Geçen gün Türkiye Sakatlar Derneği Eskişehir Şube Başkanı Cafer Eşen'i televizyonda gördüm. Sakatlar mı engelliler mi denmeli konusundan başlayarak olayı güzel bir şekilde özetledi. Engelin toplumun bazı kesimleri olduğunu ve bunun bilinçlenmeyle hallolacağını gelişen olayları anlatarak masaya yatırdı. Önemli bir programdı. Her sivil toplum örgütlenmesi gibi akademik yaklaşım ve bilimsel desteğin ve yapılanmanın eksikliği biraz görülse de konu topluma tekrar izah edildi.Tebrik ediyorum.
Engelliler konusunun sahibi yoktur. Engeli olan olayla zaten baş edemediği için engellenmiş durumda oluyor ve devlet başta olmak üzere belediyeler ve basın gibi dinamiklerle süreç paylaşılarak yol alınıyor. Çocuğundan utanan ebeveyn olmayacağına göre, bireylerinden utanan, halkından utanan ve onlara uzak duran devlet yapısı da olmaz, olamaz. Haklar istenince değil zaten belirlenmiş olmalı ve istenmeden verilmeli.
Devletin desteği sadece yaşamsal anlamda değil süreçle ilgili yani spor, sanat ve meslek edindirme konularında da söz konusu olmalı.
Konunun ajitasyonunu yapmaktan teknik konulara gelemeyen bazı yöneticiler ve aileler uyanarak bu sosyal zorunluluğa daha düzgün soyunmalılar. Engellileri anlamak gözlerini kapatıp o noktaya dokunmayla mümkündür.
Bazı engelsiz insanlar engelli insanlarla empati kurarlar. Doğrudur, kurulur. Bir an kendilerini engelli insanın yerine koyarlar, ama bir yere kadar… Bir andır bu, sonra gerçek engelsiz kimliklerine dönerler. Engelliler geçmişten bu güne kadar engelleriyle ilgili yaşadıklarını anlatır durur. Aileleri, çevreleri ve tüm engelsiz insanlar anlattıklarından engellerini yüzeysel olarak bilirler ve görsel olarak görürler. Ama asla bedenlerinde, ruhlarında, yüreklerinde hissedemezler…
Engellilerin engellileri daha iyi anlayabildikleri doğru olabilir. Ama bu engelsiz kişilerin engellileri anlayamayacağı anlamına gelmez. Eğer engelliler böyle bir varsayımda bulunursa, bu her bakımdan yanlış olur. Öncelikle, engellilerin toplumla bütünleşebilmesi için engelsiz bireylerin katkıları gerekir. Bu katkı sağlanamaz ise, bütünleşme tam olarak gerçekleşemez. Engellilerin toplumla bütünleşmeleri önünde ulaşım, fiziksel çevre, eğitim gibi çeşitli engeller bulunmaktadır. Bu engellerin kaldırılmasını sağlayacak kanunlar %99'u engelsiz vekillerden oluşan bir meclis tarafından yapılmaktadır. Yine bu engellerin kaldırılmasına katkıda bulunacak olan kurum ya da kuruluşlar (örneğin okullar, işyerleri) ise genellikle engelsiz bireylerin yönetimindedir.
Engelleri hissetmek özel bir odaklanma gerektirir. Öylesine yazılmış bir yazı olarak okumayın bunu. Yaşamdaki ismiyle Sakatlara, size daha uygun geliyorsa engellilere saygıyla yaşamınıza devam ediniz. Kişiliğinizin ve ailenizin seviyesinin büyük göstergesidir bu.