Dünya genelinde 25 Ekim 2026 Pazar günü kış saati uygulamasına geçilecek. Saatler, 1 saat geri alınacak.
Anlaşılan, bu durum Türkiye’de yine uygulanmayacak. Çünkü, 8 Eylül 2016 tarihli ResmiGazete'de yayımlanan karara göre; gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 26 Mart 2016 tarihinden itibaren tüm yurtta saatlerin bir saat ileri alınması şeklinde başlayan uygulamanın yıl boyu devam ettirilmesine karar verildi.Bu karar “inatla” sürdürülüyor.
Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin karar, Cumhurbaşkanı R.T Erdoğan’ın damadı, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak döneminde alınan “çok önemli” kararlardan biri olarak sırtımızda kaldı.
Kalıcı yaz saati uygulamasına gerekçe olarak, “Gün ışığından daha fazla yararlanma hedefi” gösterildi. Ancak, iktidarın bu uygulamayla tasarruf yapıldığı iddialarına Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) katılmıyor.
NEDEN İNATLA SÜRDÜRÜLÜYOR?...
Kalıcı yaz saati uygulamasının, eğitim, trafik, toplum psikolojisi, enerji tüketimi, kamu güvenliği gibi pek çok konuda olumsuz etkisi ortada olduğu halde; neden bu uygulamaya inatla devam ediliyor.
Uzun yıllar öncesinden geçerli olan yaz/kış saati uygulamasının, elektrik dağıtım bölgelerinin, üretim, iletim, dağıtım ve işletim olarak özel şirketlere devrinin, yani özelleştirmelerin hız kazandırıldığı 2016 yılında Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile kaldırılması ve inatla sürdürülmesi bir tesadüf mü?
Yurttaşların aklına ister istemez takılan;“bu işten özel sektör karlı çıkıyor...”iddiaları doğru olabilir mi?
Söz konusu kararın, Türkiye’nin saat yönünden Orta Doğu ülkeleri kategorisine dahil edilmesiyle bir ilgisinin olup olmadığının çok konuşulan iddialar arasında yer alması düşündürücü değil mi?
EĞİTİMDE BÜYÜK SIKINTI!..
Kalıcı yaz saati uygulaması en başta eğitimin niteliğine çok fazla zarar veriyor.
Çocukların birçoğu sabah kahvaltısı bile yapamadan karanlıkta evden çıkıyor.
İlk derslerde başlarını sıraya koyup uyumaya devam ediyor. İlk dersler tamamen verimsiz geçiyor.
Öğrencilerin karanlıkta okula gidip yine karanlıkta evlerine dönmeleri hem güvenlik yönünden riskler hem de gelişimleri yönünden olumsuzluklar içeriyor.
Sabahın o saatinde sokaklarda evlerde, okullarda ışıklar sürekli yanıyor.
Evlerde daha çok elektrik tüketiliyor. Zaten geçim sorunları yaşayan hanelerin elektrik faturası daha da artıyor.
Karanlıkta yollara düşen çalışanlar (özellikle kadınlar) güvenlikten, iş veriminin düşüklüğüne kadar ulaşan ciddi sorunlar yaşıyor.
ACİLEN KALDIRILMALIDIR!...
2016 yılında Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile yaz/kış saati uygulamasının kaldırılması, “kararın hukuki dayanağı olmadığı” gerekçesiyle Danıştay tarafından durdurulmuştu. Ancak, Danıştay kararı uygulanmadı.
Mevcut iktidar, kalıcı yaz saati uygulamasını “enerji tasarrufu, enerji verimliliği” gibi açıklamalar yaparak sürdürüyor. Bu durumun somut verileri ve özellikle İstanbul Teknik Üniversitesi’nin konu ile ilgili raporları kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Aksi takdirde, öncelikle çocukların yaşamını doğrudan olumsuz etkileyen ve insanların biyolojik ritmini bozan bu uygulamadan acilen vazgeçilmelidir…