Günlerce 'Transfer tahtası açılıyor. 5 dosya kaldı. Onları da aşacağız' açıklamalarıyla Eskişehirspor taraftarlarının gazını almaya çalıştılar.
Olmadı.
Daha doğrusu Başkan Mustafa Akgören ve bazı yöneticiler gerçekten transfer tahtasının açılmasını istedi mi?
Madem yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiniz, geride kalan 5 dosyası da halletseydiniz ya.
Şimdide 'Okyanusu geçtik derede boğulduk' diyorlar.
Koca Okyanusu geçenler dereyi ne yapıp yapıp geçebilirdi.
* * *
Okyanusu geçerken bot kullandınız!
Ama 'dereyi nasıl olsa geçeriz' diyerek hafife aldınız!
Derede de boğulabileceğinizi hiç düşünemediniz!
'Çok iyi yüzme biliyorum' diyerek atladınız dereye…
Yanınıza aldığınız şişme deniz simitlerinin patlak olup olmadığını kontrol bile etmediniz.
'Koca okyanusu geçtik, derede mi boğulacağız' diye hafife aldığınız dere bunu duydu ve dersinizi vermek adına esti gürledi, boyunuzun iki kat büyüklüğünde dalgalandı.
Sizde hafife aldığınız dere de çok güvendiğiniz lastik şişme simitlerde patlak çıkınca boğuldunuz.
* * *
Eskişehirspor Kulübü Başkanı Mustafa Akgören, Trabzonspor ile kardeş ve dost kulüp olan Konyaspor'un transferin açılması için gerekli imzaları vermediklerini söyleyerek, her iki güzide kulübü siyah-kırmızılı takımım taraftarlarına hedef göstermeye çalışıyor.
Ben Trabzon ve Konya'daki gazeteci meslektaşlarıma 'Eskişehirspor'un transfer tahtasını açabilmesi için Trabzonspor ile Konyaspor Kulüp Başkanlarının neden imza vermediklerini sordum.
Onlarda kulüp başkanlarıyla nedeni sorup öğrendikten sonra beni arayarak haklı gerekçeleri anlattılar.
* * *
Her iki güzide kulübün neden imza vermediklerini öğrendim.
Bugün yazmayacağım.
Eskişehirspor Kulüp Başkanı Mustafa Akgören'in açıklama yapmasını bekleyeceğim.
Açıklama yapmaz ise ben cuma günkü köşemde yazacağım ve yine aynı gün saat 15.00'deki 'ESSPOR' programımda açıklayacağım.
* * *
ES TV'nin 90+3 programının Moderatör'ü ve Yenigün Gazetesi Spor Müdürü Murat Dağtekin, transfer tahtasının açılması çalışmaları sırasında Siyah-Kırmızılı Kulübün Başkanı ile Erkan Zengin arasında yaşanılanları yazmış.
Bu konuda Akgören'den iki satır bile açıklama gelmemiş.
Sadece Erkan Zengin açıklama yaparak iddiaların doğru olmadığını söylemiş.
Neden Akgören değil de Erkan cevap veriyor?
Yazıldığı gibi gelişmeler yaşanmadıysa bunu Mustafa Akgören'in açıklaması gerekmez mi?
* * *
Şimdi de birileri çıkmış transfer tahtasının açılması için 76 dosyayı ETO, ESO, BORSA, EOSB, milletvekillerine, il ve ilçe belediyelerine ve valiliğe paylaştırmış.
Bunun için zamanlama çok yanlış.
Sezon başlamadan önce harekete geçilmiş olsaydı belki.
'Geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye' diye bir deyim var.
Açıklaması ise şöyle: 'Fırsatı kaçırdın. Fırsat insanın eline bir kere geçer. Artık bu işin üzerinde durma zamanı geçti. Yeni bir fırsat kollaman gerekir.'
Eskişehirspor yönetiminin eline bir fırsat geçti!
Ancak bu fırsatı değerlendiremediler hem de Eskişehir kamuoyuna karşı güvenlerini kaybettiler.
* * *
Gelelim Teknik Direktör konusuna.
Bu kulüp Çoşkun Demirbakan ile belirli bir yol kat etmişti.
Coşkun Hoca takımın başında kalmış olsaydı takım ligde kalabilirdi.
Maaşını çok görerek yolları ayırdınız.
Maliyeti çok düşük diyerek başkan Akgören, arkadaşı Mustafa Özer'i getirerek, teknik direktörlük hayatında sınıfta kalmış bir hoca ile yola devam etmek istedi.
Haftalar haftaları kovaladı, başarısızlığın üzerine başarısızlıklar ekleyince, şehirden de artık homurdanmalar yüksek sesle gelmeye başlayınca yolları ayırmak zorunda kaldı.
* * *
Mustafa Özer'in bileti kesildikten sonra ES TV'de 'ES SPOR' programında sevgili Osman Cemoğlu ile birlikte, 'Artık yanlış yapmayın. Bu takımın başına Eskişehirli bir hoca getirin. Eskişehir de siyah-kırmızılı takımı çalıştıracak en az 5 hoca var. Hem de Pro Lisanslı' diye diye dilimizde tüy bitti.
Bu sözlerimizi sağır sultan bile duydu, bir tek Mustafa Akgören'e duyuramadık!
Özer'in yerine teknik direktör diploması bile olmayan İlhan Var'ı getirerek hatalar zincirine bir yenisini daha ekledi.
Eskişehirli teknik adamlara Eskişehirspor'u çalıştırmaya yakıştırmadılar veya güvenmediler.
* * *
Beklenen başarı gelmeyince Var ile de yolları ayırdılar.
Ardından 'Transfer dosyasını açabilirsek yabancı, açamazsak yerli bir hoca ile anlaşacağız' şeklinde son derece yakışıksız ve bir o derece seviyesiz açıklamalarda bulundular…
Başlarında alt yapı hocalarıyla takımı Antalya'ya kampa gönderdiler.
Kamp bitti, ligin ikinci yarısında iki maç oynandı hala takımın hocası yok.
Sadece hoca olmasa iyi daha da kötüsü disiplinin de giderek kaybolduğu, özgüvenin tamamen yok olduğu bir ekip görümündeler…
Gazetelerde okudum.
Başkan Akgören, Cengiz Seçsev ile görüşmüş.
Bildiğim kadarıyla Cengiz Hoca ile İlhan Var ile yolları ayırdıktan sonra da görüşmüş ama devamı gelmemişti…
Bu takımın başına bir hoca getirmek bu kadar mı zor anlamak mümkün değil!
Tablo çok karanlık. Ligin ilk yarısındaki takım da dağılmış durumda.
'Gidenler gitsin, kalan sağlar bizimdir' diyerek içi boşaltılmış enkaz haline gelmiş takımı eğer son anda farklı birisiyle anlaşmazlar ise Cengiz Hoca'ya teslim edecekler.
Ben olsam bu saatten sonra gelecek teklifi kabul etmem.
Ama Cengiz Seçsev bu şehrin çocuğu, üstelik çalıştırdığı takımlarda deneyimi, bilgisi ve düzgün karakteri ile hep başarılı olmuş bir Eskişehirspor sevdalısı…
Bu nedenle 'Kötü gün dostuyum' diyerek yapılacak teklife 'hayır' diyeceğini sanmıyorum.
* * *
ESKİŞEHİR'DE YAŞAMAKTAN GURURLUYUM
Son yıllarda Eskişehir'e verilen ödüller, unvanlar peş peşe geliyor.
Geçtiğimiz günlerde ünlü bir araştırma şirketinin her yıl açıkladığı, 'Dünyanın en güvenilir şehirleri' listesinde Eskişehir 8'inci sırada yer aldı.
Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri de İnsani Geliştirme Vakfı (İNGEV) raporunda 'Çok Yüksek İnsani Geliştirme Bölgesi' kategorisinde üst sıralarda yer alma başarısını gösterdi.
* * *
Tepebaşı Belediyesi 'Sosyal Kapsama', 'Sağlık ve Sosyal Yaşam' endekslerinde Türkiye'nin ilk 10 belediyesi sıralamasına girmeyi başardı.
Tepebaşı Belediyesi ayrıca, 'Çok Yüksek İnsani Gelişme Bölgesi' kategorisinde ise Türkiye genelinde 12. olarak ödüle layık görüldü.
Başkan Ahmet Ataç bu ödülleri şöyle yorumladı: 'Tepebaşı Belediyesi son 20 yılda olağanüstü gelişmeler ile Türkiye de anılan bir ilçe haline geldi.'
* * *
Odunpazarı Belediyesi de 'Çok Yüksek İnsani Gelişmeler Bölgesi' kategorisinde Türkiye genelinde 19'uncu olmayı başardı.
Başkan Kazım Kurt da ödülle ilgili şunları ifade etti: 'Çok Yüksek İnsani Gelişme standardını yakalamak, önce insan diyerek yaptığımız çalışmaları değerlendirmek bizim için onurlu sonuç.'
* * *
'Dünyanın en güvenilir şehirleri' listesinde Eskişehir 8'inci sırada yer alması, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerine 'Sosyal Kapsama', 'Sağlık ve Sosyal Yaşam', 'Çok Yüksek İnsani Gelişmeler Bölgesi' kategorilerinde verilen ödülleri öğrendiğimde
kendi kendime, 'İyi ki Eskişehir'de yaşıyorum. Bu şehirde yaşamaktan çok mutluyum, gururluyum' diyorum.
* * *
Eskişehir, Avrupa'nın şehirleri kadar güzel ve yaşanabilir bir şehir. Kışları çok soğuk geçse de insanların ve çevrenin güzelliği içimizi ısıtmaya yetiyor.
Büyükşehir, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri'nin düzenledikleri 'Kültür Sanat' etkinlikleri ile her günümüz dolu dolu geçiyor.
Eskişehir dışında yaşayanlar için yazıyorum.
Eskişehir'in adındaki eskiye aldanmayın, adı 'eski' ama kendisi yepyenidir Eskişehir'in…
* * *
Türkiye'nin birçok şehrinde günde çok sayıda asayiş olayları meydana gelirken Eskişehir'de ise parmakla sayılacak kadar az.
Bunda elbette ki başta Emniyet Müdürümüz Engin Dinç olmak üzere tüm emniyet ve Jandarma teşkilatlarında görev yapan güvenlik güçlerimizin payı büyük.
Gecesini gündüzüne katarak yeri geldiğinde 24 saat uykusuz görev yapan tüm emniyet ve jandarma teşkilatlarındaki güçlerimizi kutluyorum.
* * *
Belediyelerimizi ve belediye başkanlarımızı atlarsak onlara haksızlık yapmış olurum.
Tabi ki de en büyük pay Eskişehir halkının.
Eğitim düzeyi yüksek, çağdaş, demokrat, aydın ve büyük halk şairi Yunus Emre'nin 'Gelin tanış olalım, sevelim-sevilelim' sözlerindeki gibi yüreği sevgiyle yoğrulmuş Eskişehirlilerin de hakkını teslim edelim.
KÜLTÜR SANATIN LİDERİ ESKİŞEHİR
'Türkiye'nin Yaşanacak Şehirleri 2010' araştırmasına göre de 2'nci sırada bulunan Eskişehir 2011 araştırmasına ise 3'cü sırada yer almıştı.
Eskişehir'in yaşanabilirlik karnesindeki notu 52.20 oldu. Kültür sanat alanında liste başında bulunan Eskişehir ekonomide 10'uncu, eğitimde 4'üncü ve sağlıkta 9'uncu sırada.
Eskişehir'i Eskişehir Yapan 20 NedeN
Son yılların en dikkat çeken kültür sanat ve turizm şehri Eskişehir…
Eskişehir'i Eskişehir yapan birçok neden var. Ancak bunların bana göre en önemlileri ise şunlar:
1- Kültür, Sanat ve Eğitim
2- Yeşil şehir. Başta Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı Sazova Kültür ve Sanat Parkı, Kent Park olmak üzere Tepebaşı Belediyesi'nin Hayrettin Karaca ve Odunpazarı Belediyesi'nin cumhuriyet parkları Eskişehir'in en çok ilgi çeken parkları.
3- Venedik'ten esintiler sunan gondolda aşk
4- Genç şehir
5- Hamamlar
6- Cumhuriyet Tarihi Müzesi
7- Balmumu Heykeller Müzesi
8- Tarihi Odunpazarı Evleri
9- Pişmiş Toprak Festivali
10- Ahşap ve Cam Festivalleri
11- Masal Şatosu
12- Mihalıççık Çömleği
13- Çibörek
14- Devrim Otomobili ve Devrim Müzesi
15- Konuşan Heykeller
16- Lületaşı
17- Eşsiz Kalabak Suyu
18- Büyük Halk Şairi Yunus Emre
19- Mizahın Ustası Nasreddin Hoca
20- Ve tabi ki Eskişehirspor.
* * *
Konuşmamı nasıl buldun?
Bir profesör konferans vermek üzere salona girmiş.
Ama bakmış ki salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen profesör sonunda seyise sormuş:
-Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?
Seyis cevap vermiş:
-Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam.
Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.
Bu sözlere hak veren Profesör konferansa başlamış.
İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra da kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
-Konuşmamı nasıl buldun?
Seyis cevap vermiş:
-Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir, biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim; ama elimdeki tüm yemi ona verip de hayvanı çatlatmazdım.
- - - - - - -
Kıssadan hisse:
'Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır.'