Toplumsal cinsiyet eşitliğini sonuna kadar savunuyor, her alanda ve her zaman uygulanması için kararlılıkla mücadele ediyoruz.
Ancak bu öyle ince bir çizgi ki; kimi zaman eşitliği bir kenara bırakıp kadınlara “aşırı pozitif ayrımcılık” yapıyor, üstelik bununla da övünüyoruz.
Erkekleri neredeyse hiç konuşmuyor, kadınları ise ağzımızdan düşürmüyoruz.
“Ekibimizde şu kadar kadın var”, “kadınlara şöyle imkân sağladık, böyle destek olduk”…
Kadın, kadın, kadın…
Evet, ülkemizde maalesef toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çok gerilerdeyiz. Hâlâ bunları konuşuyor olmak bile insanın içini acıtıyor. Bu nedenle kadınlara yönelik her pozitif adımda kendimizi bir adım önde hissediyor, çok büyük bir iş başarmışız gibi düşünebiliyoruz.
Oysa özellikle iş dünyasında, kadınlara yer verilmesi bile hâlâ programlara, panellere, raporlara konu oluyorsa; burada övünülecek değil, sorgulanacak bir tablo vardır.
Çünkü eşitlik; bir grubu sürekli vitrine çıkararak değil, kimseyi eksiltmeden, kimseyi yok saymadan kurulur.
Toplumsal cinsiyet eşitliği; kadınları sürekli “istisna”, erkekleri ise “varsayılan” hâline getirmek değildir.
Gerçek eşitlik; kadınların varlığının bir başarı hikâyesi olarak değil, hayatın olağan bir parçası olarak görülmesiyle mümkündür.
Bunları neden yazdım?
Çünkü Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi ve Tepebaşı Belediyesi’nin personeline uyguladığı bu tarifeyi açıkçası son derece absürt buldum.
Belediyelerin bazı birimlerinde çalışan kadın personellere, 31 Aralık’ta yarım gün izin verildi.
8 Mart olsa, tamam.
Regl izni olsa, tamam.
Ama yılbaşı nedeniyle “kadın” personele izin vermek… Ne alaka?
Bu uygulama, erkeklerin yılbaşıyla bir ilgisi olmadığı; kadınların ise süslenmek, yemek hazırlamak ve evle ilgilenmekle yükümlü olduğu algısını beslemiyor mu?
Siz tüm personelinize izin verebilirsiniz. Personel arasında mesai düzenlemesi yapar, bir bölüme 31 Aralık’ta, diğerine başka bir tarihte izin tanırsınız. Ya da yılbaşı nedeniyle ekstra mesai ücreti ödersiniz… Ama sadece kadın personele izin vererek “biz toplumsal cinsiyet eşitliğinden yanayız” diyemezsiniz. Çünkü eşitlik, tam olarak böyle bir şey değil.
Sizler kısaca “Kadın personelimiz, siz eve gidebilirsiniz. Şöyle bir güzel süslenin, misafirlerinizi ağırlamak için yemeklerinizi hazırlayın, tüm işleri bitirin. Çünkü sizin göreviniz bu” demiş oluyorsunuz… Bu, yıllardır mücadele ettiğinizi söylediğiniz kalıpların kurumsal bir dille yeniden üretilmesinden başka bir şey değil maalesef…