Eskişehirspor Kulübü Başkanı Mustafa Akgören, transfer tahtasını açmak için 3'ü futbolcu 2'si kulüp olmak üzere 5 imzayı alamadıklarını açıklamıştı.

Bu kulüpler kardeş ve dost kulüp Konyaspor ile Trabzon idi.

Her iki kulübün de imza vermemesi olanaksızdı.

Mantıklı ve makul bir yaklaşım olsaydı her iki kulüp de imzayı verirdi.

Ama yaklaşım de diyalog önemliydi.

* * *

Eskişehirspor Kulübü Başkanı Akgören, Konyaspor'dan 2. Başkan Ekrem Çoşkun ile telefonla görüşüyor.

Çoşkun, Eskişehirspor'dan kaleci Ekrem ve Furkan Balaban ile ilgilendiklerini, bu iki futbolcuyu transfer etmek istediklerini söylüyor.

Başkan Akgören, 'Ekrem ve Furkan Balaban'ı veremeyiz' diyerek farklı 4 futbolcu ismini vererek bunlardan ikisini verebileceklerini belirtiyor.

'Ekrem ile Furkan'ı verirseniz kabul' diyen Konyasporlu yönetici ile yapılan pazarlık olumsuz sonuçlanıyor.

* * *

Kardeş kulüp Konyaspor'un Eskişehirspor'dan 230 bin EURO alacağı var.

Bugüne kadar siyah-kırmızılı kulübü sıkıştırmamış.

Ne icraya vermiş ne de alacaklarının tahsili konusunda TFF'ye müracaat etmiş.

230 bin EURO'nun karşılığı 1 Milyon 982 bin TL.

Yaklaşık 2 Milyon.

Ekrem ve Furkan'ı Konyaspor'a vermiş olsalardı bu borçtan kurtulmuş olacaklar, hem de transfer tahtasının açılmasında bir engeli aşmış olacaklardı.

Pazarlığı beceremediler.

Ekrem'i de Hatayspor'a bedavaya kaptırdılar!

* * *

Gelelim Trabzonspor'un neden imza vermediğine?

Bordo-Mavili Kulübün Eskişehirspor'dan Erkan Zengin transferinden kalan 300 bin EURO alacağı var.

Bu borca karşılık Trabzonspor'a Mehmet Özcan öneriliyor.

Eskişehirspor ise 'Mehmet Özcan'ı veririz ama yerine alt yapıdan yetişen iki futbolcuya da talibiz' diyor.

Trabzonspor ise Mehmet Özcan'ın transfer bedelinin 300 bin EURO altında, Türk parası karşılığı yaklaşık 2 Milyon 600 bin TL olduğunu belirterek futbolcuya bu kadar parayı veremeyeceklerini söylüyor.

Böylelikle Mehmet Özcan'ın bordo-mavili kulübe transferi gerçekleşmiyor ve bir daha telefon edilerek pazarlık bile edilmiyor.

Trabzonspor'u ikna edip Mehmet Özcan'ı 300 bin EURO'ya sattıklarına şükür edeceklerine üzerine iki futbolcu istiyorlar.

Yönetimdekilerin çoğu esnaf-tüccar ama daha pazarlığı bile beceremiyorlar.

* * *

Hem Mehmet Özcan'ın istikbali ile oynanıyor hem de 300 bin EURO borcun kapanması gerçekleşmiyor.

Burunlarından kıl aldırmayanlar, Ekrem, Furkan ve Mehmet Özcan'ın transfer bedellerini yüksek göstererek iki kulüple yapılan pazarlığı beceremiyorlar.

Ondan sonra kalkıp transfer tahtasını açmakta umutlu olduklarından söz ediyorlar.

* * *

Ara transfer dönemimde anlaşamadığınız Konya ve Trabzonspor Kulüpleri ile bu saatten sonra nasıl imzalarını alacaksınız?

Bu da yeni oyalama taktiği mi?

* * *

FİFA'daki dosyalardan kesin olarak hangilerini çözdünüz?

Yerli futbolculardan kimlerle anlaştınız?

Sorunu çözdüğünü iddia ettiğiniz futbolcularla ne kadara anlaştınız?

Ya da anlaştığınızı iddia ettiğiniz futbolculara ne kadar ödediniz?

Ve anlaştığınızı açıkladığınız futbolculardan imzalarını aldınız mı?

Hiç olmazsa bunları açıklayın da Eskişehirspor taraftarları da bilgi sahibi olsunlar.

* * *

Bu kadar eleştiriden sonra birde teşekkür edelim.

Dün de yazdım sonunda teknik direktör konusunda doğruyu buldunuz.

Aylar sonra Eskişehirli teknik direktörü nihayet görebildiniz.

Bu konuda kutluyorum sizi!

Ama atı alan dereyi de geçti.

* * *

İHTİYAÇLARIMIZI YERLİ ESNAFTAN ALALIM

Pandeminin baş gösterdiği 2020 yılı Mart ayından 2021 yılı Mart ayına gelmek üzereyiz.

Yani bir yıldan beri Covid-19 virüsü ile mücadele ediyoruz.

Bu mücadele daha ne kadar sürecek bilinmiyor.

Virüsten en çok etkilenen küçük esnaf ve sanatlar oldu.

Kimilerinin aylardır işyerleri kapalı, kimileri ise kısıtlı çalışıyor.

Çok ciddi gelir kaybına uğradılar.

Bırakın gelir kaybını, kimileri küçük birikimi bitirdi, kimileri ise çoluk çocuğunun geleceği için yaptığı yatırımı bitirdi.

Yetmedi yastık altına koyduğu veya eşinin koluna 'zorda kalırsak paraya çevirip sıkıntımızı gideririz' dedikleri altınları bile satmak zorunda kaldı.

* * *

Küçük esnaf ve sanatkarlar sıkıntı içerisinde kıvranırken, zincir marketler gelirlerini iki hatta üç kat artırdılar.

Bir de bunu fırsat bilen bazı toptancılar girdi maliyetlerinin artmamasına rağmen ürünlerine zam üstüne zam yaparak zincir marketlerin karlarını katlamalarına vesile oldular.

Artık buna dur demenin zamanı geldi.

Buna da dur diyecek elbette ki AK Parti hükümeti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, fahiş oranda artan fiyatlardan yakınıyor, ancak marketlerdeki ürün fiyatlarında gerileme mümkün olmuyor.

Bunun için çok ciddi adımlar atılmalı.

Fabrikadan markete kadar bir ürünün faturaları incelenerek tüketicinin mağduriyeti giderilmeli.

* * *

İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş'ın göndermiş olduğu maili okudum.

Doğru bir öneride bulunmuş.

AK Parti hükümeti de artan fiyatların gerilemesi anlamında çalışma yapıyor.

Ama Mehmet Ektaş'ın önerisini de dikkate alınmalı.

* * *

İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Mehmet Ektaş'ın önerisi şu: 'Pandemi döneminde market zincirlerinin küçük esnafa karşı pek çok avantaj taşıyor ve bu durumun haksız rekabete yol açıyor. Zaman geçirilmeden, oyalanmadan, oyalamadan, zincir marketlerin temel gıda ve temizlik maddeleri dışında kalan ürünleri hafta sonları satmasının önüne geçilmelidir. Faaliyetleri sürekli kapatılan ya da hafta sonları ve çalışma saatleri kısıtlamasına maruz kalan küçük esnafımızda ise bıçak kemiğe dayandı. Birçok işyeri kepenk kapattı. Pandeminin zorlayıcı koşullarıyla boğuşan esnafımızı yaralayan diğer bir husus ise zincir marketlerin neden olduğu haksız rekabettir. Şehrimizde neredeyse her mahallede bu zincir marketlerin her birinin birkaç şubesi faaliyet göstermektedir. Zincir marketlerde iğneden ipliğe, elektrik ampulünden televizyona, gömlekten tencere tavaya, cam bardaktan oyuncağa, kırtasiyeden çiçeğe, alkolden vitamin haplarına, taraktan saç boyasına kadar her türlü tüketim malzemesi satılmaktadır. Pandemi sınırlamaları çerçevesinde; kırtasiyeler, tuhafiyeciler, iç ve dış giyim mağazaları, çiçekçiler, züccaciyeciler, elektrik mağazaları, beyaz eşya mağazaları, büfeler gibi onlarca mağaza hafta sonları kapalıdır. Ancak, zincir mağazalar hafta sonları açık olup, kapalı olan esnafın ürünlerini satarak haksız rekabete neden olmakta, küçük esnafın maruz kaldığı zararları derinleştirmektedir. Pandemi kısıtlamaları çerçevesinde, zincir marketlerde alkol satışlarını hafta sonları yasaklayan hükümet büfelerin kapalı olmasının neden olacağı haksız rekabete işaret etmişti. Bu tespiti yapan ve bu incelikte karar alabilen otoritenin diğer haksız rekabet şartlarını ıskalaması izahtan varestedir.'

* * *

Mehmet Ektaş'ın bu sözlerinin altına ben de imza atarım.

Cumartesi, Pazar zincir marketler açık.

Küçük esnafın attığı iğnesinden ipliğine kadar her şeyi satıyor.

Vatandaşlar da sözde acil ihtiyacını karşılamak adına evinden çıkıyor markete girip rahatlıkla gıda dışındaki ihtiyaçlarını alıyor.

Bunun adı acil ihtiyaç gidermek değil, tamamen kısıtlamaya rağmen sokakta, caddede tur atmak.

* * *

Cadde üzerinde veya sokakta kaç market varsa hepsine girip çıkıyor ve bir, hatta iki saatlik zamanını buralarda geçirenler var.

Bu nedenle İYİ Parti İl Başkanın altını çizdiği gibi zincir marketlerin temel gıda ve temizlik maddeleri dışında kalan ürünleri hafta sonları satmaları engellenmelidir.

Zaten ayakta kalabilmek için dişini sıka sıka ağzında diş kalmayan küçük esnaf ve sanatlar bu haksız rekabet önlenmez ve Haziran ayına kadar normalleşemeye geçilmez ise açık olanlar da iflaslarını ilan ederek kepenk kapatmak zorunda kalırlar.

* * *

Buradan Eskişehirlilere bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Market alışverişinizi veya yerli yani zincir market yerine yerli marketler ile mahallemizdeki komşumuz olan, paramızın olmadığı zaman veresiye defterine yazdırdığımız bakkallarımızdan ve gıda dışındaki ihtiyaçlarımızı da hafta içerisinde komşu esnafımızdan yapalım.

Bu şekilde onlara bu zor günlerinde destek vermiş, işyerlerinin kapılarına kilit vurmalarının önüne geçmiş oluruz.

* * *

'Bir tek benim yaptığım alışverişle mi ayakta kalacak?' diye düşünmeyelim.

Hepimiz yani her mahalle kendi sokağındaki esnafa sahip çıkarsa, bu şekilde onların varlıklarını sürdürebilme konusunda önemli katkıda bulunmuş oluruz.

* * *

SAĞLIK BAKANI ÖNCE CUMHURBAŞKANINI İKNA ETMELİ

Covid-19 vakaları 5 binlerin altına düşmüştü.

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyelerinin önerisiyle getirilen hafta sonları tamamen, diğer günler ise saat: 21.00 ile 05.00 arası uygulanan sokak kısıtlamaları salgının önlenmesi adına sonuç vermeye başlamıştı.

Ancak yaklaşık 10 günden beri vaka sayısı ciddi oranda yeniden tırmanmaya başladı.

7 binlerin üzerine çıktı.

* * *

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamayı dinliyorum.

Açıklamasında, 'Yurt içinde kitlesel harekete yol açacak, bir araya gelmeleri, toplanmaları sağlayacak her türlü düzenlemeden kaçınmak zorundayız. Yükseköğretim kurumlarımızda yüz yüze eğitimin mevcut şartları dışında önemli bir hareketliliğe de sebep olabileceği unutulmamalıdır. Bu konuda yapılan değerlendirmelerde gerek vaka sayılarının artış eğilimini gerekse hareketliliğin sebep olabileceği riskler dikkate alınarak karar alınmalıdır. Mevcut tedbirlerin yanı sıra kapalı ve kalabalık yerlerden özellikle kaçınılalım. Hiç gevşemeden, rehavete kapılmadan, tedbirlerden taviz vermeden mücadelemizi ulusal boyutta sürdürme kararlılığındayız ancak birlikte başarırız' dedi.

* * *

Bu açıklamaya katılmamak mümkün değil.

Vaka sayılarının yükselişe geçmesiyle düğünler yasaklandı. Nikahlara kısıtlama getirildi. Derneklerin genel kurulları ertelendi. Kahvehaneler, kafeler, pastaneler, lokantalar kapandı.

Ancak AK Parti kongreleri peş peşe yapılmaya başlandı.

Nerede yapılıyor?

Kapalı ortamda.

Veya spor salonlarında…

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'da bu kongrelere uzaktan erişim ile katılıyor.

Erdoğan konuştuğu için bütün TV kanalları canlı olarak yayınlıyor.

Kongrelere baktığımda içeride en aşağı 200-300 kişi var.

* * *

Sağlık Bakanı Koca, 'Yurt içinde kitlesel harekete yol açacak, bir araya gelmeleri, toplanmaları sağlayacak her türlü düzenlemeden kaçınmak zorundayız' derken acaba AK Parti'nin kongrelerindeki kitlesel kalabalığı görmüyor mu?

Vaka sayısındaki artış yaklaşık 10 gündür sürüyor.

Vaka sayısındaki artışlara direkt bu kongrelerin etkisi olduğunu söyleyemem ama etkisinin olmadığını da söylersem doğru olmaz.

Eğer vaka sayısı artışlarındaki tırmanışın daha fazla ilerlememesi için Sayın Bakan, 'Bu kongreler bulaş riski taşıyor. Vaka sayısının artmasına neden olma ihtimali yüksek. Kalan kongrelerinizi ertelemenizi öneriyorum' derse daha inandırıcı olur.

Aynı zamanda da topluma verilen çok daha etkili bir mesaj olur.

* * *

KARINCA MİSALİ...
Bir gün yere bir damla bal düştü.
Küçük bir karınca geldi balın tadına baktı ve gitti.
Bal hoşuna gitmişti.
Bir zaman sonra tekrar geldi, biraz daha yedi gitmek istedi ama bal lezzetli gelmişti bir türlü bırakamadı.
Kendini balın lezzetine kaptırdı ve bal damlasının içine girdi ancak çıkmak isteyince buna güç yetiremedi, debelendikçe daha da battı ve balın içinde can verdi.
Karınca biraz bal ile yetinseydi elbette ölmeyecekti.

- - - - - - -
Hikmet ehli der ki;
Dünya büyük bir bal damlasıdır.
Kim ondan yetecek kadarıyla iktifa ederse kurtulur.
Kim de ona dalarsa, karınca misali battıkça batar ve helak olur.

* * *