlık halinde, işçi mahkemeye başvuruyor. Mahkemelerin davayı karara bağlaması ortalama 430 gün sürüyor. Bunun bir de, Yargıtay aşaması var, hak aramak iki, üç yıl sürüyor.
'Yargının yükünü azaltmak ve yargının uzun sürmesi' gerekçeleriyle, AKP bu tasarıyı getiriyor, zorunlu arabuluculuk sistemini.
Oysa:Eskisi gibi, etkin sendikal düzen var olsa, sağlam bir toplu sözleşme düzeni var olsa, anlaşmazlıkların büyük çoğunluğu sendikal faaliyet çerçevesinde çözüm bulabilir.
Pek çok kurum gibi, AKP döneminde sendikal düzen de, sizlere ömür.
Patrondan yana
Pratikte 'zorunlu arabuluculuk' nasıl işleyecek?
Çok basit, işverenlerin lehine işleyecek.
Gariban işçi nasıl ve hangi koşullarda işverenle masaya oturacak ve hakkına kavuşacak?
Meclis'teki tartışmalarda da, bu nokta çeşitli milletvekilleri tarafından dile getiriliyor. Şaşıracaksınız ama, hatta ve evet hatta bazı MHP milletvekilleri bile tasarıyı eleştiriyor. Sendikal düzeni savunuyor.
Tasarı patrondan yana, sürpriz değil.
Neden şimdi böyle bir yasa? Gerçekten 'yargı yükünü hafifletmek' için mi? Gerçekten 'davalar yargıda uzun sürdüğü' için mi?
Yoksa, işçiler açtıkları davaların yüzde 98'ni kazandıkları için mi?
Günümüzdeki gerçeğin en çarpıcı yönü bu. Yüzde 98'ini kazanıyorlar.
Şimdi 'zorunlu arabuluculuk' demek, işçinin hakkını sulandırmakla eş anlamlı'
İşte taslağın asıl nedeni bu! Hali hazırda işçiler genelde açtıkları davaları kazanıyorlar. Buna bir dur demek gerekiyordu o da zorunlu arabuluculukla gerçekleştiriliyor. Mevcut sistemde işçilerin neredeyse tamamen lehine gelişen yargı sürecininin hızlandırılması için mücadele etmek yerine rahatlarını bozmayıp sessiz kalan sendikalar ise padişahım çok yaşanın bir parçası olmaya devam ediyorlar. Çalışma Hayatı yeni bir darbe yerken Türkiye Sendikal hareketine yazık ediyorlar.