2023 seçimlerine 8 ay kaldı. Partilerde artık seçime yönelik hamlelerini yapmaya başladılar.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesiyle evi olmayan dar gelirlilere müjdeyi verdi. Çok büyük ilgi var. Vatandaşlar banka şubelerinin önünde kayıt olmak için saatlerce sırada bekledi.
'Bu son şansımız. İnşallah ev sahibi oluruz' diyerek hak sahiplerinin belirleneceği günü sabırsızlıkla beklemeye başladılar.
Her ne kadar 'sosyal proje' gibi gözükse de seçim yatırımı.
TOKİ tarafından yapılacak konutların temelleri atılıp en azından kışa kadar su basman seviyesine getirerek, her ne kadar birileri 'bu kadar çok sayıda konutu yapamazlar' söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını seçmene göstermiş olurlar.
Hele birde 2023 Haziran ayına kadar da binaların kaba inşaatları bitirilebilirse özellikle yıllardır başını sokacak 'ev sahibi olma' hayalleri kuranların gönüllerine girerler.
Erdoğan'ın bu hamlesi AK Parti'nin yaşadığı oy kaybını durdurabilecek mi? Yoksa muhalefet partilerinin 'Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden yeniden parlamenter sisteme döneceğiz' söylemimi daha etkili olacak? Onu da seçimde göreceğiz.
* * *
Yazımın başlığına dönelim.
AK Parti İl Başkanı Zihni Çalışkan son günlerde 'şehrin duayenleri' ve arkalarında büyük güç bulunan 'sivil toplum örgütlerinin' başkanlarına 'istişare ziyaretleri' yapmaya başladı.
Bu ziyaretlere AK Parti'ye geçmişte destek vermeyen, hatta yıllarca muhalefet partilerinde yöneticilik veya milletvekilliği yapmış 'aksakallılara' yapması dikkat çekici.
Önce CHP İl Başkanlığı yapmış, yıllarca partisinin bayrağını sallamış İsmet Süder ile AK Parti İl Başkanlığı makamında görüştü.
Daha sonra gençlik yıllarında Ülkücü harekatın içerisinde yer almış, yükseköğrenimini tamamladıktan sonra rahmetli babası Hamit Dedelek'in partisi Adalet Partisi'nde siyaset yapmaya karar vermiş, DYP ve ANAP'ta üç dönem milletvekilliği, bakanlık yapmış İbrahim Yaşar Dedelek'i ofisinde ziyaret etti.
Her ne kadar basına yansımasa da Emirdağlıların sevip saydığı isim olan Avrupa Birliği Türkleri Kültür ve Dayanışma PlatformuBaşkanıSebahattin Tetik ile de yüz yüze görüşmüşler.
* * *
Yukarıda da yazdım.
İlk etapta yüz yüze görüşme yaptığı, görüş alışverişinde bulunduğu isimler ne geçmişte ne de bugün AK Parti'ye destek olmamış isimler.
Ama yıllarca şehrin siyasetine damga vuran köşe taşları…
Bu nedenle Zihni Çalışkan'ın yapmış olduğu bu ziyaretleri önemsiyorum.
Onlardan 'AK Parti'ye destek olun' diye bir talebinin de olmadığını biliyorum. Zaten öyle bir teklifle gitmiş olsa 'ret' cevabını alacağını biliyor.
Şehrin siyasetine yön vermiş o 'Aksakallı' isimlerden şehrin beklentileri, sorunları, AK Parti iktidarı olarak yaptıkları veya yapamadıkları hizmetler konusunda bilgi alışverişi yapıyor.
Zihni Çalışkan'a 'bu ziyaretleri neden yapıyorsun?' diye sorulmuş.
Yanıtı şöyle:
'Eskişehir'in 'yalnızca ben bilirim' diyenlerle değil, ortak akılla yönetilmesi gerektiğine inanıyorum. Şehrimizi seviyoruz ve şehrimiz için dertleniyoruz. Parti ve siyasi görüş farklılığı gözetmeksizin büyüklerimizle birlikte ortak paydada Eskişehir için ne yapabilirizi istişare ediyoruz.'
Çok doğru.
Keşke bunu geçmişte AK Parti'de il başkanlığı yapmış isimlerde yapabilselerdi.
Eski Devlet Bakanı İbrahim Yaşar Dedelek, Zihni Çalışkan'ın ziyaretini anlamlı bulduğunu belirterek, şu ifadeleri kullanmış:
'Eskişehir'in ve Eskişehirspor'un geleceğinden tutun da şehrimize yapılacak yatırımlara kadar çok verimli istişarelerde bulunduk. Bundan çok memnuniyet duydum. Çünkü 3 üniversitesi bulunan öğrenci şehri kentimizin olgun insanları, yetişmiş insanları olan bir yerde siyasi partilerin kavgadan ziyade uzlaşmadan yana olmalarını hep temenni etmişimdir. Elbette siyasi görüşümüzde farklılıklar olabilir. İnşallah bu diyaloglarımız diğer siyasi partilere de örnek olur. Birlikte ilk ileri adımı atan değerli başkanımıza şükranlarımızı sunuyorum. Başkanımızın
Eskişehir için yaptığı olumlu açıklamalara destek vereceğiz.'
* * *
Dedelek'in de belirttiği gibi geçmişte milletvekilliği, bakanlık, belediye başkanlığı, il başkanlığı yapmış kişiler siyasi görüşlerini bir kenara bırakarak bir masa etrafında toplanarak, 'Eskişehir ve bu şehrin en değerli markalarından birisi olan Eskişehirspor için ne yapabiliriz? Şehrimizin öncelikli sorunları neler?' gibi konularda kafa yormalılar.
Bugün iktidarda AK Parti var. 2023 seçimlerinde belki başka bir parti iktidar olacak. Veya AK Parti yoluna devam edecek. O nedenle şimdiden şehrin öncelikli sorunları belirlenip bir sıralama yapılırsa bu sorunlar daha çabuk çözülebilir.
* * *

ALKIŞLAR BAŞSAVCIYA
Eskişehir'de 'Aile içi ve kadına şiddet' olaylarına yönelik gerçekleştirilen kurumlar arası koordinasyon toplantısında, uygulanan önleyici ve koruyucu tedbirlerin sahaya yansımaları ile süreçte ortaya çıkan sorunlar kurumlarca ele alındı.
Burada konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan,'Tek bir kadının dahi hayattan koparılmasına izin vermeyeceğiz' demiş.
Son yıllarda kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin sayısı arttı.
2020 yılında 300 kadın cinayet kurban gitmişti.2021 yılında 280 kadın öldürüldü, 217 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.2022'nin ilk yedi ayında 188 kadın cinayeti, 146 şüpheli kadın ölümü var.
TÜRKİYE'DE KADINLARIN
% 38'İ ŞİDDET GÖRÜYOR
Cinsiyet ayrımcılığının en fazla olduğu ülkeler arasında yer alan Türkiye, 129 ülkenin yer aldığı listede 26'ıncı yer alıyor. OECD'ye göre, Türkiye'de 2019 yılında kadınların yüzde 38'i herhangi yakın bir partneri tarafından fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldı.
OECD'nin raporunda yer alan dikkat çekici bir başka detay ise, Türkiye'de bir kocanın veya partnerin belirli koşullar altında eşinin dövmesinin haklı olduğunu kabul eden kadınların oranının yüzde 13,3 olması. Türkiye bu kategoride 152 ülke arasında 94. sırada yer aldı.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında kadına şiddetin en yaygın olduğu ülke Türkiye, dünyada en yaygın olduğu ülke ise Pakistan.
OECD'ye üye 36 ülke arasında Türkiye zirvede yer alırken kadına şiddetin en yaygın olduğu bir diğer OECD ülkesi ise Kolombiya oldu. Güney Amerika ülkesinde kadınların yüzde 37,4'ü şiddete maruz kalıyor. OECD'ye üye ülkeler arasında kadına şiddetin en fazla olduğu diğer ülkeler ise şu şekilde: ABD (yüzde 35.6), Yeni Zelanda (yüzde 35), Danimarka (yüzde 32) ve Letonya (yüzde 32).
* * *
Toplantıda konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, toplantının amacının aile içi ve kadına şiddet olayları ile ilgili geliştirilen yeni yaklaşımların uygulamaya geçirilmesi noktasında kurumlarca istişarelerde bulunulması olduğunu belirtmiş, 'Bizler bir prosedürü gerçekleştirmek amacıyla burada değiliz. Devletimizin, vatandaşımızın ve tüm kurumların en üst seviyede farkındalık gösterdiği aile içi ve kadına şiddet olaylarının önlenmesi noktasında ortak bir paydada buluşmak amacıyla bir araya geldik. İlimizde bir çocuğun örselenmemesi, bir ailenin dağılmaması için kurumlarımıza düşen, yapmamız gereken işlerle ilgili hep birlikte inisiyatif alacağız. Tek bir kadının dahi hayattan koparılmasına izin vermeyeceğiz. Devletimizin kurumlarının bu sorunları çözmek için koordinasyon içinde olması gerekiyor. Uygulamaya başladığımız yeni yaklaşım ile aile içi ve kadına şiddet dosyalarında olay, mağdur ve kişi bazlı takibimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu noktada hepimizin üzerine alması gereken sorumluluklar var. Sizlerle birlikte iletişimimizi en yüksek seviyede tutarak sorunları çözüme kavuşturacağımıza inanıyorum' demiş.
* * *
Türkiye'de 'Kadına yönelik şiddet' olaylarının artış gösterdiği bir dönemde yapılan bu toplantı önemli. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan'ın altını özellikle çizerek ifade ettiği, 'İlimizde bir çocuğun örselenmemesi, bir ailenin dağılmaması için kurumlarımıza düşen, yapmamız gereken işlerle ilgili hep birlikte inisiyatif alacağız. Tek bir kadının dahi hayattan koparılmasına izin vermeyeceğiz' söz önemli.
İnşallah bu toplantıda alınan kurumlar arası iş birliği sayesinde alınacak önlemlerle Eskişehir'de 'kadına yönelik şiddet' olaylarının en az yaşandığı il olur. Bu işbirliği hem Türkiye'ye hem de Dünya'ya örnek olur.
Alkışlar Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan'a

FIKRA

On Akçe Olsun
Nasreddin Hoca, bir gece, derin uykuda iken rüya görmüş. Tanımadığı kişiler, Hocaya dokuz akçe vermişler.
Hoca, dokuz akçeyle yetinmek istememiş:
-'Hiç değilse, bunu on akçe yapın'demiş. Fakat parayı verenler, dokuz akçeden fazlasını, bir türlü vermek istememişler. Tam bu sırada, Hoca uykusundan uyanmış. Birde bakmış ki, avucunda, değil dokuz akçe, bir akçe bile yok. Şaşırmış, üzülmüş. Gözlerini sıkı sıkı kapayarak, elini uzatmış:
-'Vazgeçtim on akçeden, dokuz akçe olsun yeter'demiş.
* * *

DERS VEREN HİKÂYE:

HZ. ALİ VE HIRSIZ
Hz.Ali bir gün mescide geldi. Mescidin kapısında bir adam duruyordu. Hz. Ali bu adamdan kendisi mescitten çıkana kadar bineğine sahip çıkmasını istedi. Hz. Ali mescide girdikten sonra adam hayvanın yularını alıp kaçtı. Hayvanı ortada başıboş bırakıverdi. Hz. Ali mescitten çıkarken elinde iki dirhem para vardı; adamı yaptığı yardımdan dolayı ödüllendirmek istiyordu. Fakat birde ne görsün. Hayvancığız tek başına, hem de yuları da çalınmış olarak kapıda bekliyor. Yapacak bir şey yoktu. Hz. Ali evine döndü.
Daha sonra, yanında çalışan çocuğu yeni bir yular alması için çarşıya gönderdi. Çocuk, iki dirheme bir yular aldı. Hz. Ali yuları görünce şaşırdı. Bu yular çalınan yular değil miydi? Hırsız onu çocuğa iki dirheme satmıştı. Bunu gören Hz. Ali şöyle dedi:
'İnsan sabretmemekle sadece, helal olan rızkını harama çevirir. Asla kendisine takdir edilen rızkı arttıramaz.'
* * *