Ben başından beri transfer tahtasının açılacağına inanmadım…
Sadece ben değil benim gibi Eskişehirspor taraftarlarının çoğu da inanmıyordu.
'Transfer tahtasını açıyoruz' diye siyah-kırmızılı taraftarların ağızlarına bir parmak bal çaldılar.
Aslında kendileri de inanmıyorlardı transfer tahtasını açacaklarına.
'Biz tahtayı açmak için çok uğraştık ama özellikle yerli futbolcular ve Trabzon, Konyaspor Kulüpleri anlayış göstermediler' şeklinde absürt argümanlarla kendilerini savunmaya çalışıyorlardı.
* * *
Peki, özellikle de, 'FİFA'da dosyası bulunan futbolcularla anlaştık, onları ikna ettik, imzaları aldık. 86 dosyadan 81'ini hallettik' şeklindeki demeçlerle taraftarı bulutların üstüne çıkartan açıklamalarını nereye koymalı?
Hazır para bulmuşken(!) hiç olmazsa onları kapatıp veya yeniden yapılandırıp 81 dosyadaki sorunu çözseydiniz.
Madem elinizde sıcak para vardı.
200 bin lira alacağı olan Aytaç'ın da parasını ödeyip dosyayı kapatsaydınız.
O zaman taraftarlar veya bu şehir halkı sizin transfer tahtası açmanızdaki samimiyetinize de inanmış olurdu.
PARA YOKSA BONSERVİS DE YOK
Gelelim Hasan Hüseyin Acar'ın ve Kıvanç Karakaş'ın neden imza vermedi meselesine.
Başta şunu belirteyim.
Hasan Hüseyin'in yerinde olsam ben de imza vermezdim.
'Etme bulma' dünyası derler ya.
Hasan Hüseyin sezon başında altyapıdaki kardeşi Okan Acar'ı Kayserispor alt yapısına götürmek için yönetimden bonservisini istedi.
Hasan Hüseyin'den 105 bin lira getirmesi halinde bonservisi vereceğinizi söylediniz.
'Olmaz parayı verin bonservisi alın' dediniz.
'Benim kulüpten 600 bin TL alacağım var. Alacağımdan kesersiniz' dediğinde, 'para yoksa biz de bonservisi veremeyiz' demediniz mi?
Hasan Hüseyin de, kulüpten alacağı olmasına rağmen 125 bin lira yetiştirme parası ödeyip kardeşini Kayserispor'a götürdü.
Şimdi ise Hasan Hüseyin'i, 'Bu şehrin çocuğu, bu kulüpten yetişti ama fedakarlık göstermedi' diye eleştiriyorlar.
Siz zamanında fedakarlık yapmış olsaydınız Hasan Hüseyin de anlayış gösterirdi.
Ne demişler büyüklerimiz.
'Önce çuvaldızı kendine batır iğneyi başkasına'.
Siz Hasan Hüseyin'e gereken anlayışı göstermemişiniz, şimdi de kendisinden fedakarlık bekliyorsunuz.
KIVANÇ SORUNUNU ÇÖZEMEDİNİZ
Kıvanç Karakaş'ın neden imza vermediğine gelince…
Çocuğu dünyaya geliyor.
Teknik Direktör İlhan Var telefon edip 'Hayırlı olsun. Güle güle büyütün' demiyor.
Yardımcısına telefon ettiriyor.
Kıvanç da haklı olarak tepki gösteriyor.
Bu tepkiden haberdar oluyorsunuz.
İlhan Var'a, 'neden telefon etmediğini' soruyorsunuz.
İlhan Hoca da, 'Ben kimseye telefon etmem. Yardımcım aradı' diye cevap veriyor.
O süreci de iyi yönetemediniz.
İlhan Hoca'ya son derece insani bir konuda rica edip telefon ettirmiş olsaydınız Kıvanç'ın gönlünü almış olacaktınız.
Zamanında kendisine sahip çıkmadığınız futbolcudan nasıl olur da anlayış beklersiniz.
PAZARLIĞI BİLE BECEREMEDİLER
15 gündür 'Beşiktaş Bilal Ceylan'ı istiyor. Çok az pürüzler kaldı. Onlar da bugün yarın çözülür' dediniz.
Transferin son gününde sorun çözüldü Bilal kulübe veda etti.
Yoksa pişmiş aşa su katmış olacaktınız.
Mehmet Özcan'ı 'Trabzonspor'a Erkan Zengin transferinden dolayı borcumuz karşılığında vereceğiz' dediniz.
Trabzonspor yöneticileri ile görüştüğünüzü söylediniz.
Bu transferi gerçekleştiremediniz.
Neden gerçekleşmedi o konuda da net bilgi yok.
Gelelim Furkan Balaban transferine.
Konyaspor Furkan Balaban'ı istiyordu.
Hatta beni Konya'dan gazeteci arkadaşlar arayıp yeşil-beyazlı kulübün Furkan ile ilgilendiğini, transfer etmek istediğini söylemişlerdi.
Ben de Furkan ile istedikleri bilgileri vermiştim.
Konyaspor'un yıllar önce siyah-kırmızılı kulübe verdikleri Dossa Junior transferinden 230 bin EURO alacağı var.
Bu alacağına karşılık aradan yıllar geçmesine rağmen siyah-kırmızılı kulübü sıkıştırmadı, icraya vermedi.
'Dost ve kardeş kulüp' olarak gördükleri Eskişehirspor'dan ara transferde Furkan Balaban'a talip olarak, alacaklarına karşılık satılmasını talep etti.
Herhalde gelecekte Furkan'ı daha iyi paraya satmayı düşünmüş olacaklar ki bu transfer de gerçekleşmedi.
Mehmet Özcan ve Furkan'ın satışları gerçekleşmiş olsaydı Trabzon ile Konyaspor'a olan borçlar kapanmış olurdu.
EKREM'İ NEDEN VE KAÇA SATTINIZ?
Eskişehirspor'un elindeki en önemli silahlardan birisi kaleci Ekrem'di.
İki sezondur Eskişehirspor kalesinde önemli işlere imza attı.
Siyah-Kırmızılı takımın kalesi güvendeydi.
Alacakları ödenmeyen ve sezon sonunda serbest kalacak olan Ekrem TFF'ye başvurdu.
Tam serbest kalacakken parası ödenip kulüpte kalması sağlandı.
Ara transfer açıldığında Hatayspor Ekrem'e talip olmuştu.
Ancak alacakları ödenince kulüpte kalan bu futbolcuyu, 'Herhalde nasıl olsa sezon sonunda istediği parayı veremezsek serbest kalacak. Hiç olmazsa futbolcuyu elimizdeyken satalım para kazanalım' diye düşünmüş olacaklar ki sattılar.
Ama Ekrem'in transferinden ne aldılar veya alacaklarını açıklamadılar.
Cumartesi günkü Adanaspor karşısında kaleci Melih'i gördük.
Ekrem'i mumla arattı.
Bu kaleci ile ikinci ligde bile işimiz zor.
ERKAN ZENGİN VE 11 FUTBOLCU TRANSFERİ
Eğer transfer tahtası açılsaydı Eskişehirspor Kulübü yeni bir bataklığa daha saplanmış olacaktı.
Yaşları 34 ile 36 arasında 11 futbolcu transfer edilecekti.
Bu futbolcular ligde 4 puanı olan Eskişehirspor'u ligde mi tutacaklardı?
15 maçı kalan Eskişehirspor'a 10-11 maç mı kazandıracaklardı?
2. Ligde bu futbolcuların hiçbirini oynatamazdınız.
Eskişehirspor'u ilahlar korudu!
İSTİFA EDECEK MİSİNİZ?
Eskişehirspor Başkan Yardımcısı Fatih Baturaygil, 'Transfer tahtasını açamazsak istifa ederiz' demişti.
Eskişehirspor taraftarları üç günden beri sosyal medyada Fatih Baturaygil'in bu sözlerini hatırlatarak yönetimi istifaya davet ediyorlar.
Bakalım siyah-kırmızılı kulübün yönetimi hafta içerisinde transfer tahtası açmak için neler yaptıkları ve istifa edip etmeyecekleri konusunda bir açıklama yapacak mı?
* * *
2021 YILI 'YUNUS EMRE VE TÜRKÇE' YILI İLAN EDİLDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2021 yılının 'Yunus Emre ve Türkçe Yılı' olarak kutlanmasına ilişkin genelge yayımladı. Büyük Türk düşünürü, tasavvuf ve halk şairi arı Türkçe'nin mimarı Yunus Emre'ye verdiğimiz değerin bir göstergesi.
Resmi Gazete'de yer alan genelgede, Türk dili ve medeniyetinin temel taşlarından biri olan Yunus Emre'nin vefatının 700. yılı nedeniyle 2021 yılının, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına alındığı belirtildi.
Cumhurbaşkanlığının 31380 sayılı kararıyla yayımlanan genelgeye göre Yunus Emre'nin vefatının 700'üncü yılı münasebetiyle 2021 yılı, Yunus Emre ve Türkçe Yılı olarak kutlanacak ve bu yıl, 'Bizim Yunus' olarak anılacak.
Aynı zamanda bu yıl, 'Dünya Dili Türkçe' adıyla yurtiçi ve yurtdışında bir kampanya gerçekleştirilecek.
'Yunus Emre ve Türkçe Yılı' kapsamında yürütülecek faaliyetler Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülürken tüm kurum ve kuruluşlar da bu faaliyetlere destek verecek; kimi faaliyetler de Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenecek.
* * *
Halk şairi Yunus Emre'nin, 'SEVELİM SEVİLELİM' sözü tüm dünyaya ulaşan sevgi dilinin ortak ad. Yunus Emre dostça ve kardeşçe, sevgi dili ile kıyamete kadar da o beyan, o üslup, insanlığa yol gösterecek.
Yunus Emre bir halk şairi değil halkın ozanıdır. Onun uzun, devamlı hayat tecrübeleri varlık, yokluk, aşk ve Allah hakkında hummalı zihin yoruşları vardır. Yoksulu zenginden, kafiri Müslümandan ayırmaksızın, Allah'ın eseri olan bütün insanlara karşı engin bir sevgiyle doludur.
Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır.
* * *
Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Turizm ve Kültür Bakanı Mehmet Ersoy, Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Eskişehir Valisi Erol Ayyıldız ve DSP Genel Başkanı Önder Aksakal olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.
Çorum, 'Yunus Emre'nin bizden razı olacağı, ona yakışır bir yıl olması ve Yunus'un sevgi felsefesinin tüm dünyaya hakim olması için hep birlikte çalışacağız' dedi.
* * *
Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandı.
Anadolu'nun manevi iklimi içerisinde insanların gönül dünyasını da aydınlattı.
* * *

MİLLETVEKİLLERİ BİR ARAYA GELSİN
Geçtiğimiz hafta içerisinde ben de yazmıştım.
Eskişehir 7 milletvekilinin şehrin sorunlarının çözümü konusunda bir araya gelmelerini önermiştim.
Geçtiğimiz yıllarda rahmetli Maliye Bakanı ve Eskişehir Milletvekili Kemal Unakıtan tarafından başlatılan 'yuvarlak masa toplantısı', Nabi Avcı'nın ilk dönem milletvekilliğinde de birkaç kez yapıldı.
Hatta bir toplantıya da o dönem milletvekili idi. Prof. Dr. Gaye Usluer ev sahipliği yapmıştı.
Daha sonra nedense son verildi.
* * *
İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş da geçtiğimiz günlerde konuk olduğu ES TV'de gündeme getirmiş.
Ektaş'ın sözleri şöyle: 'Eskişehir'de 7 tane milletvekilimiz var. Bu 7 tane milletvekilimizin 4 tanesi Cumhur İttifakı'na ait milletvekilleri ve Eskişehir'in çözülmeyen, üst üste biriken birçok sorunu var. Ancak bu sorunları çözmekle sorumlu olan milletvekillerinin artık harekete geçmesi lazım. Ben ivedilikle Eskişehir Milletvekillerini bir araya gelip Eskişehir'in sorunlarına çözüm üretme noktasında lobicilik faaliyetlerine zaman geçirmeksizin başlamaları gerektiğini düşünüyorum. Özellikle bu konuda tabi ki AK Parti Milletvekillerine sesleniyorum.'
* * *
Ben yazdım ancak adım atılmadı.
Bakalım İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Ektaş'ın bu çağrısı nasıl karşılık bulacak.
Mehmet Ektaş'a önerim.
İYİ Parti Milletvekili Dr. Arslan Kabukçuoğlu ev sahipliği yaparak diğer 6 milletvekiline ya Ankara'da veya Eskişehir'de belirlediği bir mekanda, 'milletvekili buluşmaları' adı altında davette bulunsun.
Bakalım kaç milletvekili veya özellikle AK Partililer gelecek mi?
* * * *

Ölümüne Soğuk ve Kirpiler...
Dünya tarihinde az rastlanır bir kış döneminde hayvanlar teker teker donarak ölmekteymiş...
Kirpiler de durumun farkına varmış, soğuktan korunmak ve kendilerini koruyabilmek için birbirlerine iyice sokulmaya karar vermişler...
Ama sırtlarındaki dikenler birbirlerine batınca ayrılmışlar ve onlar da diğerleri gibi ölümün sessizliğine yatmış, soğuk devam ettikçe de birer birer donarak ölmeye devam etmişler...
Sonunda bir karar vermeleri gerekmiş:
Ya ölüp yeryüzünden silinecekler ya da dikenlerine rağmen birleşip birbirlerine sokulmayı göze alacaklar...
Akıl baskın çıkmış ve birlik olmuşlar...
Birbirlerine sokularak ısılarını paylaşmışlar, ufak tefek yaralanmalara da hiç aldırmadan. Bu birlikteliğin getirdiği küçük yaralar ise onları hem hayatta tutunmuş hem de yaşamı öğretmiş...
(Paulo Coelho)