Önceki gün Özgür Özel Eskişehir’deydi.
Gün boyu kendisini takip etmiş biri olarak bu köşeyi kaleme alıyorum.
Meslek hayatım boyunca bu kadar yorulduğum bir haber hatırlamıyorum.
Sabahtan akşama çalıştığımız çok oldu.
Ancak böylesi bir izdiham görmedim.
Daha kalabalık mitinglere, daha kalabalık toplantılara elbette katıldık.
Fakat halkın Özgür Özel’e olan ilgisi, ona sarılma ya da fotoğraf çektirme talebi zaman zaman ezilme tehlikelerini de beraberinde getirdi.
Özel’in AKM’den başlattığı yürüyüşe katılım Hamamyolu’na gidene kadar arttıkça arttı.
Çevrede bulunan insanlar Özel’den desteğini esirgemedi, sahaya inmeyenler de evlerinin pencere veya balkonlarından alkışlarıyla Özel’in yanında olduklarını ifade etti.
Hal böyle olunca iktidar kanadı yaşanan bu sevgi selinden rahatsız oldu.
Ekipçe oturup neleri eleştirsek de bu başarıya gölge düşürsek diye beyin fırtınası yaptılar.
Önce tepeden çekilmiş bir fotoğrafı saldılar sanal aleme…
Az kişi katıldığını hatta 500 kişi katıldığını söylediler.
Baktılar kalabalığın olduğu videolar gelmeye başladı, “bu fotoğraf işi yaş” dediler.
Düşündüler, düşündüler…
“Aa, basın mensuplarına koruma saldırmış, buradan yürürüz biz” diyerek başladılar paylaşımlara…
Amaç gölge düşürmek ya, nereden tuttursalar kardır…
Hiç açıklama yapmayan siyasilerin açıklamaları mı dersiniz, trollerin basın emekçilerine olan sevdaları(!) mı dersiniz…
İktidar tarafından daha önce hiç bu kadar değerli hissettirilmemiştik!
Çünkü biz Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan şehrimize geldiğinde, bırakın Cumhurbaşkanı’na yaklaşmayı korumaların dahiyanına yaklaşamayan o “değerli” basın emekçileriyiz!
Dün söz konusu koruma arkadaşımıza saldırdığı esnada tam da oradaydım.
Korumaların görevinin ciddiyetini bilen, stresini anlayabilen her şeyden önemlisi daha önce de koruma görmüş olan insanlarız.
Ki tahmin edersiniz ki Özel’in sadece bir tane koruması yok, diğer koruma arkadaşlar gibi işini layıkıyla yapmış olsaydı arkadaş bu kadar öne çıkmayacaktı.
Fakat astığım astık, kestiğim kestik tavırları içinde, sadece bir arkadaşımıza değil birçok arkadaşımıza hatta milletvekiline dahi bu tutumla yaklaşan korumaya olay yerinde tepki gösterdik, sosyal medyadan da yaşananları aktardık.
“Taraf” olmadığımız için, “Olsun Özel’in korumasıdır, yapar” demedik, hak edene hak ettiği gibi refleks gösterdik.
Ama bu demek değil ki, Özel’in programında sürekli kaos hakimdi.
Devletin ilgili mercileri tarafından atanan korumaların sorumlusu da elbette Özgür Özel değil.
AK Partililer samimi olsaydılar eğer; özellikle Cumhurbaşkanı programlarına istemedikleri basın mensuplarının akreditasyonunu yapmazken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 metre yakınına yaklaştırmazken, bariyerlerden öteye kimseyi geçirmezken, hapishaneye gazetecileri tıkarken de böyle seslerini çıkartırlardı.
Yine de basın özgürlüğünü gündemlerine almaları bir nevi sevindirici.
25 yıl sonra basın özgürlüğü ile ilgili bir iki kelam edebilmeleriolumlu bir gelişme.
Özgür Özel 1-2 kere daha Eskişehir’e gelse, CHP’li de olacak gibiler…
Malum, mutlak butlan kararının ardından hepsinde bir Kılıçdaroğlu sevdası hasıl oldu.
Onun arayıp da bulamadığı il başkanlığı için aday olabilirler.
Nasıl olsa aynı çizgide siyasi mücadele veriyorlar… 😊