Bugüne kadar gelen zamları eleştirdik de bir şey mi oldu sanki…
Olmadı, olmayacak da…
Yapacak tek şey kalıyor, hayırlı olsun demek…
Gerçi her şeye zam geliyor ama benim hatırladığım elektrik ve doğal gaza gelen zamlar…
Her ikisine de yüzde 25 oranında zam geldi…
Elektrik Mühendisleri Oda Başkanı Ahmet Şakar şunu açıklıyor;
“Son beş yılda elektrik enerjisinin bedeli yüzde 24 buçuk artarken,
Dağıtım bedeli bu süreçte yüzde 880 artmıştır…”
Sizce de şaka gibi değil mi?
5 yılda yüzde 880…
İşte bu yeni zamlar da birim fiyata değil, dağıtım şirketlerinin kasasına girecek…
Ahmet Şakar devam ediyor…
“4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını korumak için aylık 230 kilovat saat enerji tüketeceği varsayılıyor…
Buna göre;
Asgari yaşam faturası 595,8 liradan 744,7 liraya yükselecek.”
Ayrıca şu bilgiyi de aktarıyor;
“Gelen elektrik fatura tutarının yalnızca 15,2’si enerji bedeli…
Faturanın yüzde 74,8’si ise dağıyım bedeli…”
***
Eskiden, zamların neye geldiği belli olurdu…
Sistem kendi adına yeni bir yol buldu…
Bir ürüne zam yaparken, zam demiyor; fiyat ayarlaması diyor…
Üstelik öyle açıklıyor ki,
Aynı sağ kulağını göstermek için sol kolunu önce bacaklarının arasından geçirip sırta tırmanıyor, oradan enseye ulaşıyor, oradan da kulağa…
Önce “Son Kaynak Tedarik Tarifesi” diye bir şey çıkarıp insanların kafasını bulandırdılar;
Şimdi de bu…
“Biz elektriğin kendisine zam yapmadık,
Dağıtımına zam yaptık…”
Aynı pazarcının “ben elmaya zam yapmadım, içine koyduğum poşete zam yaptım” demesi gibi…
Eskiden zamların da bir dik duruşu, vakurlu bir hali vardı…
Artık o bile kalmadı…
***
Yeşil Sakarya Üreticiler Birliği Başkanı Süleyman Buluşan söylüyor…
“Bir marul tarlada 10 lira;
Tüketiciye ulaşırken neredeyse 100 lira…”
Bu şu demek değil mi;
Üretici para kazanamıyor;
Tüketici gereğinden yüksek fiyat ödüyor ya da hiç almıyor…
Peki, bu fiyat farkından kimler kazanıyor?
Biz vatandaş olarak onlara “aracı” ya da bilindik adıyla “kabzımal” diyoruz…
Hatırlıyorum 1980’den önce;
Fiyatları düşmesin diye kamyonlarca yani tonlarca domates, elma, biber gibi ürünler gizlice denize dökülürdü…
Şimdi başka yolları var…
Büyük sermayeli market zincirleri, büyük kabzımallar kullanıyor bu yolu…
Örneğin üretici daha tarlasına ekmeden ürün satın alınıyor; ödeme peşin yapılıyor…
O durumda alıcı fiyatı kendi belirliyor, zaten zor durumda olan üretici de çaresiz kabul ediyor…
***
İster sebzeye meyveye;
İster doğal gaza, elektriğe,
Fark etmiyor…
İlk uygulamaya koyulduğunda KDV için yapılan bir espri vardı…
KDV’nin açılımına “Kazık daima vatandaşa” denirdi…
Evet o gün de KDV, bugün de KDV…