Ben inanırım.

Eğer mucize diye bir şey olmasaydı, tanımı ve karşılığı da olmazdı…

Aynı,

Mükemmellik kavramında yaşanan gibi…

Evet, çok fazla olmaz…

Çok fazla olsa zaten, adı mucize olmaz…

Binde bir de olsa,

Olasılık varsa, umut var demektir…

***

Televizyonda bir yorumcu şunu söylüyor;

'Evet, Eskişehirspor futbolumuz için çok önemli bir marka…

Ancak Eskişehirspor taraftarı takımdan daha büyük bir marka…

Ben defalarca orada oynadım, taraftar çok garip bir atmosfer yaratıyor…

Bu taraftar takımı yeniden Süper Lige çıkartır…'

Hakan Ünsal'ın bu yorumuna teşekkür etmekle birlikte;

'Taraftar bunu yapabilseydi takım düşmezdi' diyesim geldi…

Sustum, demedim…

İçimden söyledim mi bilmiyorum…

***

O kadar çok insan var ki, Eskişehirspor düştü diye üzülen…

Yalnızca Eskişehir'den değil, ülkenin dört bir yanından…

Ancak üzülenlerin ortak başka bir görüşü daha var…

'Bu kadroyla bu kadar direnmesi bile başarı…'

İlk satırda kahrımıza ortak olan düşüncelerle içimiz biraz olsun ısındı, derken;

İkinci satırdaki gerçek,

İnsanın suratına bir kamçı gibi iniyor…

Aslında her şeyin 3 yıl önce başladığını,

Başarısızlığın ve hezimetin nasıl yavaş yavaş, acıta acıta, bağıra bağıra geldiğini düşünmeden edemiyor insan…

Sonra yeniden 'mucizeye' sarılıveresi geliyor insanın…

***

Diyelim ki,

Mucize gerçekleşti, Süper Ligde kaldık…

Ne olacak biliyor musunuz?

Bugün taraftara cehennem azabı çektirenler,

Sanki tüm bu olanların sorumlusu onlar değilmiş de, başkalarıymış gibi, yine mangalda kül bırakmayacaklar…

'Onları sırtlarından bıçaklayanlara rağmen doğru bildikleri yoldan şaşmadıklarını ve inançla bu başarıyı yakaladıklarını' höykürecekler…

Pardon, haykıracaklar diyecektim…

Diyelim ki,

Mucize gerçekleşmedi, düştük…

Bu sefer de, takıma kimsenin destek olmadığını, kimsenin elini taşın altına sokmadığını, arkadan hançerlendiklerini, bazı kesimlerin takımın başarısızlığı için adeta çaba sarf ettiğini söyleyecekler…

***

Peki, bunlar olup biterken, Eskişehirspor'dan daha büyük bir efsane olan taraftar ne yapacak?

İşte bu soru,

Şeytanın belkemiğinde asılı duran sorudur…

Bir şekilde kulübe üye yapılmış ve oy kullanma hakkına sahip olanlar,

Ki, onlar takımın küme düşmesinde yönetim kadar sorumludurlar;

Yine sazı alacaklar ellerine ve basacaklar bam teline;

'Mesut Hoşcan sen bizi uçakla Antep'e götüremedin ya, sana bir daha oy yok…'

Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzon ve Bursa ile birlikte kendi şehrinde en çok taraftara sahip olan bu takımın geleceği, aidatlarını bile başkan adaylarının ödediği, kendilerini ayrıcalıklı addeden bu zümre,

Takımı kimin-kimlerin yöneteceğine karar verecek…

Taraftara da,

Cebindeki son liraları verip, aşkı için çığlıklar atmaya devam edecek…

Genel hatlarıyla olacak şey bu…

***

Evet, bu takımın taraftarı,

Takımın kendisinden bile daha büyük bir efsanedir…

Takımın büyüklüğü ise,

Efsane taraftarın aidiyetinden kaynaklanır…

Ancak burada dikkat edilmesi gereken başka ve çok daha hassas bir ayrıntı var…

Bu takımın efsane taraftarlarını temsil etmeye yeltenenler, kendilerini Eskişehirspor taraftarının tek ve en etkili ve yetkili temsilcisi addedip, öyle davrananlar; dikkat etsinler…

Takımla birlikte, onlar da küme düştüler haberleri olsun…

Sezonun ilk devresinde başka, ikinci devreden itibaren çok başka davrananları bu şehir fark etmeyecek değil elbette…

***

Sahi;

Mucizelere inanır mısınız?

Ben inanırım…

Siz de inanın…

Eğer, bir şeyin olmasını çok ama çok isterseniz, dünyadaki her şey, onun olması için seferber olurmuş…

Masal gibi oldu değil mi?

Olsun,

Hepimiz masallarla büyümedik mi?

Torunlarımıza anlatırız, fena mı olur…