Eskişehir son yıllarda birçok cephede büyük şirketlere karşı çevre ve yaşam hakkı mücadelesi veriyor. Ülkede mücadele perçinlendikçe kentimiz de payını alıyor; çatışma çetinleşiyor.
Karşımızdaki en büyük şirketlerden biri Alpagut-Atalan’da ‘mega’ boyuttaki altın gümüş madeni projesinin sahibi Cengiz Holding.
Cengiz Holding hem ısrarcı hem de sessiz şekilde Sakarya Vadisi’ne gözlerini dikmiş bekliyor. Öyle sessiz ki bünyesindeki Eti Bakır AŞ ile yapacağı projeyi kimseye duyurmadan Montan isimli başka bir şirkete devrediyor. Sahibi aynı... Mehmet Cengiz. Belli ki topraklarımızı Eskişehir’e güç katan ‘Eti’ ismiyle talan etmek istememiş ve değiştirivermiş markayı…
Sakarya Vadisi ise, kendi içinden çıkardığı kahramanlarıyla hem hukuk hem de dayanışma zemininde karşı çıkıyor…
Talana, yok sayılışa, yok edilişe…
Ve mücadele var ediyor, varlığını büyütüyor, kıymetlendiriyor.
*
Sakarya Vadisi’ni korumak için başlatılan hukuki süreçte ‘ÇED olumlu’ raporunun iptal edilmesi için dava açılmıştı. Bu dava kapsamında geçtiğimiz aylarda bölgede bilirkişi heyeti incelemelerde bulundu. Yöre halkının, sivil toplum örgütlerinin, siyasetçilerin haykırışlarının arasında vadiye inip ‘altın’ bile çıkarabilen bereketli toprakların ranta açılmasını değerlendirdi bilim insanları.
Rapor da yayımlandı…
Tüm teknik yazıların arasından direniş çıktı, haklılık çıktı; çam yeşilinin, Sakarya nehrinin kıymeti anlamlandı.
Bilirkişi heyeti “bu proje bilimden uzak ve doğaya zararı önlenemez” yönünde görüş bildirdi mahkeme heyetine.
Ve biz böylece “Bu topraklarda umut da yetişebiliyor” diyerek önemli bir eşiği atlattık.
Yani Sakarya Vadisi’ndeki karanlığın içinden bilimin ışığı ‘yürütmeyi durdurma’ kararına doğru bir yol gösterdi…
*
Tüm bu süreç, içinde ironiyi de barındırıyor.
Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporları hem özel şirketler tarafından hem de devlet kurumları tarafından görüş alınarak, teknik verilerle yapılan analizler ekseninde hazırlanıyor.
Fakat ÇED raporları hazırlanırken nedense çoğu zaman ne bilimsel veriler dikkate alınıyor ne de insanların yaşam hakkı gözetiliyor ki mücadele verilmeden ‘doğru’nun eni boyu tartışılmıyor.
*
Görüyoruz ki ÇED süreçleri yalnızca teknik bir süreç değil kamu yararı ile ekonomik öncelikler arasındaki politik çatışmanın da bir yansıması. ‘Maden projelerini’ yalnızca yatırım olarak görmek eksik kalıyor…
Meclis’imizden geçen maden ve iklim yasalarının, bu yasaların kimleri gözettiğinin de bilincinde olmalıyız… Ancak o zaman süreçteki soru ve sorunları en başından yanıtlayabilir, bir mücadeleyi kazanabiliriz.
*
Mihalgazi’den geçen Sakarya Vadisi uzun bir nehre ev sahipliği yapıyor. Dilerim ki bundan sonra bu nehir siyanür tehdidini değil umudu taşıyacak gittiği yere…
(Sonhaber Gazetesi'nden alıntıdır.)