Üst üste yinelediğinizde,
Sanki kendiliğinden format değiştiriyor...
seçmek nedir?
Kabaca,
En az iki alternatiften birini diğerine yeğlemektir...
Hani hayatın romantizmine renk katmak için bir deyim kullanılır...
'Her seçim bir vazgeçiştir...'
Doğru mu?
Bence değil...
Zira 'vazgeçmek için' öncesinde onu seçmiş olmak gereklidir...
Ya ben,
O seçimdeki diğer alternatifi hiçbir zaman seçmediysem?
O zaman vazgeçmek diye bir şey olmaz ortalıkta...
Bir de,
Hiçbir şeyden vazgeçmek istemeyenlerin, önlerine gelen her şeyi seçmek gibi bir oburlukları vardır...
Öyle olunca da,
Seçilenler, diğerlerinin seçilme şanslarını hiç zaman yok edemezler...
Seçmek üzerine, uzun uzun felsefe yapılabilir...
İnsanın sevgilisini seçmek, arkadaşını seçmek, okulunu, mesleğini, çalışacağı yeri seçmek gibi şansları her zaman vardır...
Ama insan ebeveynlerini seçebilir mi?
Hangi ülkede doğacağını,
Ne zaman doğacağını seçme şansı var mıdır, yoktur...
Öyleyse hayat ikiye ayrılır;
Seçebildiklerimiz ve seçemediklerimiz üzerine kurulan hayatlar...
*************************
Hay Allah!
Yaklaşan genel seçimler ve arkasından gelecek yerel seçimleri yazacaktım, ama görüyorsunuz işte yazı, aldı başını gitti...
Demokrasi dediğimiz şey, biraz da hayatımızın seçilebilir yönlerini ön plana çıkarmak değil mi?
Bizi yönetecek insanları seçmek...
Orada da karşımıza azınlık ve çoğunluk ayrımı çıkıyor...
Siz her ne kadar farklı seçeneği seçmiş olsanız da, çoğunluk sizin seçmediğiniz şıkkı işaretlediyse, çaresiz siz de ona katlanmak zorunda kalıyorsunuz...
Toplumsal ve bireysel seçimlerde böyle de bir durum var...
Seçmediğimiz çoğunluğu elde edip kazandığında, biz 'yenilmek' yanılgısına düştüğümüzde, demokrasi dediğimiz şey ansızın en büyük düşmanımız oluveriyor...
Genel seçimde, yenecek miyim, yenilecek miyim?
Yerel seçimde, yenecek miyim, yenilecek miyim?
Böyle dar bir ufka sıkışıp kalınca, yenenler ve yenilenler anında karpuz gibi ikiye bölünüyor...
Buna da polarizasyon deniyor...
Yani, kutuplaşma...
Türkiye'nin şu andaki, belki de en büyük sorunu...
*************************
Galiba,
Az gelişmiş ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde kaynaklar zengin ülkelere göre daha kısıtlı olduğu için, paylaşımda insanlar kendilerini öne çıkarmak istiyorlar...
Çünkü adil bir paylaşım sistemi yok...
O zaman da insanlar siyasete, hak ettiğinden daha çok değer gösteriyor...
Hatta bazı durumlarda 'değer verme' noktasından çıkıp, rüzgar nereden eserse o tarafa eğilmek gibi bir hal alıyor...
O zaman da siyaset,
İlla ki kazanılmak zorunda olan bir meta durumuna düşüyor...
*************************
Galiba bütün mesele;
Doğru olduğuna inandığımızı mı seçeceğiz,
Yoksa istediğimizi mi?
Bence zor bir soru...