Yakın tarihin en çok tartışılan şahsiyetlerinden biri son padişah Vahdettin'dir.
4 Temmuz 1918'de padişah olan Vahdettin'in,parçalanmaya başlamış bir devletin başına geçmesinden yaklaşık dört ay sonra Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmış; Osmanlı ülkesi işgallere ve paylaşılmaya hazır hale gelmişti. Zaten,13 Kasım 1918'de Osmanlı Devleti'nin Başkenti İstanbul İtilaf Devletleri tarafından fiilen işgal edildi.
Padişah Vahdettin ve İstanbul hükümeti ülkeyi yönetme gücü ve kudretinden uzak,çaresizlik içinde işgallere seyirci kalıyordu.
Talihsiz Padişah,kurtuluş için İngiliz himayesine girmekten başka çare olmadığına inanıyordu. Aynı tarihte İstanbul'a gelen Mustafa Kemal ise, Boğaz'a sıralanmış işgal gemilerine bakarak 'Geldikleri gibi giderler..' diyordu.
Çakma tarihçilerin püsküllü(!) yalan yanlışbilgiler ile Mustafa Kemal Paşa'nın Kurtuluş Savaşı'ndaki yerini küçültmeye çalışmak için uydurduklarının başında; Kurtuluş Savaşı'nı Vahdettin'in başlattığı ve Mustafa Kemal'i bu amaçla görevlendirdiği konusu gelmektedir.
İŞİN ASLI NEDİR?
Yunanistan, Doğu Karadeniz'de bir Rum Pontus Devleti kurmak istiyordu. Bu amaçla bölgede örgütledikleri Rum çeteler yerel halka saldırıyordu. Bunun üzerine sahipsiz kalan halk kendi öz savunmaları için yerel örgütler kurarak direnmeye başladı.
İşgalci İngilizler, Yunanlılar ve Rumlar başlayan direnişlerin, 'kendi düzenlerini ve planlarını' engellemesinden tedirgin oluyordu.
İngilizler, İstanbul'daki hükümete bir nota vererek Mondros Mütarekesi koşullarına uyulmasını istediler ve 'Eğer siz bu saldırıları ve düzensizliği durdurmakta aciz iseniz, görevi biz üzerimize alacağız' diye tehdit ettiler.
İstanbul hükümeti, İngiliz baskıları karşısında, Samsun yöresindeki durumu yerinde inceleterek gerekli önlemlerin alınmasına karar verdi. 'Bölgede asayişi sağlamak, çatışmaları önlemek ve İngilizleri yatıştırmak için' bölgeye güvenilir ve yetenekli bir generalin gönderilmesi uygun görüldü.
İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal Paşa'yı, 'Halkı örgütleyip düşmana karşı direnmesi için değil, yer yer başlamış olan direnişleri sonlandırması için Samsun'a gönderdi.Vahdettin de bu kararı onayladı.'
MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN PLANI
Mustafa Kemal, işgal İstanbul'unda bulunduğu 6 aylık sürede bir taraftan Anadolu'ya geçiş yolu üzerine çalışırken bir yandan da Şişli'deki evde gizli görüşmeler yaparak bir 'kurtuluş planı' hazırlıyordu. İşte bu görüşmeler sırasında Hükümet ve Genelkurmay'daki nüfuzlu arkadaşlarını devreye sokarak müfettişlik görevini almayı başardı. (İst. Son 6 Ay- A.Coşkun)
PADİŞAH HANGİ GÖREVLERİ VERDİ?
Padişah ve İstanbul hükümetinin Mustafa Kemal Paşa'ya verdikleri başlıca görevler şunlardı;
1- Bölgedeki asayişin düzeltilmesi, asayişsizlik sebeplerinin saptanması.
2- Silah ve cephanenin bir an önce toplattırılıp koruma altına alınması.
3- Şuralar varsa ve asker topluyorsa, bunun kesinlikle engellenmesi.
- Görev ve yetkilerden anlaşılacağı gibi, Padişah Vahdettin, doğrudan doğruya İngilizlerin 'notası ve isteği' üzerine harekete geçmiştir.
- Vahdettin'in, Mustafa Kemal Paşa'dan istediği ve beklediği Anadolu'da bir direniş başlatmak değil, tam tersine başlamış olan direnişleri etkisiz hale getirmektir.
- Padişah Vahdettin ve Sadrazamlığa getirdiği Damat Ferit Paşa, İngilizlere karşı direnmeyi bir an bile düşünmemiştir.Çünkü direnerek değil, emperyalizmin merhametine sığınarak kurtulacaklarını düşünüyorlardı.
- Mustafa Kemal Paşa, 'Anadolu'ya geçip, kendisine verilen görevin tam tersine halkı direnişe çağırıp Milli Mücadele'yi başlatacağı anlaşılınca' hemen geri çağrıldı. Geri dönmeyince görevden alındı, rütbeleri, nişanları söküldü,idama mahkûm edildi.
- Öldürülmesinin dine uygun olduğunu yazan fetvalar yayımlandı.
- İşgallere karşı direnen Milli Kuvvetler'e karşı ordular düzenlendi, kardeş kanı döküldü.
Tüm bu kararların altında Padişah Vahdettin ve İstanbul Hükümeti'nin imzası, onayı vardı.
TARİHE VE ECDADA SAYGI!...
Kurtuluş Savaşı, sadece Anadolu'da değil, emperyalistlerin pençeleri altında ezilen tüm mazlum milletlerde sevinçle karşılanan büyük bir zaferdir.
Türklerin ve Müslümanların Anadolu topraklarındaki bağımsız varlığı Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 'ulusal birlik' gücüyle kazanılan Kurtuluş Savaşı sayesinde sürebilmiştir. 'Tarihimize ve ecdada'karşı yapılan asıl büyük saygısızlık, aksine düşüncelerle tarihi gerçekleri 'bilerek' saptırmaktır…