Yıllardır siyasi partilerde ön seçim tartışmaları yaşandı. Yaşanmaya da devam ediyor. Üyeler delegeleri, delegelerde parti yöneticilerini belirler.
Bu birilerinin hoşuna gider birileri de 'delege ağalığına' dönüştüğünü söyler.
50-100 delegeyi ele geçirip adaylarla pazarlıklar yaptıklarının örneklerini geçmişte çok yaşadık.
Bunun önüne geçmek adına siyasi partiler il ve ilçelerde ön seçimlerini delege bazı yerine tüm üyelerin katılacağı ön seçimle belirmeleri daha sağlıklı olur. Hem de şaibelerin önüne geçilmiş olur.
* * *
Daha önce de bir veya iki kez yazdım.
Bir örnek vereyim.
1984 yerel seçimleri öncesinde Doğru Yol Partisi il genel, belediye meclisi ve belediye başkan adaylarını belirlemek için üye bazında ön seçim yaptı.
Ben de Odunpazarı Belediyesi Meclis Üyesi için partiye müracaatımı yaptım. O günkü parti yöneticileri beni 14'üncü sıraya yazmışlar.
Süleyman Çakır Lisesi'nde yapılan ön seçim günü seçimi takip etmek için okula gittim.
İl Genel ve Belediye Meclis üyesi aday adaylarının birçoğunun elinde bastırdıkları kendilerini tanıtan broşürler vardı.
Oy kullanmaya gelen üyelerin ellerine tutuşturuyorlardı.
İlk kez bu tür seçime girdiğimden tecrübesizdim.
Bazı arkadaşlar, 'sen kendini tanıtan bir şey bastırmadın mı?' diye sordular.
'Hayır' dedim.
Sandıklar açılıp oylar sayılınca sağ olsunlar tanıdığım veya tanımadığım parti üyelerinin büyük çoğunluğu benim üzerimdeki isimleri karalamışlar.
14'üncü sırada belediye meclis üyesi aday adayı olarak girdiğim seçimde 6'ıncı olarak sandıktan çıktım.
* * *
Bunu neden yazdığıma gelince, seçimler delege bazında yapılmış olsaydı belki de 14'üncü sıram değişmeyecek veya daha alta kaymış olabilirdim.
Çünkü mahallelerdeki delegeleri iyi tanıyanlar, onlara 'şu şu isimlere oy vereceksiniz' diye ya ricada bulunuyorlar! Ya da baskı yapıyorlar.
Ancak üye bazında ön seçim olursa hiçbir baskı altında kalmadan özgür iradeleriyle tercihlerini yapıyorlar.
Tüm parti üyelerinin de katılımıyla yapılacak ön seçimden çıkan ortaya çıkan sonuçta daha sağlıklı ve doğru olur. Demokrasinin gereği olan ön seçim, üye bazında yapıldığı takdirde en doğru sonuca ulaşılacaktır.
Siyasi anlamda binlerce parti üyesinin kendi adayını oluşturma çalışmasına aktif olarak katılması, çevresindekileri etkileme faaliyeti, siyasette hareketliliğin ve bilinçli tercihlerin yolunu da açar.
1984 yılından beri ön seçimlerin delegelerle değil partiye kayıtlı tüm üyelerin oy kullanmalarıyla yapılmasını savundum.
'Delege sisteminin demokrat
olmadığına inanıyorum'
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Eskişehir Net'te Cihan Yıldırım konuk oldu.
Ataç, Yıldırım'ın sorusu üzerine son il kongresinde yaşanan gergin atmosferin kaynağının kendisi olmadığını belirterek, 'Onun kaynağı belli gidip ona sorsunlar. Eskişehir gibi bir ilde iki tane ilçe belediye başkanının oturup anlaşması gerekmez mi? Yoksa bir birimize çelme mi takalım? Oysaki ben bütün başkanların kurultay listesinde yazılmasını istedim. Ben bana yapılanı affetmem. Akılları sıra bir kurnazlık olarak nitelendiriyorlar. Ama hiç alakası yok. İki tane belediye başkanıyız. Biz anlaşamasak kim anlaşacak. Ben kurultay delegesi olmadığım için bir şey mi kaybettim? Ya da o gitti diye bir şey mi kazandı? Benim sorunum partimle değil kişilerle. Delege sisteminin demokratik olmadığına inanıyorum. Eskişehir 600 kişi ile temsil edilmez. 'Ön seçim' diyorlar. Üye bazında yapılsın ben razıyım.'
'Büyükşehir belediye başkanı kim olur?' sorusunu, 'Yılmaz Hoca devam edeceğim derse devam edecektir. Ancak yerel seçimi konuşmak yersiz. Önce 2023'teki seçime bakmak gerekiyor. Benim biri birimizden saklayacağım yahut arkasından dolaşacağım bir şey yoktur' diye yanıtladı.
* * *
Ahmet Başkanın 'bugün yerel seçimi konuşmak yersiz' sözüne katılıyorum. Önümüzde cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri var. Bu seçimde seçmenler, 'ya cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yola devam' ya da 'parlamenter sisteme dönüş yapılsın' diyecekler.
Bu seçim o nedenle çok çok önemli.
Bütün siyasi partiler 2023'ün Haziran ayında yapılacak seçime odaklandılar. Bugün yerel seçimlerde 'kim veya kimler aday olacak' tartışması yapmak doğru olmaz.
* * *
FRANKURT'TA 'ESKİŞEHİR MEYDANI'
Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in '23 yılda Eskişehir'i Türkiye'de marka şehir haline getirdi' dediğimizde birileri 'Heykelden, parktan başka ne yaptı. Siz de amma abartıyoruz. Hocanın lakaları' diyor.
Oysa özellikle hafta sonları Türkiye'nin dört bir köşesinden Eskişehir'e gelen yerli turistler ise, Eskişehir'e hayran kalıyorlar.
Hatta bir yaz sezonunda birden fazla Eskişehir'e gelenler olduğunu biliyorum. Nereden biliyorum? Tarihi Odunpazarı Meydanındaki esnaf arkadaşlarımdan.
Geçtiğimiz günlerde CHP Milletvekili Jale Nur Süllü, 'Yılmaz Büyükerşen hocamızın Odunpazarı'na yaptığını yıllardır hiçbir belediye başkanı yapmadı' demişti. AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Ali Acar'da, 'Odunpazarı bölgesinde bugüne kadar yapılan tüm hizmetler AK Parti dönemindeki belediye hizmetlerinin eseridir. Bunu hem siz hem de tüm halkımız çok iyi bir şekilde bilmektedir' diye yanıt verdi.
* * *
Tarihi Odunpazarı Bölgesinin ayağa kalkmasında, gelişmesinde başta Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen olmak üzere 1984 yılından beri Odunpazarı Belediye Başkanlığı yapan tüm belediye başkanlarının büyük emekleri var.
En çok hizmette Burhan Sakallı döneminde yapıldığını yazmazsak kendisine haksızlık yapmış oluruz.
* * *
Gelelim esas konumuza.
'Yılmaz Büyükerşen Eskişehir'i Avrupa şehri yaptı' dediğimizde birileri bozuluyor ya. İşte bunun kanıtı.
Almanya'nın Frankfurt Belediyesi, ildeki tarihi semtlerinden Bornheim'da bir meydana 'EskişehirPlatz (Eskişehir Meydanı)' ismini vermiş.
TBMM heyeti ile Almanya'ya giden TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Frankfurt'ta bir meydana 'EskişehirPlatz (Eskişehir Meydanı)' ismi verilmesinden dolayı Frankfurt Belediye Başkanı Peter Feldman'ı ziyaret ederek, 'Bu büyük jestinizle başta mevkidaşınız ve dostunuz Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen olmak üzere tüm Eskişehirlileri çok mutlu ettiniz. Bu kararınız sadece iki kentin değil aynı zamanda Türkiye ve Almanya halklarımızın dostluğuna da sonsuza kadar büyük katkı sağlayacak' diyerek teşekkür etmiş.
Ziyarette Feldman, Eskişehir'i ve Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'i çok sevdiğini belirterek, 'Ben Sayın Büyükerşen'e hep Yılmaz Abi diyorum. Kendisine çok değer veriyorum. Yılmaz Abi hazır ol! Gelecek yıl Eskişehir-Frankfurt kardeşliğimizin 10 yılı dolacak. Çok coşkulu bir kardeşlik kutlaması yapalım' demiş.
* * *
Eskişehir neresi Almanya neresi, Eskişehir'de yaşanan değişimi Frankfurt Belediye Başkanı Peter Feldman da görmüş ve bu değişime imzasını atan Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'e jest yaparak ilin tarihi semtlerinden Bornheim'daki bir meydana 'EskişehirPlatz (Eskişehir Meydanı)' ismini vermiş.
'Yılmaz Hoca Eskişehir'i dünya şehri yaptı' diye yazdığımızda 'Yılmaz Büyükerşen hayranları' diye bizi eleştirenlere en önemli cevabı Frankfurt Belediye Başkanı ve meclisi vermiş.
* * *
VE BEKLENEN OLDU
Dünkü yazımda, 'Ligde 5 haftada henüz galibiyetle tanışamayan Eskişehirspor Kulübü Başkanı Mehmet Şimşek ve yönetim kurulu üyeleri dün Teknik Direktör Cüneyt Biçer ile yüz yüze görüşerek bir türlü gelmeyen başarısızlığın nedenlerini soracak. Kamuoyunda Cüneyt Hoca ile yolların ayrılması beklentisi var. Yazımı gazeteye gönderdiğim saat: 14.00'e kadar kulüpten herhangi bir açıklama yapılmadı' diye yazmıştım. .
Beklenen başarı gelmediği için de Cüneyt Biçer'in kendisi de yıprandı. Daha fazla kulüpte kalması hem kendisine hem de kulübe zarar verirdi. Eskişehirspor yönetimi doğru olanı yaptı ve yolları ayırdı.
Pazar günü Eskişehirspor, Edirnespor'u konuk edecek. Yönetim bu maça kadar yeni teknik direktörü bulmak için arayış içerisinde.
Kulüpten resmi açıklama yapılmadı. Ancak sosyal medyada Emre Özbayar ile anlaşmaya varıldığını yazanlar var. Yeni Teknik Direktör kim olur bekleyip göreceğiz.
sportif direktör
Sezgin Coşkun oldu
Dün Eskişehirspor Kulübünden yapılan açıklamada Ayhan Taşçı'dan boşalan sportif direktörlüğe Sezgin Coşkun'un getirildiği duyuruldu. Çoşkun, Eskişehirspor Kulübünü ve futbolcuları çok yakın tanıyan bir isim. Eskişehirspor taraftarının sevgisini kazanan Coşkun, 16 yıllık profesyonel futbol kariyerinde 13 sezonu Eskişehirspor'da geçirmişti.
* * *
KISSADAN HİSSE:
KAYIKÇININ KÜREĞİ
Bir kayıkçı yolcularını kayığı ile nehrin bir tarafından diğer tarafına geçiriyormuş. Yolcuların dikkatini kayığın kürekleri çekmiş.
Kayıkçının küreklerinin birinde inanç diğerinde çalışmak yazıyormuş.
Yolcular merak edip sormuşlar kayıkçıya 'bunların anlamı nedir?' diye.
Kayıkçı cevap vermiş;
–'Nehirden geçmek için her iki küreğe de ihtiyacım var. Çalışmaksızın inanç, inanç olmadan da çalışmak bir işe yaramaz. Bunlardan birinin eksikliği tek kürekle kayığı yürütmeye çalışmak gibidir. Başarıya ulaşmak için bunların ikisine de ihtiyacımız vardır. Yoksa olduğumuz yerde döner dururuz. Varacağımız noktaya bir türlü ulaşamayız.'
* * *
FIKRA:
Fadime'nin Huyu
Temel, en yakın arkadaşı Dursun'a dertleşiyormuş.
'Yahu Dursun, bizim Fadime'nin çok kötü bir huyu var. Gece dörde kadar uyumuyor' demiş.
-Dursun: 'Peki, o saate kadar ne yapıyor?' diye sormuş.
- 'Benim eve gelmemi bekliyor'.