Madencilik faaliyetleri,

Eskişehir’in yakın tarihinde önemli bir yer tutuyor…

1800’lü yılların ortalarında lületaşı ile başlayan süreç, çeşitli alanlarda devam etti ve ediyor…

Ancak bu madenlerden hiç biri altın ve gümüş kadar, çıkarılma aşamaları açısından ölümcül değil…

Toprağın üzerindeki yeşili katletmek bile başlı başına büyük bir doğa tahrifatıyken, işin içine bir de siyanür girince, kıyametin sabah saatlerini yaşıyor gibi oluyoruz…

Alpagut-Atalan Mahallesi de böyle bir projeden mustarip…

Projenin sahibi olan firma geçtiğimiz yıl madenle ilgili ÇED raporu hazırlıyor.

Rapora verilen “olumlu” kararına karşın itiraz ediliyor ve dava açılıyor…

Mahkeme bilirkişi heyeti atıyor…

Çünkü ÇED raporu çok fazla alt başlıktan oluşuyor ve mutlaka bilimsel olarak ele alınmalı ve incelenmeli…

Mahkeme de,

Her biri alanında uzman olan kişilerden oluşan bir heyet atıyor…

Alpagut-Atalan maden projesi için hazırlanan ÇED raporu ile ilgili olarak heyet geçtiğimiz Nisan ayında bölgeye geldi ve incelemelerde bulundu…

Buradaki çalışmalara karşı Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü, İbrahim Arslan, siyasi parti örgütleri, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve bölge halkı tepki gösterdi. Bilirkişi heyetinin incelemelerinden hemen önce ses yükseltti…

Heyetin hazırladığı rapor geçtiğimiz gün kamuoyuna açıklandı…

Raporun özü;

“ÇED olumlu kararı iptal edilmelidir…”

***

SONHABER gazetesinde Ayşegül Hümmet imzasıyla yer alan haberde rapor ayrıntılarıyla masaya yatırılmış…

Haberde ilginç bir ayrıntı var…

“ÇED raporunun; ulaşım ile ilgili konular hariç olmak üzere, Çevresel Etki Değerlendirme sürecinde uyulacak usul ve esasları düzenlemediği, çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemleri içermediği görülmüştür…”

Yani?

Yani ÇED raporunu hazırlayan arkadaşlar, çıkardıkları altın ve gümüşü nasıl getirip götüreceklerini planlamaktan başka hiçbir şeye aldırış etmemişler…

Yeraltı ve yerüstü suları,

Toprağın kirlenmesi, havanın bozulması, doğanın göreceği onca zarar…

Diğer taraftan bölgenin kültürel ve doğal yapısının bozulması…

Bunları önlemek için hangi yol ve yöntemlerin kullanılacağı…

Hiç ama hiç biri umursanmamış…

Tamamen açgözlülükle, yalnızca talan mantığıyla hazırlanmış bir ÇED raporu…

Bilirkişi heyeti elbette böyle ifade etmiyor ama hazırlanan rapordan benim anladığım bu…

***

Pekala bu rapor, sürecin bizlerin istediği gibi sonuçlandığını mı gösteriyor?

Hayır, ya da henüz değil

Süreç daha yolun başında…

Mahkeme muhtemelen yürütmeyi durdurma kararı verecek…

Firma itiraz edecek; hatta belki yeniden bu işe kalkışacak ve en baştan ÇED süreci hazırlayacak…

Bu da her şeyin sıfırdan başlaması anlamına gelecek…

Eskişehir Alpu Termik Santrali projesini engelleyerek rüştünü ispatladı…

Ancak orada projenin sahibi devletti, iktidardı…

Aynı iktidar Sarıcakaya’da da yüzünü gösterdi TMSF’deki bir şirketle altın madeni açmak istedi, burada da engellendi…

Bu projelerde devletin birçok farklı kriteri vardı…

İster istemez işin içinde siyaset vardı, oy kaygısı vardı, kamuoyu baskısı vardı…

Burada projenin sahibi özel sektör…

Para kazanmaktan başka hiçbir kriteri yok…

Halkın da sermayeye karşı mücadele etmekten başka şansı yok…


(Sonhaber Gazetesi'nden alıntıdır.)