'Küresel salgın ve aşı sorunları' konusunda 'kapitalizmin eşitsiz gelişme yasası' tıkır tıkır işliyor. Gelişmiş kuzey ve batı ülkelerinde önlemler hızla gelişirken, geri kalmış güney ve doğu ülkelerinde her şey 'kaderin ve liderin insafına' bırakılmış durumda…

Türkiye'nin toplumsal gündemini ise 'Tek saray ve Tek ses sistemi' belirliyor. Sistemin tek sözcüsü; salgın, aşı, Boğaziçi, ekonomi, eğitim, sağlık gibi uzmanlık gerektiren her konuda şahsının ve milletinin ne yapacağını, ayrıştırıcı sert sözlerle teke tek anlatıyor…

Yaşamakta olduğumuz şu kara salgın günlerinde dünyada ve ülkemizde en çok örselenen kesimlerin başında 'emekçiler' ve 'emekliler' geliyor. 'Emekçilerin' sorunlarının çözümü için izleyecekleri yol belli: En yüce değer olan emeğin birleşik gücüyle bilim ve demokrasi yolunda ilerlemek…

'Emeklilerin' yolu ise daha karmaşık... Çünkü onların 'emeğinin' artık piyasa değeri yok, ama yaşam süreleri çok değerli…

'Örgütlenme' Emeklilerin de Hakkıdır

Temel insan haklarından olan 'Örgütlenme hakkı', BM, ILO, Avrupa Konseyi'nin kabul ettiği uluslararası sözleşmelerde şöyle tanımlanıyor:

'Herkes barışçıl bir biçimde toplanma özgürlüğü ile kendi çıkarlarını korumak için sendika kurma ve sendikalara girme hakkı da dahil, örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir...'

Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin bir araya gelmelerini ve ortak menfaatlerini sürdürmelerini, geliştirmelerini ve korumalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Örgütlenme hakkı, ayrıca ifade özgürlüğü ile de yakından ilgili bir haktır.

Örgütlenme özgürlüğünün siyasal hak unsuru ise bireylerin çıkarlarını devlete veya diğer bireylere karşı örgütlü ve dolayısıyla daha etkin bir şekilde savunmasına yardımcı olur.

Örgütlenme özgürlüğü öncelikle örgüt kurma ve örgüte üye olma hakkını kapsamaktadır. Bu bağlamda örgütlenme özgürlüğü; siyasi parti, sendika, dernek ya da vakıf ve kooperatif gibi birçok örgütlenme biçimine koruma sağlamaktadır.

Çağdaş demokratik normlarda ve uluslararası sözleşmelerde, 'sendika' ile diğer örgütlenme biçimleri bir bütünlük içinde değerlendirilir. Bu örgütlenme biçimlerinin farklılıkları uzmanlık alanlarıyla ilgilidir; birbirinden öncelikli ya da aşamalı değildir.

Ayrıca uluslararası sözleşmelere göre, insan hak ve özgürlüklerinden 'hiçbir ayrım gözetmeden herkes (emekliler de) eşit olarak yararlanır' ve devletler bu hakları kendi yasalarında güvence altına almak zorundadırlar.

Türkiye, sözü edilen uluslararası sözleşmelerin hepsini imzalamıştır. Ama iç hukuk düzenlemesinde ve özellikle uygulamada 'ayıplı ülkeler' arasında yer almaktadır.

Ülkemizde Emeklilere Sunulan 'Sendika' Aldatmacası

Bilindiği gibi sendika, çalışma ilişkileriyle ilgili bir örgütlenme biçimidir. Yani 'işçilerin ya da işverenlerin ayrı ayrı biçimde, yeni haklar sağlamak ve onları daha da geliştirmek amacıyla aralarında yasalar uyarınca kurdukları birliktir.'

'Sendika haklar' ise 'sendika kurma hakkı, üye olma hakkı, toplu sözleşme hakkı, grev hakkı'nı kapsar.

Ülkemizin sendikal haklarla ilgili yasal düzenlemelerdeki birçok hükmün uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu sağır sultanlar bile biliyor. Özellikle kamu çalışanları sendikalarıyla ilgili yasalar; toplu sözleşme ve grev haklarını yasaklayan 'sözde sendika yasalarıdır.'

Konumuz olan 'emeklilerin örgütlenmesini' ise yukarıda belirttiğimiz gibi 'örgütlenme hakkının bütünlüğü içinde' değerlendirmek gerekir. Yani artık eylemli olarak çalışma ilişkilerinden kopmuş olan emekliler için söz konusu olan; sendikalaşmak değil, diğer örgütlenme biçimlerini kullanmaktır. Çünkü uygulamada artık toplu sözleşme ve grev yapma olanağı ortadan kalkan emekliler için sendikal hakların bir anlamı kalmamıştır.

Bu nedenlerle gelişmiş ülkelerde 'emekliler sendikası' adıyla sürdürülen bir örgütlenme biçimi yoktur. Bazı ülkelerde emekliler isterlerse sendika üyeliğini sürdürerek, sendikanın sağladığı çeşitli olanaklardan yararlanabilmektedirler.

Çağdaş demokratik uygulamalarda emeklilerin hakları 'temel emeklilik güvencesi' ile ilgili olarak yapılan yasal düzenlemelerle korunmaktadır.

Türkiye'de yıllarca yasakçı bir zihniyetle sürdürülen 'emekliler sendika kuramaz' yasağı, AB ilişkileri açısından hep sorun olagelmiştir.

Aralık 2020'de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi, Sosyal Haklar Avrupa Komitesi'nin sosyal şart anlamında 'çalışanlar' kavramını yalnızca aktif çalışma yaşamındaki çalışanlarla sınırlı tutmadığını belirterek, emeklilerin sendika kurma haklarının bulunduğuna hükmetti.

Bunun üzerine, ülkemizde örgütlenme hak ve özgürlüğü üzerine yasakçı yasalar çıkaran Saray Sistemi, şimdi emeklilere sendika kurma konusunda torbadan yasa çıkarmaya hazırlanıyor…

Aslında bu işgüzarlığın arkasında yatan iki aldatmacayı birleştirerek şöyle denebilir: 'AB'ye selam, bölüp parçalamaya devam…'

Bu arada, ülkemizdeki 13 milyon emeklilerinin örgütsel potansiyeli, sosyal medyadaki bazı simsarların da ağızlarını sulandırıyor. Son günlerde sosyal medyada 'Tüm Emekliler Sitesi/ Ağı' gibi isimler altında paylaşımlar öyle çok arttı ki… Ve sosyal medyanın dayanılmaz hafifliğine balıklama atlayan o kadar çok emeklimiz var ki…

Emekliler 'Meslek Temeline Dayalı Olarak' Örgütlenmelidir

Öncelikle, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan 'örgütlenme hakkı'nın emekliler için de çok önemli olduğunu vurgulamamız gerekiyor.

Sonra da dünyanın, ülkemizin ve emeklilerin somut koşulları doğrultusunda, 'uygulanabilir ve sürdürülebilir bir örgütlenme için' azim ve kararlılıkla yola koyulmak gerekiyor. Bu yolda korunması ve geliştirilmesi gereken önemli ilkeler şunlar olabilir:

* Emekliler örgütlenmesi 'meslek/ işkolu' temeline dayalı olmalıdır. Genel demokrasi mücadelesine bu temelden katkı yapılmalıdır.

* 'Örgütsel Birlik' ve 'Örgütsel Bağımsızlık' ilkeleri titizlikle korunmalıdır.

* Diğer emekli örgütleriyle 'üst birlik' oluşturulmalıdır.

* Örgütlenme 'dernek' biçiminde olmalı; örgütlenme hakkının diğer biçimleri olan siyasal parti, sendika, vakıf, kooperatif, sosyal medya sitesi gibi yapılanmaların özgün amaçlarının farklı olduğu unutulmamalıdır.

Ülkemizde bu ilkeler doğrultusunda bir örnek olarak 'Eğitimciler Derneği (EĞİT- DER) gösterilebilir.

Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…