ES TV Eskişehir'in gündemini günlerdir meşgul eden konu hakkında şehrin ileri gelenleriyle görüşerek kamuoyunu aydınlatmaya devam ediyor.
Anadolu Gazetesi Yazarı ve ES TV program yapımcısı Arif Anbar, 25 ve 26. Dönem Eskişehir Milletvekili CHP Parti Meclisi üyesi Prof. Dr. Gaye Usluer'i konuk etmiş.
Birçok konu hakkında görüşlerini almış.
Programda Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş'ın Alpu ovasında yapılmakta olan URAYSİM'in yanına 'Raylı Sistemler Organize Sanayi Bölgesi' kurulması önerisine nasıl baktığını sormuş.
Gaye Hocam, 'Hayır kesinlikle yapılmasına karşıyım. Verimli topraklar üzerine organize sanayi yapılmaz' yerine bir öneri getirmiş.
İşte Gaye Usluer'in söyledikleri:
KAFA KAFAYA VERİLMELİ
'Alpu başta olmak üzere bu şehirde yaşayan insanların geleceğini ilgilendiren konuların ikili, üçlü veya merkezi idareyle görüşmeler sonucunda alınmaması gerektiğini, bu tür kararların vebal oluşturacağını, bu tür kararlar alınması anlamında merkezi idare işin içinde olmalı mı olmalı tabii ki ama öncelikle yerel dinamiklerin tamamı dinlenmeli. Bunun içerisinde başta belediyeler olacak, bunun içerisinde tabii ki Sanayi Odası olabilir, ilgili tüm odalar olmalıdır, ilgili sivil toplum kuruluşları olmalıdır.
Ama esas olay bu değildir, bu olay Eskişehir'in bütününü, Alpu'nun ise özelini ve geleceğini ilgilendirmektedir. Bu nedenle benim düşüncem yerel aktörlerin kafa kafaya vermesi, birbirlerinin uzağından konuşarak değil bu işi özellikle yapmak isteyenlerin bir araya gelmesi sağlanarak ve tartışarak olması yönündedir. Özetle soruyorum: Buraya ihtisas Organize Sanayi Bölgesi niçin kurulmak isteniyor? Ortak akılla, istişare ederek, bunu yaparken tüm ilgili kişi ve kurumlardan görüş alarak bir rapor hazırlanmalı ve öyle karar verilmeli. Şimdi, 'olsun' diyenler bir sürü iyi olsunlar sıralıyorlar. E, olmasın diyenler de bu işin sahipleri, bu şehirde etkin insanlar; işte Yılmaz Büyükerşen, işte Kazım Kurt… Alpu Belediye Başkanımız üzerinden yapılan çeşitli söylemler var… Şimdi, 'olmasın' diyenlerin çok haklı gerekçeleri var. Olsun diyenler ve olmasın diyenlerin bir araya gelmesi ve Eskişehir'in geleceğini, Eskişehir'in ortak iyisini ortak akılla bulmaları gerekiyor. 'Ben yaptım, ben istedim, biz yaptık' mantığıyla olan hiçbir işin sonunda iyi iş çıkmadığını deneyimleyerek gördük. Ben Eskişehir için iyiye, ortak akılla ulaşabileceğimizi düşünüyorum.'
* * *
Ben de son günlerde Alpu'ya yapılması gündeme gelen 'Raylı Sistemler Organize Sanayi Bölgesi' hakkında bu şehrin ileri gelenlerinin olumlu veya olumsuz düşüncelerini bu köşeden sizlere aktarmaya çalışıyorum.
Dünkü yazımda Eskişehir Ticaret Borsası Başkanı Ömer Zeydan'ın görüşlerine köşemde yer vermiştim.
Zeydan, Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş'ın 'URAYSİM'in yanında Raylı Sistemler Organize Sanayi Bölgesi de olmalı' düşüncesine katıldığını ve desteklediğini ifade etmişti.
* * *
Dünkü bu konuyla ilgili yazımı şöyle tamamlamıştım:
'Sayın Kesikbaş ve Sayın Zeydan hem URAYSİM'in de yapıldığı alan hem de; 'Raylı Sistemler Organize Sanayi Bölgesi' yapılması istenen alanın mera vasfından çıktığını söylüyor.
Bu konuda valimiz, bir vali yardımcısının başkanlığında komisyon oluşturup, adı geçen alanda inceleme yapılarak; 'Tarım arazisi veya tarım arazisi vasfını yitirmiş' şeklinde rapor hazırlarsa tartışmalar da sonuçlanmış olur.
Komisyon, 'Burası tarım alanı vasfını yitirmiş' derse o zaman ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş'ın önerisi hayata geçebilir.'
* * *
Aklın yolu bir…
'Ortak akılla, istişare ederek, bunu yaparken tüm ilgili kişi ve kurumlardan görüş alarak bir rapor hazırlanmalı ve öyle karar verilmeli.'
Gaye Hocam da benim önerime benzer bir öneriyi gündeme getirmiş.
* * *
Tekrar ediyorum.
Bu şehrin en büyük mülki amiri Sayın Validir.
Tarafsızlığına da sonuna kadar güvenilir.
'Birileri çekişiyor. Ben aralarıma girmek istemem' dememeli.
Bir vali muavininin başkanlığında Tarım İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, ETO, ESO, ETBO, Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı gibi kurum ve kuruluşlarının temsilcileri de komisyon üyesi olmalı.
Bu komisyon Alpu Ovasında 'İhtisas Organize Sanayi Bölgesi' kurulması önerilen alan üzerinde inceleme yapmalı.
Belirtilen alanın tarım alanı vasfını yitirip yitirmediği belirlenmeli.
Komisyon bunu rapor haline getirip ilgili kuruluşlara dağıtmalı.
* * *
Böylelikle 'yapılır' veya 'yapılamaz' tartışmasına da son nokta konulmuş olunur.
* * *
Eskişehir'de 166 toplanma alanı var
Son aylarda yurdumuzun çeşitli illerinde peş peşe meydana gelen depremlerden sonra Eskişehir'de en çok merak edilen bir konu vardı.
Hemen hemen yaşanan her deprem sonunda gündeme geldi.
'Eskişehir de olası bir deprem sonrasında kaç toplanma merkezi var. Nereleri?' diye merak ediliyordu.
Neyse Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından belirlenen 166 noktaya 'Acil Toplanma Alanı' tabelası koydular.
* * *
Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinde ayrı ayrı 83'er adet toplanma alanları belirlenmiş.
Tepebaşı ilçesinde 22 mahallede toplanma alanları yerleri belirlenerek tabelaları asılmış.
Odunpazarı'nda kaç mahallede olduğuna dair ise henüz bir bilgi alamadım.
* * *
Toplanma alanlarının yerlerinin belirlenmesi önemli.
Depremde oturduğu bina zarar gören vatandaşın geçici olarak ikamet edeceği yerler belirlenmiş.
Peki, bu alanlar vatandaşlarla paylaşıldı mı?
Mahallelerde yaşayan sakinler deprem sonrası en yakın toplanma merkezinin neresi olduğunu biliyor mu?
Birçoğu bilmiyor.
Bu merkezlerin yerleri mahallelerdeki okulların, camilerin ilan panolarında ve muhtarlıklarda asılarak vatandaş bilgilendirilmeli.
* * *
Ben ikamet ettiğim mahallemde bana yakın olduğu için sabahları spor yapmak için gittiğim parkta gördüm.
Evi parka uzak olan veya parka gitmeyenler nasıl haberdar olacak?
Belediyeler veya muhtarlar mahalle sakinlerini 'toplanma alanları' konusunda bilgilendirirlerse, olası bir deprem sonrası binası zarar görenler paniklemezler.
* * *
Özellikle son İzmir'de yaşanan deprem Eskişehir'de de 3 belediye ve İnşaat Mühendisleri Odası'nı (İMO) harekete geçirdi.
Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyesi yetkilileri ile İMO Yönetim Kurulu 'Eskişehir'de Deprem' başlığı ile bir araya geldiler.
Bu toplantıların düzenli olarak her hafta yapılacağı belirtilmişti.
Birinci toplantıdan sonra, ikinci, üçüncü, dördüncü toplantıların yapılıp yapılmadığını bilmiyorum.
* * *
İlk toplantı sonrası kısa bir bülten ile basına şöyle duyurulmuştu:
'Türkiye'nin deprem kuşağında yer alması ve yaşanan yıkıcı depremlere yönelik önlemler almak için bir araya gelen Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi, Tepebaşı Belediyesi ve İnşaat Mühendisleri Odası, Eskişehir'in riskli yapı stokunun belirlenmesi ve yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi konusunda masaya oturdu. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ayşe Ünlüce ev sahipliğinde toplanan heyette, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri'nin yetkilileri ile İMO Yönetim Kurulu yer aldı. Deprem açısından risk oluşturan alüvyon zemin, yüksek kat ve 2000 yılı öncesi yapılmış binaların aynı bölgelerde yoğunlaştığına dikkat çeken Ayşe Ünlüce, bu bölgelerden başlamak üzere deprem konusunda önceliklerin belirleneceğini ve riskli bölgelerde çalışmaların acilen başlaması gerektiğini ifade etti. Eskişehir'in kentsel dönüşüm stratejisine de rehber olabilecek yapı stoku envanterinin çıkarılması ve deprem konusunda somut adımlar atılması konusunda 3 belediye ve yetkili odalarla birlikte hareket edeceklerini belirten Ünlüce, önümüzdeki günlerde bu heyetin her hafta bir araya gelmeye başlayacağını ifade etti. İMO'ya böyle bir birlikteliğe vesile olduğu için teşekkür eden Ünlüce, deprem konusunda tüm odalar ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte hareket etmeye hazır olduklarını belirtti.'
* * *
İlk toplantıdan sonra 'her hafta toplanılacak' denilmişti.
Diğer toplantılar yapıldı ise basınla paylaşılmadığı için neler konuşuldu bilmiyorum.
Umarım toplantılar devam ediyordur.
Hatta bu toplantılara kısa adı AFAD olan Eskişehir İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nden, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nden, AÜ, ESOGÜ ve Teknik Üniversitesinden de uzmanlarda davet edilirse daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.
* * *
İyi oyun kötü sonuç
Eskişehirspor pazartesi günü ezeli rakibi Bursaspor'a konuk oldu.
Maç öncesi 'kim kazanır' diye yapılan anketlere baktığımda, geçtiğimiz hafta İstanbul'da İstanbulspor karşısında 3-0 geriye düştüğü maçtan ikinci yarıdaki müthiş futboluyla 3-3 berabere ayrılan Bursaspor'un Eskişehirspor karşısında kazanma şansını yüzde 90 göstermişlerdi.
Ne yalan söyleyeyim.
Maçtan önce bende Bursa'nın yeşil-beyazlı takımının galibiyete daha yakın olduğunu düşünüyordum.
* * *
Bursaspor karşısında özellikle ikinci yarıda siyah-kırmızılı futbolcular dişe diş bir mücadele verdiler.
İlk yarıda Eskişehirspor'un iki gollük pozisyonu vardı.
40 ve 45. dakikada Hamed Abodun net bir gol pozisyonu yakaladığı mutlak gol pozisyonu değerlendiremedi.
İkinci yarıda ilk yarıya göre Es-Es başa baş futbol sergiledi.
Erdal ve Onur Arı ile yakalamış oldukları pozisyonları gol yapabilselerdi maçtan en azından berabere ayrılabilirdi siyah-kırmızılılar.
* * *
Diyeceksiniz ki, 'Bursaspor gol kaçırmadı mı?'.
Haklısınız.
Onlar Eskişehirspor'dan daha çok gol pozisyonu buldu.
Ama siyah-kırmızılı formayı giyen futbolcular gibi Bursasporlu futbolcularda gol kaçırmakta bir birleriyle yarıştılar.
Bursa'nın gençleri gol yollarında daha yetenekli…
Aylardır da tüm TV kanallarının spor programlarında yetenekleri ve sergiledikleri başarılı performansları konuşuluyor.
Fenerbahçe, Galatasaray bu genç futbolcuları transfer etmek için bir birleriyle yarışıyor.
Şu bir gerçek, Eskişehirsporlu gençlerden daha yetenekliler.
* * *
Karşılaşmanın 90. Dk. Da Tolga Yakut önüne düşen topu gole çevirince beraberlik umudumuz az da olsa arttı.
Kalan 2-3 dakika içerisinde bir gol atarak maçı berabere bitirebilirler beklentisi oluştu bende.
Onu da yakaladılar ama değerlendiremediler.
Eskişehirspor'un ligde kalma umudu her yenilgiyle birlikte giderek azalıyor.
Son bir umut var o da önümüzdeki hafta başı, yani 4 Ocak'ta kendi sahasında oynayacağı ilk yarının son maçı olan Boluspor karşılaşması.
Bu maçı kazanabilirse Eskişehirspor'un lige tutunabilmesi için çok az da olsa bir şans doğmuş olacak.
Tabi ki ligin ikinci yarısında nasıl bir performans göstereceklerine de bağlı.
Dileklerimiz Eskişehirspor için yeni yıl yeni umut olsun.
Yaşanan şanssızlıklar, gol yollarındaki sıkıntılar 2020 yılı ile birlikte gider, 2021 de şans yolları açılır ve alacakları seri galibiyetlerle lige tutunurlar.
* * * *
Son olarak Fuat Var Hoca'ya seslenmek istiyorum.
Her maçta en az 3-4 sarı kart görüyor öğrencilerin.
Çabuk parlıyorlar ve asileşiyorlar.
İki maçta kırmızı kart görerek de takımı eksik bıraktılar.
Bu konuda yönetimden bir psikolog getirerek, futbolcuların terapiden geçmelerini önerin.
Bu hırçınlık ikinci dönem maçlarında da devam ederse, ligde kalma mücadelesi verilirken yine kart veya kartlar görerek takımı eksik bırakan futbolcular yüzünden daha da zor günler yaşanabilir.
* * *
YIRTIK ÇORAP…
Zengin bir adam ve üç oğlu varmış.
Bir gün baba oğullarına der ki;
'Evlatlarım ben ölürsem eğer sizden isteğim benim sandıkta duran o yırtık çorabı giydirin ve o şekilde gömün'.
Çocukları hemen söze girer: 'Allah geçinden versin baba ama olmaz biz çok zenginiz yırtık çorabı sana giydiremeyiz.
Gerekirse altın tozundan gerekirse Hint kumaşından çorap yaptırır onu giydiririz.'
Baba ısrarlıdır 'illaki o yırtık çorap' diye.
Baba devam eder:
'Çorabı mutlaka giydirin ve bizim avukattan mal paylaşımıyla ilgili zarfı alın'.
Günün birinde baba ölür.
Çocukları vasiyeti yerine getirmek ister ama imam karşı çıkar.
'Hayır dinimiz gereği ölen insanı çırılçıplak ve kefene sararak defnedilmelidir' der.
Çocuklar ısrar etse de imam giydirmez, baba defnedilir.
Çocuklar babasının vasiyetini yerine getiremediğinden üzgündür.
Ama yapacak bir şeyde yoktur.
Avukata giderler ve babalarının bıraktığı zarfı alırlar ve okurlar.
Zarfta aynen şunlar yazıyordu:
'Gördünüz mü evlatlarım bir yırtık çorabı bile götüremedim öbür dünyaya. Bu dünyada mal mülk hepsi boş unutmayın!'.
(alıntı)* * *