Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, son yıllarda Türkiye genelinde sık sık gündeme gelen kadına yönelik taciz ve şiddet olaylarının önüne geçmek için 'musallat olma, huzurunu bozma' sloganıyla ısrarlı takibe karşı başlatılan farkındalık çalışması başlattı.
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı Aile İçi ve Kadına Yönelik Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Türk Ceza Kanununun 123-A maddesinde düzenlenen ısrarlı takip suçu ile ilgili başlattığı bilgilendirme çalışması duyruldu.
Fikir kimden çıktı bilmiyorum ama çok etkili olacağına inandığım bu çalışmayı başlatan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığını kutluyorum.
Yeri gelmişken yazayım. İstanbul'da mini etekli genç kız İETT toplu taşıma otobüsüne binmiş. Boş bulduğu bir koltuğa da oturmuş. Önünde tekli koltukta oturan bir erkek de yolculuk boyunca genç kızın bacaklarına bakmış. O genç kızda bunu cep telefonuyla kayda almış. Bu resmen taciz…
* * *
Temmuz veya Ağustos ayı idi. Doktorlar Caddesinde yürürken karşımdan iki genç kız geliyordu. O sırada bankta oturan bir erkek o genç kızları sözle taciz etti.
O genç kızlarınistediği kıyafet giymelerine bir engel var mı?
Özgür ve demokratik bir ülkeyiz.
Kimin ne giydiği kimin başına ne taktığına karışan var mı?
İki genç kız kendilerine laf atan erkeğe sert bir tepki gösterselerdi belki de peşlerine takılıp daha farklı bir tacizde bulunacaktı.
Allahtan kızlar olgunluk gösterip karşılık vermeden yollarına devam ettiler.
* * *
Eşinden, nişanlısından, sevgilisinden ayrılmış kadınların, genç kızların başlarına geldiklerini okuyoruz.İşte bu tür olayların önüne geçmek ve yaşanmaması adına Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı bu çalışma önemli.
'Musallat olma, huzurunu bozma' sloganıyla ısrarlı takibe karşı başlatılan farkındalık çalışması kapsamında vatandaşlar, led ekranlar ve tramvaylardaki duyuru ekranları aracılığıyla bilgilendiriliyor.
Kentteki led ekranlarda ve tramvay içindeki duyuru ekranlarından gösterilen ve 'musallat olma, huzurumu bozma' sloganına eşlik eden kısa videoda, ısrarlı takibin suç olduğu vurgulanıyor.
'Çoğunluğu kadınlardan oluşan ısrarlı
takip mağdurları koruma altına alındı'
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, yaptığı açıklamada, ısrarlı takibin, 12 Mayıs'ta kabul edilen 7406 sayılı Türk Ceza Kanununun ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 27 Mayıs'ta Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle bir suç olarak düzenlendiğini bildirdi.
Yeldan, 'Israrlı şekilde fiziken takip etmek, haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak' fiillerinin, mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da mağdurun kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması halinin, suç olarak kabul edildiğini vurguladı.
* * *
Yeldan; Suçun temel cezasının 6 aydan 2 yıla kadar hapis olarak belirlendiğinin altını çizerek, 'Ceza Kanununda başlı başına bir suç tipi olarak düzenlenmesi ile mağdura yönelik huzursuz edici eylemlerin daha ağır suçlara dönüşmeden engellenmesi amaçlanmış ve büyük çoğunluğu kadınlardan oluşan ısrarlı takip mağdurları koruma altına alınmıştır. Israrlı takibin suç türü olarak belirlenmesi, yeni suçların işlenmesine engel olacaktır. Cumhuriyet Başsavcılığı olarak ısrarlı takip suçu mağdurlarına yalnız olmadıklarını, onların yanında olduğumuzu söylüyoruz' dedi.
Önemli bir farkındalık çalışması.
Önemli olan suç oluşmadan halk arasında farkındalık yaratmak. Bu uygulama ile
inşallah birçok kadının, çocuğun, genç kızların yaşadıkları mağduriyet hemen olmasa bile kısa süre içerisinde giderilecektir.
Tabi bu tür mağduriyetlerin önüne geçmek için mağdur olanların 'şikayet edersem başıma daha kötü bir olay gelebilir' diyerek korkmak yerine yaşadığı mağduriyeti kolluk kuvvetlerine intikal ettirmeleri de önemli.
* * *

'BELEDİYE BAŞKANLARINA Lütfen bir talimat veriniz'
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mahsur Yavaş, seçildiği günden bugüne kadar toplum menfaatlerine yönelik çalışmalarıyla dikkatleri çekiyor. Üç yılda Ankaralıların gönlüne girmeyi başardı.
Yenimahalle Belediyesi'nin Turgut Özal Mahallesi'nde yapacağı 100. Yıl Cumhuriyet Akademisi'nin temeli, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılımıyla atıldı. Törene, ABB Başkanı Mansur Yavaş da katıldı.
'CHP'Lİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ
SUDA YÜZDE 50 İNDİRİM YAPSINLAR'
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, ABB Meclisi'nde AKParti Grubu'nun önerisi ve oyçokluğu ile alınan kararla zaten indirimli satılan suyun fiyatında yüzde 50 indirim yapılmasına ilişkin, 'Sayın Genel Başkan'ım huzurunuzda söylüyorum; biz, Ankaralıyı müşteri gibi görmüyoruz. İktidarın bu yaptığı zamlar karşısında ezilmemesi için suyu maliyetin altında satıyoruz. Lütfen bir talimat veriniz CHP'li belediye başkanların yönettiği bütün illerde, bütün büyükşehirlerde aynı önergeyi bizim partili arkadaşlarımız versin ve suda yüzde 50 indirimi hepsinden isteyelim. Yeter ki vatandaşın lehine olsun' dedi.
* * *
Mahsur Yavaş'ın bu teklifine CHP Genel Başkanı herhangi bir yorum yapmamış. CHP'li belediye başkanlarına 'suda yüzde 50 indirim yapın' der mi?
Sanmıyorum.
CHP'li belediyelerin yaşadıkları ekonomik sıkıntıları biliyor. Böyle bir talimat vermesi halinde belediyelerin daha çok sıkıntıya gireceklerini de biliyor.
Madalyonun diğer yüzüne bakıldığında hemen hemen her gün başta gıda ürünleri olmak üzere iğneden ipliğe zam geliyor.
İnsanlar bu zamlardan ciddi olarak etkileniyor.
Artık bırakın giyeceğini, gıdasından da tasarruf yapıyorlar. Örneğin pazara hafta da bir kez gitmek yerine 15 günde bir gitmeye başladılar.
Çünkü aldıkları maaşlarla geçinebilmenin mücadelesini yapıyorlar.
CHP'li belediyeler Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mahsur Yavaş'ın önerdiği su fiyatında yüzde 50 indirim yaparsa, küçük de olsa insanların aile bütçesine katkı vermiş olurlar.
* * *

BBP LİDERİ DESTİCİ'DEN ÖNEMLİ ÇIKIŞ
Muhalefet partilerinin genel başkanları yıllardır söylüyor. Düne kadar Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı hemşerimiz Mustafa Destici, 'partili cumhurbaşkanı olmaz' tepkilerini duymazdan geliyordu.
Parlamento Muhabirleriyle sohbet toplantısı yapmış. Bu toplantıda 'Önümüzdeki dönemde yeni bir Anayasa değişikliği teklifi gelirse burada Cumhurbaşkanı olanın parti genel başkanlığından ayrılması yönünde BBP'nin görüşü var' diye çıkış yapmış.
* * *
Destici, geçtiğimiz hafta Beştepe de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile baş başa görüştü. Bu görüşme de bu konuyu gündeme getirip getirmediğini bilmiyorum.
Bu düşüncesini o görüşmede Erdoğan'ın yüzüne karşı söyleyip daha sonra basın mensuplarıyla paylaşsaydı daha şık olurdu.
'Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la baş başa yapmış olduğumuz görüşmede de gündeme getirdim. Sizinle de paylaşıyorum' deseydi takdir ederdim.
'CUMHURBAŞKANLIĞI VE PARTİ BAŞKANLIĞI AYRILMALI'
Mustafa Destici; 'Cumhurbaşkanı partili olabilir ama önümüzdeki dönemde yeni bir Anayasa değişikliği teklifi gelirse burada Cumhurbaşkanı olanın parti genel başkanlığından ayrılması yönünde BBP'nin görüşü var'sözleri sonrasında gözler AK Parti cephesine çevrildi.
AK PARTİ CEPHESİNİN YORUMU MERAK EDİLİYOR
Destici'nin bu sözlerinden sonra gözler BBP'nin ittifak ortağı AK Parti'ye çevrildi. Başkanlık sistemiyle birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı görevinin yanı sıra yeniden AK Parti Genel Başkanlığı koltuğuna oturmuştu.
Bakalım önümüzdeki günlerde AK Parti cephesinden Destici'nin 'Cumhurbaşkanı olanın parti genel başkanlığından ayrılması' sözüne nasıl tepki gelecek?
'SİYASİ PARTİLERE YAPILAN HAZİNE YARDIMI HAKÇA DEĞİL'
Destici'nin, siyasi partilere ödenen hazine yardımına ilişkin de sözleri dikkat çekici. Gerçi Destici, bunu ilk kez söylemiyor. Geçmişte de birkaç kez gündeme getirmişti.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'nin siyasi partilere yapılan hazine yardımın kaldırılmasını talep etti.
Şahsen bende bir vatandaş olarak devletin kasasından siyasi partilere yapılan yardıma karşıyım. Mustafa Destici gibi düşünüyorum. Hazineden partilere yardım yapılacaksa bu hakça olmalı. Büyük-küçük demeden tüm partilere eşit şekilde dağıtılmalı. Çünkü yarış eşit şartlarda olmuyor. Bir parti çuvallar dolusu hazine yardımı alarak seçim propagandası yapıyor, şehrin hatta ilçelerin her tarafını afişlerle donatıyor. Yardım almayanlar ise bir afiş bile bastıramıyor.
Destici, bu konuda şunları söylemiş:
'Bu gerçekten benim canımı acıtıyor. Ben bütün vatandaşlarımızın canını acıttığını düşünüyorum. 5 siyasi parti, isterse 15 siyasi parti olsun seçime 25 parti giriyor, 5 partiye veriyorsunuz, bir de 4,5 milyar lira dağıtıyorsunuz. Bana göre bu hakça değil. Bir partinin cari giderlerini karşılayacak miktar. Yani holding binaları gibi binalar aslında, yüzlerce insan çalıştırsınlar, hepsinin altında parti arabaları... Devlet hazinesinden karşılanıyor. Şimdi bu gerçekten Anayasa'nın tarif ettiği iki esasa da uymuyor. BBP olarak diyoruz ki bu kaldırılsın. Biz nasıl ki parti üyelerinin aidatları ve bağışlarla yapıyorsak siyaseti, herkes bunu yapabilir. 5 siyasi partiye de bunu söylüyorum ama özellikle Cumhur İttifakı'nın karşısındaki Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Akşener, her konuyu dile getiriyorlar. Bu konuda tek laf etmiyorlar. Çünkü işlerine geliyor. Önümüzdeki yıl 1 milyar TL'ye yakın para alacak hazineden. 500 milyonun üzerinde de İYİ Parti alacak.'
* * *
Siyasi partilere yapılacak 4,5 milyar lirahazine yardımı çalışanlara, emeklilere, çiftcilere dağıtılsın. Yaşanan ekonomik kriz ve hayat pahalılığı altında ezilenlere önemli bir katkı olur.
'Hamama giren terler'diye atasözü var. Bir işe girişen kimse, o işin güçlüklerini, sıkıntılarını ve masraflarını göze almalıdır. Seçime girecek siyasi partilerde seçim masraflarını üyelerin aidatları ve alacakları bağışlarla karşılasınlar. Yukarıda da yazım. İllaki hazineden seçim yardımı yapılacaksa o para tüm siyasi partilere eşit oranda dağıtılmalı. Seçim yarışı adil bir ortamda olmalı.
* * *