Eskişehirspor ile Kütahyaspor arasında oynanan mücadele, daha başlamadan gerilimiyle dikkat çekti.
Isınma sırasında yaşanan tartışma, saha içine taşan itiş kakışlar…
Üstelik iddialara göre bir Kütahyasporlu oyuncunun sahaya tespihle çıkarak tribünleri ve rakibi tahrik etmesiyle başlayan bir süreç.
Yani daha düdük çalmadan tansiyon zirveye çıktı.
Ama maç başladığında tablo değişti.
Eskişehirspor, konuşulması gerekenin ne olduğunu herkese gösterdi: futbol.
4-0’lık net bir galibiyet…
Disiplin, tempo ve kararlılık.
Bu sadece bir galibiyet değil, aynı zamanda bir duruştu.
Ancak maçın gölgesinde kalan bir olay daha var ki, en az saha içindeki gerilim kadar konuşulmayı hak ediyor.
Gazeteci arkadaşımız Aytaç Ersoy’un yaşadığı olay…
Maç sırasında görevini yapan, yani sahadaki anları fotoğraflayan bir gazeteci.
Herhangi bir sözlü tartışmaya girmediğini özellikle kendisi de ifade ediyor.
Buna rağmen bazı Kütahyasporlu futbolcuların, objektife karşı el kol hareketleri yaparak saygısız tavırlar sergilediği görülüyor.
Bu durumun altını net çizmek gerekiyor.
Basın mensubu sahada taraf değildir.
Onun görevi gördüğünü aktarmaktır.
Eleştiriye açık olabilirsin, tepki gösterebilirsin…
Ama bu şekilde bir tavır, ne profesyonelliğe sığar ne de sporun ruhuna.
Kaybetmek ayrı bir şeydir,
kaybederken duruşunu kaybetmek bambaşka bir şey.
20 YILLIK EMEĞİN KARŞILIĞI
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi iş birliğiyle ortaya çıkan çalışma, bu şehrin bilimle de anılması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Antibakteriyel yapay kemik grefti…
Ve en dikkat çekici tarafı: enfeksiyonlu ortamda kullanılabiliyor olması.
Bu detay küçük gibi görünebilir ama tıp dünyasında ciddi bir fark yaratıyor.
Prof. Dr. Nusret Köse’nin de altını çizdiği gibi, bu çalışma dünyada bir ilk olma iddiası taşıyor.
Ama belki daha önemlisi şu:
Bu başarı bir günde gelmedi.
Tam 20 yıl.
Laboratuvar çalışmaları, hayvan deneyleri, klinik süreçler, akademik yayınlar…
Sabırla, adım adım ilerleyen bir süreç.
Bugün ortaya çıkan sonuç, sadece bir ürün değil;
aynı zamanda istikrarın ve bilimsel inancın somut hali. Formun Üstü
KISSADAN HİSSE
7 Temmuz 1994…
Tansu Çiller Yalova’da miting kürsüsünde. Çiller, Yalovalılara 77’nci il olma müjdesi vermeye çalışıyordur ama anlatmak istediğiyle, anlattığı şey bir türlü aynı yere çıkmıyor.
“Yedi yedi daha ne eder?” diye soruyor.
Kalabalık “On dört” diyor, beğenmiyor.
“Kırk dokuz” diyorlar, yine olmuyor.
Sonra sorular değişiyor:
“Bugün günlerden ne?”
“Cumartesi…”
“O da değil… Ayın kaçı?”
“Yedi…”
“Aylardan ne?”
“Temmuz…”
Ve tekrar aynı soru:
“Yedi yedi daha ne eder?”
Kalabalık bu kez susuyor.
Çünkü bazen mesele matematik değil…
Anlatanın ne demek istediğini kimsenin anlamamasıdır. Formun Altı