AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin il kongrelerine uzaktan erişimle katılıyor.
Konuşmasında teşkilatlara seslenerek, 'gönül seferberliği mücadelesinde en önemli adımlardan birisi partimize yeni üyeler kazandırmak' diyerek hedeflerinin 10 Milyon üyeye sahip olmak olduğunu vurguluyor.
Bazı illerde de partinin üst düzey yöneticileri, seçim bölgesi olmasından dolayı üye sayısının artırılması için çeşitli kampanyalar düzenliyorlar.
* * *
Yeni üye seferberliğine başlayan AK Parti, üye sayısını arttırmak için sıra dışı kampanyalara da imza atıyor.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketi de olan Rize'nin Çayeli ilçesindeki AK Parti teşkilatı, yerel basına bir ilan vererek üye olanların Beştepe Külliyesi'nde bir gün geçirme fırsatı yakalayacağını belirtti.
* * *
AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Çanakkale'de başlattıkları üye kampanyasında şöyle konuşmuş: 'AK Parti'ye üye olmak demek, 'tribünleri doldurmak' demek değildir. AK Parti'ye üye olmak demek, ülkemizin tarihi yürüyüşünde 'ben de varım' demektir. AK Parti'ye üye olmak demek, milletimizin ve ülkemizin hedefleriyle buluşmasında aksiyon almak, bu kutlu davayı sırtlamak demektir.'
* * *
Aslında üye sayısını artırmak çok da önemli değil.
Önemli olan partiye üye yaptığınız insanların oylarını sandığa yansıtabilmek.
Bugünkü sayıyı bilmiyorum ama Eskişehir AK Parti teşkilatları geçmişte 150 bine yakın üyelerinin olmasıyla övünürdü.
150 bin üye kendisiyle birlikte aile bireylerinden en az bir kişiye de oy attırabilseydi Eskişehir'de AK Parti'nin oyu 300 binden aşağı olmazdı.
* * *
Gelin en son yapılan 24 Haziran 2018'deki genel seçimlerde partilerin almış oldukları oy sayılarını inceleyelim.
AK PARTİ: 225 bin 529
CHP : 187 bin 579
2019 yılında yapılan yerel seçimleri (belediye seçimleri) sonuçları ise şöyle:
AK PARTİ: 246 bin 579
CHP : 285 bin 687
Bu rakamlara baktığımızda yukarıda da belirttiğim gibi 150 bin üyesi olan AK Parti en kötü 300 bin oy alması gerekmez miydi?
150 bin üyeye sahip bir partinin Eskişehir'de yerel seçimlerde çok daha başarılı olabilirdi.
Bildiğim kadarıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin Eskişehir'deki kayıtlı üye sayısı en son 15 binler civarında idi.
Demek ki çok üyeye sahip olmak önemli değil.
15 bin kayıtlı üyesi olan CHP genel seçimlerde 187 bin, belediye seçimlerinde ise 285 bin oy alabiliyorsa başarı budur.
* * *
AK Parti Eskişehir teşkilatının kuruluş günlerinde çok çok büyük ilgi vardı.
Hemen hemen bütün partilerdeki üyeler, partilerinden istifa ederek AK Parti'ye üye olmak için yarış içerisinde idiler.
Bunu da girdikleri ilk seçimden zaferle çıkmalarıyla taçlandırdılar.
Partinin içi her gün insan kaynıyordu.
Çay servisi yapan görevliler, partiye gelenlere çay yetiştiremiyorlardı.
* * *
Gerek milletvekili, gerek belediye başkanlığı, il genel, belediye meclis üyesi olmak için yüzlerce kişi aday adaylığı için başvuru yapıyordu.
Ama aday belirleme de yaşananlar, teşkilatların en zor dönemlerinde kahırlarını çekenler, ceplerinden yaptıkları ciddi maddi, manevi katkılarla partiyi ayakta tutmaya çalışanlar haklı olarak aday yapılmayı beklerken, kuruluşta partiye gelmekten imtina edenler en üst makamlara oturtuldular.
Emek verenler, gönül verenler dışlandı, sonradan gelenler kıymetli oldu.
Göreve gelenler kendilerinden önce o koltuklarda oturanları unuttular.
Geçmişte partiye sahip çıkanlar, bugünlere taşıyanlar adeta kağıt gibi buruşturulup atıldılar.
Pandemiden önce partinin yaptığı etkinliklere bakarsanız bunu çok net olarak görmek mümkün.
Ne arayıp hatırları soruluyor ne de tecrübelerinden faydalanılıyor.
* * *
İşte yapılan hatalar zinciri parti içerisinde kırgınlıklara, küskünlüklere ve istifalar yaşanmasına neden oldu.
Bu nedenle AK Parti'nin oyları da giderek geriledi.
Ahmet Davutoğlu ile Mehmet Ali Babacan'ın partiden istifa ederek kendi partilerini kurmalarıyla AK Parti'nin oy oranı yapılacak ilk seçimlerde daha da düşecek gibi görünüyor.
AK Parti'den kopanlar DEVA ve GELECEK Parti'lerine kayıyor.
Çok küçük de olsa İYİ Parti'ye gidiyor.
* * *
Sanki bu gelişmeler yaşanmıyormuş gibi partiye yeni üyeler kaydediliyor.
Önce geçmişte partiyi sırtlarında taşıyanları partide tutmaya çalışın.
Yaşanan kırgınlıkları, küskünlükleri tamir edin.
Sonra yeni üyeleri kaydedin.
Zaten partiye yeni kaydolanların büyük çoğunluğu, 'ya kendisine, ya çocuklarına ya da birinci derece yakınlarımı işe sokabilir miyim' düşüncesi taşıdıkları iddia ediliyor.
Beklentileri gerçekleşmeyince ya istifa ediyorlar ya da sandıkta diğer partilere oy atıyorlar.
* * *
Son söz.
Tekrar ediyorum. Yeni üyeler yapmak yerine gidenleri döndürebilmek için gönüllerini alın. Onları geri çevirseniz o bile büyük başarı sayılır.

* * *

GEÇ VERİLMİŞ BİR KARAR
Eskişehirspor başkan ve yönetimi İlhan Var ile yollarını 4 Ocak tarihinde ayırdı.
Bugün 4 Şubat.
Aradan tam bir ay geçti.
Bir aydır siyah-kırmızılı takımım başında teknik direktör yoktu.
Oysa İlhan Hoca gönderilirken yerine getireceğin isim belirlenmiş olmalıydı.
Takım Antalya'ya bir haftalık kampa gidiyor başında hoca yok.
Alt yapı hocalarıyla 2. Yarı hazırlıkları yapıldı.
Yanlış anlaşılmasın.
Alt yapının başındaki hocaları küçümsemiyorum.
Hepsi de Eskişehirspor'a yeni futbolcular yetiştirmek adına ellerinden geleni yapıyorlar.
Bugün A takım forması giyen genç futbolcuların hemen hemen hepsi alt yapıdan yetişenler.
* * *
İlhan Var gönderildikten sonra hiç vakit kaybetmeden takımın başına bugün anlaştığımız Cengiz Seçsev'i getirmiş olsaydınız hiç olmazsa kampta futbolcuları daha yakından tanımış olurdu.
Hem de Mustafa Özer ile İlhan Var'ın takıma uğrattıkları erozyonu tamir edebilirdi.
Belki de Ankaraspor ile Adanaspor maçları kaybedilmeyebilirdi.
* * *
Ben Mustafa Özer'in gönderildiği günden beri yazılarımda Eskişehirspor yönetime, 'Bu saatten sonra Eskişehir dışından hoca aramayın. Gözünüzü açın bu şehirde siyah-kırmızılı kulübün takımı çalıştıracak hocalar var. Bunlardan birisi Cengiz Seçsev' diye sürekli uyarılarda bulundum.
Ancak onların gözleri hep dışarıdaydı.
Dışarıdan getirdikleri hocalar, Çoşkun Demirbakan hariç bu takımını bataklığa sürüklediler.
Bataklıktan kurtarmakta Cengiz Hoca'ya kaldı.
* * *
Ama merak etmesinler.
Mustafa Özer'in arkasında durdukları kadar Cengiz Hoca'nın da arkasında dursunlar, ona destek versinler, futbolcularda hocalarına inanırsa bu sezon tren kaçtı ama en azından gelecek sezon 2'ligden yeniden birinci lig treninin ilk vagonuna binerler.
* * *
Bilmiyorum Eskişehir'de Cengiz Seçsev'i tanımayan var mı?
Belki de genç nesil tanımıyor olabilir.
Onlara ben tanıtmış olayım.
Aktif futbolu bıraktıktan hemen sonra Eskişehir Şekerspor, Yozgatspor, Eyüpspor,
Bilecikspor, Kütahyaspor, Düzcespor, Batman Belediyespor, Tarsus İdmanyurdu, TKİ Tavşanlı Linyitspor, Bugsaşspor ve Tarsus İdman Yurdu takımlarında görev yaptı. * * *
1983-84 sezonunda Nihat Atacan'ın çalıştırdığı Malatyaspor'u namağlup şampiyon yaptığı o günkü adıyla 1. Lig, bugün ise Süper Lig'e çıkardığı sarı-kırmızılı takımın efsane kadrosundaki futbolcularından biri.
* * *
Cengiz Hocama başarılar diliyorum.
İşi çok ama çok zor…
Çarşamba günü takıma ilk antrenmanını yaptırdı.
Cumartesi günü Altay ile karşılaşacak Eskişehirspor'un başında kulübede olacak.
Altay'da sezon başında anlaştığı Yücel İldiz Hoca ile İstanbulspor yenilgisinin ardından yollarını ayırdı.
Muhtemelen o maçta takımın başında yardımcı hocalardan birisi olacak.
Ancak İzmir'in siyah-beyazlı ekibi ligin ilk yarısında Eskişehirspor'u 6-0 yenmişti.
Ara transfer döneminde özellikle Süper Lig deneyimi olan futbolcularla yaptığı takviyeler Siyah Beyazlı ekibi daha güçlendirdi.
Cengiz Hoca, bu maç öncesi genç futbolcuların 32 haftadır paramparça olan öz güvenlerini sağlar ve psikolojik yıkımlarını biraz olsun onarabilirse puan veya puanlar için niye umutlanmayalım?

* * * *

ESKİŞEHİR'E GELİR Mİ?
İYİ Parti Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu, Türkiye'nin 14 opera ve bale salonunun 4'ünü bulunduran Eskişehir'de Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü bulunmamasını TBMM gündemine taşıdı.
Kabukçuoğlu'nun da belirttiği gibi, ülkemizde bulunan 13 opera ve bale salonundan 3'ü Eskişehir'de.
Toplamda 2 bin 285 seyirci kapasitesine sahip olan bu salonlardan birisi Anadolu Üniversitesi, diğer ikisi ise Eskişehir Büyükşehir Belediyesine ait Kültür ve Sanat Kompleksleri içerisinde yer alıyor.
* * *
TÜİK verilerine göre ülkemizde bulunan toplam 11 bin 672 opera ve bale solunu koltuğunun yaklaşık yüzde 20'si de (2 bin 285) Eskişehir'de. 2011 yılından bu yana Eskişehir, Türkiye'de ulusal anlamda ilk kez düzenlenen Ulusal Opera ve Bale Günlerine ev sahipliği yapıyor.
Yine 2008 yılında yapılan 597 kişi kapasiteli Prof. Dr. A. Necat Akgün Salonu, simultane odası ve orkestra çukuru ile Osmangazi Üniversitesi bünyesinde hizmet veriyor.
* * *
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 da Odunpazarındaki Modern Müze'nin açılış kurdelesini keserken, 'Dünya'nın ve coğrafyamızın kadim medeniyetlerine ev sahipliği yapan ve her birisinden izler taşıyan Eskişehir bugün de eğitimde, kültürde ve sanattaki canlılığı ile böyle bir müze için en ideal şehirdir' sözleriyle Eskişehir'in kültür ve sanat şehri olduğuna dikkat çekmişti.
* * *
Geçmişte Eskişehir'e övgüler yağdıran Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bu şehir halkı bulunduran Eskişehir'de Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün kurulmasını bekliyor.


* * *

küçük gülümseme bile bir sevgi işaretidir
Adam karısına pek hoş davranmaz, kalbini kırar.
Sonra karısından sofrayı kurmasını ister.
Kadıncağız hiç sesini çıkarmadan kurar sofrayı ve buyur eder kocasını.
Adam sabırsızca sofraya oturur, iştah kabartacak bir zevkle yemeye başlar. Yemek tuzsuz olmuştur. Birkaç lokma yedikten sonra karısından tuz ister.
Karısı; 'sen yiyedur ben getiririm' der ve içeri gider.
Adam ikide bir; 'tuz nerde kaldı?' diye sorar.
Kadın her seferinde, 'tamam getiriyorum' diye cevap verir.
Fakat tuz bir türlü sofraya gelmez.
Neyse adam tuzu isteye isteye karnını doyurur.
Sonra aklı başına gelir. Az önce hatununun kalbini kırdığı için özür diler.
Hanım mutfağa gider ve elinde tuzla geri döner.
Adam merak eder ve sorar; 'Bu ne şimdi karnım doyduktan sonra tuzu ben ne yapayım' der.
Karısı da ona; 'Senin kalbimi kırdıktan sonra dilediğin özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir, ihtiyaç kalmaz' der.
- - - - - -
Evet, dikkat etmek lazım! Kırmamak lazım. Gönül sevmek demektir.
Sevip te kıymetini bilmek. İnsanlar için güzel dostluklar kurması kadar, dostlarına olan muhabbetini göstermesi de önemlidir.
Bunun birçok yolu var.
Bazen bir küçük gülümseme bile bir sevgi işaretidir...
* * *