Eskişehir siyasetinde son haftaların en çok konuşulan konusu nihayet netleşti.

Beklenen oldu.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden ayrılarak Yeni Parti’ye katıldı.

Üstelik yalnız da değil…

Alpu Belediye Başkanı Gürbüz Gürler, Çifteler Belediye Başkanı Zehra Konakcı ve Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de aynı yolu tercih etti.

Böylece Eskişehir’de CHP’den seçilen belediye başkanları arasında geriye yalnızca Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci kaldı.

Başkan Dökmeci’nin kararının kendisi adına sonuçlarını kestirmek güç, bekleyip göreceğiz…

Daha önce Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak ve Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan Yeni Parti’ye geçmişti.

Yani tablo artık iyice netleşti.

Eskişehir’de CHP’den seçilen belediye başkanlarının tamamına yakını artık Yeni Parti çatısı altında.

Belediye başkanlığı seçimi ile genel seçim aynı şey değil.

Seçmen bazen partiye oy verir, bazen adaya…

Bazen de ikisini birbirinden ayırır.

Dolayısıyla önümüzdeki süreçte sandığın bize göstereceği en önemli şey, başkanların parti değişikliğinin seçmen nezdindeki karşılığının ne olacağı olacak.

Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin Eskişehir’de bir karşılık bulabilmesi…

CHP’li adayların yerel ya da genel seçimde AK Parti ve Yeni Parti adayları ile rekabet edebilmesi…

Mevcut şartlarda pek de mümkün görünmüyor…

Ayşe Ünlüce’nin açıklamasındaki “ayrılık da sevdaya dahil” ifadesi de dikkat çekiciydi.

Siyasette ayrılıkların çoğu zaten bir sevdanın bittiği anlamına gelmiyor.

Bazen yeni bir sevdanın başladığını anlatıyor!

Kazım Kurt ve Ahmet Ataç’ın açıklamaları da olumlu yöndeydi.

“Birlikte yürüyeceğiz”, “omuz omuza çalışacağız”, “mücadelemize güç kattı” mesajları verildi.

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:

Bu değişim Eskişehir siyasetine ne getirecek?

İşte bunun cevabını zaman gösterecek.

Asıl sınav ise sandık geldiğinde başlayacak.

Ve zannediyorum ki bu sınavda en çok ter döken CHP’li adaylar olacak…

10 MİLYAR DOLAR

Geçtiğimiz gün Eskişehir açısından bence çok uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek önemli bir toplantı gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Eskişehir’deydi.

Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı’nda kentin ekonomisi, sanayisi, ihracatı, lojistiği, tarımı ve turizmi konuşuldu.

Toplantıyı ben de takip ettim…

Ve ortaya öyle bir hedef konuldu ki, dikkat çekmemesi mümkün değil:

4,8 milyar dolarlık ihracatı orta vadede 10 milyar dolara çıkarmak.

Rakam büyük.

Ama Eskişehir için imkansız değil.

Çünkü Eskişehir’in elinde bunun için ciddi bir altyapı var.

Savunma ve havacılık sanayisi…

Raylı sistemler…

Makine…

Seramik…

Otomotiv…

Madencilik…

Üniversiteler…

Yetişmiş insan gücü…

Ve her şeyden önemlisi üretim kültürü.

Vali Erdinç Yılmaz’ın toplantıda yaptığı konuşmada “ilkler şehri” vurgusu boşuna değildi.

Eskişehir geçmişte nasıl Türkiye’nin ilklerini üretmişse, geleceğin teknolojilerini üreten şehirlerinden biri de olabilir.

Ama bunun için bir şeyi değiştirmek gerekiyor.

Sadece üretmek yetmiyor.

Fatih Dönmez’in söylediği gibi;

Ürettiğini tasarlayan, teknolojisini geliştiren, patentini alan, markasını oluşturan ve dünyaya satan bir Eskişehir olmak gerekiyor.

Bence toplantının en önemli cümlelerinden biri de buydu.

Çünkü kilogram başına ihracat değerini yükseltmeden, sadece daha fazla ürün satarak 10 milyar dolara ulaşmak sürdürülebilir bir hedef olmaz.

Eskişehir’in artık “daha çok üretelim” kadar,

“daha değerli üretelim” demesi gerekiyor.

Cevdet Yılmaz’ın açıkladığı OSB ile Hasanbey Lojistik Merkezi arasındaki yaklaşık 14 kilometrelik demir yolu bağlantısı da bu nedenle önemli.

Çünkü üretmek kadar, ürettiğini düşük maliyetle limana ulaştırabilmek de önemli.

Sanayicinin önündeki en büyük meselelerden biri lojistik maliyetler.

Hasanbey-Gemlik bağlantısı hayata geçtiğinde Eskişehir’in ihracatçı kimliği açısından önemli bir avantaj oluşabilir.

Yeni OSB’ler de cabası.

Beylikova, Sivrihisar ve planlanan yeni sanayi alanları…

Bütün bunlar doğru planlanırsa Eskişehir’in ekonomik ölçeğini ciddi biçimde büyütebilir.

Ama burada da bir parantez açmak gerekiyor.

Yeni fabrikalar kurmak güzel.

Yeni yatırımlar çekmek güzel.

İhracatı artırmak güzel.

Fakat bütün bunların sonunda Eskişehirlinin hayatına ne yansıyacak?

Asıl mesele burada.

Daha fazla istihdam olacak mı?

Gençler iş bulabilecek mi?

Ücretler artacak mı?

Kentte yaşam kalitesi yükselecek mi?

Sanayi büyürken tarım korunacak mı?

Su kaynakları nasıl kullanılacak?

Ulaşım altyapısı bu büyümeyi kaldırabilecek mi?

Yani 10 milyar dolarlık ihracat hedefinin yanında bir de “10 milyar doların Eskişehirliye yansıması” hedefi koymak gerekiyor.

Büyümek sadece rakamlarda değil, hayatın içinde de hissedilmeli.

Çünkü ekonomi dediğimiz şey Excel tablosundaki rakamlardan ibaret değil.

O rakamların arkasında çalışan insan var.

Esnaf var.

Sanayici var.

Çiftçi var.

Genç var.

Aile var.

Kısacası Eskişehir var.

Bu nedenle 10 milyar dolarlık hedefi küçümsememek gerekiyor.

Tam tersine…

Eskişehir için önemli bir hedef.

Ama hedef koymak işin başlangıcı.

Asıl mesele o hedefe ulaşacak yolu doğru çizmek.

Ve o yolun sonunda Eskişehirlinin de kazandığından emin olmak.

KISSADAN HİSSE

Bir adam doktora gitmiş.

“Doktor bey, her yerim ağrıyor. Parmağımla nereye dokunsam orası acıyor.”

Doktor şaşırmış:

“Nasıl yani?”

Adam parmağıyla başına dokunmuş:

“Ah!”

Koluna dokunmuş:

“Ah!”

Dizine dokunmuş:

“Ah!”

Doktor biraz düşündükten sonra:

“Anladım. Senin parmağın kırık!” demiş.

Bazen insan, derdinin kaynağını ararken en basit ihtimali gözden kaçırıveriyor.