En son geçen yıl aldığımız 8 Şubat 2020 Altınordu maçı üzerinden tam bir yıl geçti. Eskişehirspor yönetiminden, futbolcusu ve taraftarımıza kadar gülmeyi unuttuk. Ne zaman 3 puanı bir arada görebileceğiz onu da bilmiyoruz. Sanırım bazıları utanma duygusunu hatırlarda akıllarına gelir diye bekliyoruz.

Maçların kritiğini yapmayı bırakalı oldukça uzun zaman oldu. Çünkü sahada oynayan futbolcuların ne oynadıkları belli olmadığı için futbolun diline ihanet etmek istemiyorum. Mesela Stoperlerin kaleden uzak tutulması gerektiğini biliyorum. Orta saha futbolcularımıza pas yapmasını öğretmek için yeniden kontrol pas çalışmaları yaptırmaya, Santraforlarımıza ise ilk iş olarak kale çizgisi üzerine paralel dikilen, adına da kale denilen iki direğin arasından topu geçirmelerini gerektiğini hatırlatırdım. Çünkü futboldan o kadar uzaklar.

Cengiz Seçsev hocamız eminim şu an futbolcuların teknik, taktik ve fizik kondisyondan önce bu futbolcu grubumuza kafalarında biten futbolu, mantalite açıdan yeniden vermeye çalışıyordur. Oyuncularımızın neler yapabildiğini biliyoruz. Ama kafalarında oynamak gibi bir istekleri olmadığı için yukarıda ironik olarak söylediklerimi kendilerinin öncelikle hatırlamaları gerekiyor.

Yıllardır Türk futbolunun kanayan yarası olan mesleki ahlakın olmayışı, şimdilerde ise Bosman kuralları olduğu ve hakları da oldukça fazla olduğundan, sözleşmem bitsin bir yerlere giderim havasındalar. Yani kafalarında hep kurnazlık. Oysa mesleğine biraz saygısı olanlar, iyi transfer yapmak için, aldıkları peşinatları artırmak için biraz futbol oynamaları gerektiklerini bilmeleri gerekirdi. Biraz düşünseler önlerindeki Ekrem Kılıçarslan ve Bilal Ceylan örneklerinden ders alırlardı. Demek ki azıcık futbol oynayan kendisini kurtarabiliyor. Yarın yönetim ve teknik direktörünüz size ihtiyacımız yok. Hepiniz kadro dışısınız denilse, sizi kim izleyecekte transfer yapacaksınız. Hiç düşündünüz mü? Beyler siz küme düştünüz. Daha açıkçası bu takımı hep beraber yönetiminden, eski hocalarına kadar hepiniz küme düşürdünüz. Ortada koskocaman bir başarısızlığınız var. Neyinize güveniyorsunuz.

Sizler bir yıldır maç kazanamıyorsunuz ama size en ufak bir eleştiride bulunmadık. Mesleğinizi hatırlayın, sizleri buraya kadar getiren kulübünüze ahlaken hizmet etmeye ve onurunuz için savaşmaya çalışın. Yarın ilçe takımlarının köhne ve ucube stadyumlarında üç kuruş beş kuruş para kazanmak için futbol oynarken, aslında nasıl bir nimeti geri teptiğinizi anladığınızda, ne yetenekleriniz ne de yaşınız artık o eski günlerinizi geri getirmek için çok geç olacak. Lütfen aklınızı başınıza alın.

Sahada bunlar, kafalarda bu düşünceler olunca yazının başlığına cevap aramaya sanırım gerek yok. Herkes öncelikle bunu kabullensin. Yıllar sonra kendi içimizden bir teknik direktöre takımı emanet ettik ama aldığı enkazı görüyoruz. Sabredelim. Yeni bir yol çizip, şimdilik çok fazla beklentiye girmeden gelecek yılların planlarına bakalım.