Bir tarafta seçim derdi,
Bir tarafta geçim derdi,
Bir tarafta insanın içini fena yapan siyaset,
Diğer tarafta iyice ısınan havalar…
Tüm bunların içinde yüzümüzü güldürecek tek şey vardı elimizde…
24 yıl sonra katılacağımız Dünya Kupası…
Kanada, ABD ve Meksika’da düzenlenecek kupada, mis gibi de bir gruba düşmüştük…
Avustralya, ABD, Paraguay ve Türkiye…
İlk iki, cepte keklikti…
Olmadı, üçüncü olarak da katılmamız mümkündü…
Üstelik sahip olduğumuz milli takım jenerasyonu yere göğe sığdırılamıyordu…
Real Madrid, İnter, Juventus gibi takımlarda direkt 11’de oynayan futbolcularımız vardı…
Eleme gruplarından İspanya’nın ardından ikinci olarak çıkmış, play off’larda Romanya ve Kosova’yı yenerek kupaya gelmiştik…
“Bizim çocuklar” dediğimiz futbolculardaydı artık top…
Gruptan çıkacak, bir üst tura yükselecektik…
Belki de tarih tekerrür edecek 2002’de olduğu gibi bir Avrupa takımıyla bile oynamadan yarı finale çıkabilecektik…
Peki, o zaman neler olacaktı ülkede?
Ne seçim derdi kalacaktı, ne geçim derdi…
Ne kadar kronikleşmiş sorun varsa ülkede, hepsi unutulacaktı…
2002’de olduğu gibi…
Umutluyduk, inançlıydık ve sabırsızdık…
Mutlu olmak bu ülkenin de hakkı değil miydi?
***
İlk maç ilk hayal kırıklığı…
Avustralya’ya yenildik…
Dedik ki, çıkmayan candan umut kesilmez, önümüzde iki maç daha vardı…
İkinci maç ikinci hayal kırıklığı…
Paraguay’a da yenildik…
14 Haziran’da başladığımız turnuvaya, 21 Haziran’da veda ettik…
Oysa turnuva 20 Temmuz’a kadar devam edecek…
Elenen ilk iki takımdan biriydik…
Diğer takım Haiti…
Turnuvadan önce yere göğe sığdıramadığımız teknik direktör ve futbolcular, daha cennete gitmeden kovulan günahkârlara çevrildi…
Avrupa Şampiyonasına giden, orada çeyrek final oynayan bu futbolcular ve bu teknik heyet değildi sanki…
Gruplarda Gürcistan ve Bulgaristan’ı kolayca yenen bu takım değildi sanki…
***
Sahiden ne olmuştu bu takıma, bu teknik heyete?
Neyi yanlış yapmışlardı?
Yalnızca bizim değil, dünyanın da güzel futbol beklediği Türkiye milli takımı iki maçta da kalesine gelen üç şut da gol olmuş ve hiç gol atamamıştık…
Kalecimiz turnuvadan önce el üstündeydi, şimdi tutulacak yeri kalmadı…
Son bir maçımız kaldı, o da formalite maçı…
Belki yerlerde sürünen karizmamızı biraz toparlama maçı olabilir…
Ancak o maç da ev sahibi ABD ile,
Ve ABD turnuvanın en iyi futbol oynayan birkaç takımından biri…
***
İşte bizim hallerimiz…
Yeniyorsan, başarıyorsan baş tacısın,
Yenemiyorsan, başaramıyorsan ayaklar altında…
(Sonhaber Gazetesi'nden alıntıdır.)