2011 yılında Eskişehir’e öğrenci olarak geldim.

1+1 apartlarda yaşıyorduk ve o zaman ailelerimizin gündeminde şu vardı: “Acaba kızımıza/oğlumuza her ay para göndermek yerine bir apart mı satın alsak? Kira ücretinin üzerine biraz daha koyarız ve üniversiteden mezun olduklarında elimizde bir mal kalmış olur.”

Bu fikri birçok aile de hayata geçirdi.

Çünkü çok zor bir şey değildi. Hatta evine sadece bir aylık giren aileler bile, Eskişehir’de apart sahibi olabiliyordu.

Bu dönem uzunca sürdü.

Mesleğe atıldıktan sonra Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Gazi Çelik ile yaptığımız onlarca haberde “Eskişehir’de ev yok” başlığını kullandık.

Özellikle şehrimize okumaya gelen gençler ne kiralık ev bulabiliyordu, ne de satılık…

Öyle bir piyasa vardı ki malum siteye yeni bir ilan düştüğünde, eve bakmak için kuyruklar oluşuyordu.

Derken ekonomide dalgalanma başladı, dalgalanma adeta tsunamiye dönüştü!

Enflasyon yükseldi, alım gücü düştü, bankaların faiz oranları değişti, dövizdeki hareketlilik aldı başını gitti derken bu durum emlak piyasasına doğrudan yansıdı.

Çocuğu okurken ev almak diye bir şey kalmadı.

Bugün Eskişehir’de apart kiraları 10 bin liradan başlıyor. Satılık apartlar ise en az 1 buçuk milyon. Bankadan 10 yıllık ev kredisi çekmek isteyen bir vatandaş düşünecek olursak; 1 buçuk milyon için aylık ortalama 40 bin lira ödemesi gerekiyor.

Büyükşehir’de yaşayanların yatırım yapmak amacıyla çok daha makul fiyatlara Eskişehir’de gayrimenkul alma dönemi de kapandı.

Hizmet sektörü de bundan nasibini aldı!

Hem yeni bir iş kurmak hem de var olan işini noktalamak isteyenlerle birlikte, aylarca satılamayan devredilemeyen dükkanlarla karşı karşıyayız.

Yaşadığımız bölgede, belki yıllar boyu satılık ya da kiralık ilanı asılı evler görmemiz mümkün.

Eskiden gayrimenkul almak için gözde olan Eskişehir, fiyatlar açısından büyükşehirlerle yarışıyor.

En önemlisi kimse önünü göremiyor.

Eskişehir’de 6-7 bin evin boşta kaldığını söyledi Gazi Başkan. “Ev yok” haberlerinin yerini, “Evler boş” haberleri aldı.

Mal sahipleri yüksek fiyat beklentisinde… Bu uzun sürse de beklediğine değsin istiyor. Geri adım atmıyor.

Alıcılar da acaba fiyat düşer mi düşüncesinde… Belirtilen fiyatların yanına yaklaşamıyor. Adım atamıyor.

Böylece taraflar arasındaki mesafe açılıyor.

Piyasa ise kilitleniyor.

Akıllarda tek soru: Bu kilidi kim açacak?